Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 11 Ocak 2017, Çarşamba 23:40:32 tarihinde eklendi. 507 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE (YETMEZ AMA HAYIR) - Mustafa Sönmez

YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE (YETMEZ AMA HAYIR)

Türkiye büyük bir yol ayrımı içerisine sürüklenmiş bulunuyor. 14 yıldır AKP’nin sürdürdüğü sığ iç ve dış politikaların sonucu olarak şimdi de tek adamlık anlamına gelen “diktatörlük” hastalığına saplanmak üzere meclis kendi kendisini fes ediyor. Böylece halkın egemenliğini ön plana alan yüzyıllık bir cumhuriyet ve demokrasi geleneğini de tarumar ediyor, halkın egemenliğini Tek adam Yönetimi’ne bırakıyor. Bu duruma tek sözcükle TBMM’nin intiharı demektir. Bu enkazın altında AKP ve destekçilerinin de kalacağı unutulmamalıdır.

Bu “Anayasa Değişikliği Taslağı” ile demokrasilerin vazgeçilmez unsuru olan kuvvetler ayrılığı ilkesinin –yasama, yürütme ve yargı – yetkilerinin tek adamda toplanacağı unutulmamalıdır. 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde "... Erkler ayrılığının bulunmadığı toplum(lar)da anayasa yoktur" ifadesinin yer alır. Anayasa sahip olmayan bir ülkede, demokrasi de yoktur. O ülkede olsa olsa tek bir seçenek vardır. O da: “Diktatörlüktür.

Böylece “Tek adam” kanun koyucu yerine konulmuş olacaktır. Devlet, yasalarla değil; kararnamelerle yönetilecektir. TBMM’nin konumu sıfırlanacaktır. Dördüncü kuvvet olarak kabul edilen basının üzerinde fırtınalar estirilerek bir elin parmakları kadar  bile kalmayan özgür basın kuruluşları büyük bir darbe yiyecek, üzerlerinden “Demoklesin Kılıcı” eksik olmayacaktır.

Anayasayı dele dele kevgire çeviren bir cumhurbaşkanına bir de “Tek adamlık” ya da “Başkanlık” statüsünü kazandırırsanız, ülkemizin durumu ve halkın sosyal yaşam biçimi bir kaosun girdabında  nerelere sürüklenebileceğini bugünden kestirmek olanaksızdır.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, yayınladığı videoda, “Türkiye çok büyük bir devlet, Türk milleti çok büyük bir millet. Böyle bir milleti, bir tek kişi tek başına yönetsin ister misiniz? Tüm Hakimleri, Savcıları ya da tüm bakanları aynı kişi atasın ister misiniz? Türkiye’yi bir siyasi parti genel başkanı tek başına her şeyiyle yönetsin ister misiniz? Bizim kişilerle sorunumuz yok. O kişi veya bu kişi, o parti veya bu parti. Ben size sistemi soruyorum. Takdir Yüce Türk milletinin, takdir sizin” diyerek olacaklara parmak basıyor.

Antalya Milletvekili CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal mecliste yaptığı önemli konuşmasında, ” Değerli arkadaşlarım, 80 milyonun kaderiyle ilgili bu vahim tasarı hakkında araştırmalar da gösteriyorki halkımız hemen hemen hiç bilgilendirilmemiştir. Konunun toplumun hiçbir kesimiyle müzakere edilmediği ortadadır. Üniversitelerin haberi yoktur, hukuk fakültelerinin haberi yoktur, baroların haberi yoktur, sendikaların haberi yoktur, esnaf kuruluşlarımızın haberi yoktur; milletin haberi yoktur. Sanki milleti haberdar etmeden, milleti uyarmadan işi olup bittiye getirme çabası vardır” ifadelerini kullanarak uyarı görevini yerine getiriyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Mustafa Kemal Atatürk’e verilmeyen bir yetki bir kişiye verilecek. Üstelik Türkiye’yi felakete sürükleyen bir kişiye verilecek. Üstelik PKK, FETÖ, IŞİD, El Nusra’nın kandırdığı bir kişiye verilecek bu. Bu milli iradeye ihanettir" ifadelerini kullanarak olacaklara işaret ediyor.

Elbette bu cumhuriyeti bize armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, kendisinden sonra olacakları sezmiş gibi o mükemmel öngörüsüyle bizleri her zaman uyanık olmaya davet ederken uyarı niteliğindeki sözleriyle bugünlere sesleniyor:

”Efendiler, bütün dünyanın bilmesi lazımdır ki; Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükümeti, uşak muamelesine tahammül edemez.” (1921)

”Millet, mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı. Ve milli saltanat ve hakimiyetini bir şahısta değil, bütün efradı tarafından seçilmiş vekillerinden oluşmuş bir Meclis‐i Alide temsil etti. İşte o meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Bundan başka bir makam‐ı saltanat, bundan başka bir heyet‐i hükümet yoktur ve olamaz.” (1922)

”Milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır. Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliği bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün değildir.” (1923)

” Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık korku ve tehdide dayanan bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskar insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide dayalı olduğu için korkak, zelil, sefil, rezil insanlar yetiştirir.” (1925)

”Millet ve memleket adına ve hesabına tek vurulacak yