STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 05 Ocak 2017, Perşembe 18:56:17 tarihinde eklendi. 564 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DİYANET VE SİYASET - Mustafa Sönmez

DİYANET VE SİYASET

Sevgili okuycular, İsveç’e gelen insanlarımız elbette inançlarını, kültürlerini ve hayallerini de beraberinde getirdiler. Bir tahta bavul onların tüm dünyalarıydı. Amaçlarında kısa dönem bir işyaşamı ve para biriktirme vardı. Bu biriktirdikleri paralarla tekrar köylerine dönerek kimi tarlasını büyütecek, kimi küçük bakkal dükkanı açacak, kimi hayvancılık yapacak ve kimi de traktör alarak büyük çiftlik kuracaktı. Bu insanlarımızın hayallerinin yavaş yavaş kaybolmaya başlamasıyla aileleri İsveç’e taşındı. Bir kez daha geri dönüşün gerçekleşmeyeceği tüm çıplaklığıyla oartaya çıkınca, kalışın kurumları biçimlenmeye başladı.

İnsanlarımız, ev sahibi olmaya, işyeri açmaya ve ibadetevlerini kurmaya başladılar. Önceleri apartman altlarındaki mescitler, gün yüzüne çıkmaya ve cami yapma hayalleri belirmeye başladı. 1985’lere kadar insanlarımızın fazlasıyla mescitleri ve imamları yoktu ama hep birarada ibadetlerini el ele, kol kola birlikte yerine getiriyorlardı. Aralarında ayrışma, kutuplaşma gibi bölünmeleri de yoktu.

Ne zaman ki, Rabıta maaşlı imamlar Türkiye’den gelmeye başladılar. Bu imamlar eliyle toplum yavaş yavaş dinsel bağlamda ayrışmaya ve birbirlerine sırt dönmeye başladılar. İsveç’e hem tarikatlar hem de cemaatlar bu imamlar eliyle yerleştirildiler. 2000’li yıllarda Fetö’cüler adımlarını atarak varlıklarını kısa sürede en üst düzeye çıkardılar. Fetö’cülere o zaman, bugün “veba”dan kaçarcasına kaçanlar büyük yardımlarda bulundular, el üstünde tuttular, serpilip, büyümelerine yol açtılar.

Bugün adı “İsveç Din Hizmetleri ve Sosyal İşler Müşavirliği” olan devlet kurumu hiçbir zaman tarikatlara, cemaatlara tepki göstermedi. Halkın dinsel bağlamda ayrışmasına bir ölçüde göz yumdu. 2008 yılında bu kuruma Prof. Dr. Adnan Bülent Baloğlu atandı ve 2013’e kadar bu görevde kaldı. Baloğlu döneminde halkın kendi elleriyle kurup yürüttüğü bölgesel “Cenaze Fonları” na göz dikildi. Türlü oyun ve dolaplarla bir kısmı “Diyanet Cenaze Fonu” adı altında birleştirilerek bu kuruma bağlandı. Fonların yönetimi Diyanet İşleri Başkanlığı’na geçti.

Bugün İsveç’te başta büyük kentler olmak üzere önemli camilerimiz, mescitlerimiz vardır. Bunların bir kısmı İsveç Din Hizmetleri ve Sosyal İşler Müşavirliği’ne bağlıdır. Buralara Türkiye’den gönderilen bayan ve bay imamlar hizmet vermektedirler. İsveç çapında Diyanet’in dışında da tarikatlara, cemaatlara ait geniş bir Kuran kursu ağı vardır. Bu kursların içerikleri tartışabilir hatta tartışılmalıdır. Küçük çocukların hem psikolojik hem de eğitimsel olarak etkilenmeleri üzerinde durulmalıdır.

Ne yazık ki, görevi din konusuyla sınırlı olması gereken İsveç Din Hizmetleri ve Sosyal İşler Müşavirliği ve imamları siyasetin güdümüne girmiş olması üzücüdür. Mescit ve camilerimiz kendilerini siyasetin dışında tutabilme başarısını gösterememişlerdir. Yurtdışında oy kullanma olayın gerçekleşmesinden sonra yapılan seçimlerde imamlar siyasi bağlamda önemli roller üstlenmişlerdir. Bunları yazmamak ya da dile getirmemek için üç maymunu oynamaya gerek yoktur. İnsanların gözleri kör, kulakları sağır değildir.

İsveç Postası 18.12.2016 tarihinde Rinkeby camisinde “Halep” için küçük çocukların kullanılarak yardım toplanması, imamların politik yönlerini eleştirilmiş ve bize ulaşan birtakım haberleri kullanarak bir haber yapmıştır. Bu haber daha sonra bazı nedenlerden dolayı siteden kaldırılmıştır. Bu haber üzerine İsveç Din Hizmetleri ve Sosyal İşler Müşaviri Mehmet Fatih Karaca bir “Basın Açıklaması” yayınlayarak bizi iftiracı olmakla suçlamıştır.

Açıklamasında, “Haberde yer alan iddiaların tamamının asılsız ve iftira olduğunu belirtiyor ve Din Hizmetleri Müşavirliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevlileri hakkında ileri sürülen hususların tamamını ilgili makamlar nezdindeki yasal haklarımız saklı kalmak üzere en kuvvetli bir şekilde reddediyoruz. Dünyanın hemen hemen her yerinde sağduyu sahibi bütün insanların savunmasız sivillere dönük olarak yapmış olduğu bir iyiliği, konu ile ilgi ve alakası olmayan öğelerle donatarak böylesine farklı bir şekilde lanse etmenin anlaşılmasında da zorlanıyoruz” diyor.


Sayın Karaca, biz de sizin iddialarını reddediyoruz. İsveç Postası’nın verilemeyecek bir hesabı yoktur. İsveç Postası açık ya da üstü kapalı tehditlere boyun eğme gibi bir tavrı da yoktur. İlgili haberde, çocukların kullanılmasına karşı çıkılmış ve bunun yanlışlığı vurgulanmıştır. Eğer haberde suç unsuru görüyorsanız, yargı yolları açıktır.

Irak ve Suriye’de yaşananlar bir insanlık dramıdır. Ben kendi adıma insanlığımdan utanıyorum. Bu durumun suçlusu ben ve benim gibi düşünenler değildir. Suçluları Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlarında ve onlara destek verenlerde aranması gerekmez mi? Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş,” Türkiye’nin Suriye politikası başından beri yanlıştı” diyor. Ne demeli, “Günaydın, Sayın Kurtulmuş!

Sayın Karaca, Irak, Sincar Bölgesinde yaşayan “Ezidi ‘Yezidi’ halk”ı, IŞİD tarafından ağır zulümlere uğrarken, kadınlara, çocuklara tecavüz edilirken kurumunuz neredeydi? Ben ne Irak’ı ne de Suriye’yi bu duruma getirmedim. O ülkeleri bu duruma getirenler bellidir. Bunlara karşı ne zaman bir basın açıklaması yaptınız ve kınadınız?

Sayın Karaca, Özgür Suriye Ordusu, El Nusra, IŞİD, PKK, PYD gibi bir terör örgütü müdür, yoksa ‘Özgürlük Savaşçıları’ mıdır?

Sayın Karaca, “Müslümanlar Noel Kutlamaz” gibi temelsiz, içi boş ama insanlarımızı birbirine düşman eden söylemlere ve Diyanet’in “Cuma Hutbesi”nde üstü kapalı insanları “Yılbaşı” kutlamamaya yönelik uyaran, ayrımcılık ve kışkırtma kokan hutbesine ne tepki gösterdiniz? Bu hutbe burada da camilerimizde okundu mu?

Sayın Karaca, bu göreve atandığınız 2014 tarihinden bu yana Diyanet Muhbir Ağı’na kaç kişiyi ihbar ettiniz? Bunların içinde kaç tanesi sizin gibi düşünmeyenlerdir?

Sayın Karaca, Diyanet’in görevlendirdiği ve maaşlarını ödediği imamları bazı camilerden geri çekme gibi tehditleriniz oldu mu?

Yazdır Paylaş
Kaan Kantarcı - 2017-01-05 21:35:29

Kemalist çizginin kararlı savunucusu İsveç Postası ve başyazarı sayın Mustafa Sönmez ne tür baskılar altında olduğunu beyni çalışan herkes görüyor. Ama, İsveç deki bazı camilerde Halep için politik kampanyalar yapanların baskısına boyun egilip o haber yayından kaldırılmamalıydı ki kaldırıldıktan sonra, bir camii de daha benzer bir çalışma cesaret alarak yapıldı.. Biliyoruz ki, Halep teki terör örgütlerine sempati duyanların geldikleri yer yine terördür. Rus büyükelçisini bu kafa yapısındaki bir it vurmadı mı ?! Ne konuşuyorlar ! Bu kafa yapısının İsveç teki müslümanları terörist damgasıyla damgalatması da ( böyle giderse ) yakındır..İ sveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu’nun başına gelenlerden hiç ders çıkarılmamış anlaşılan..

Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com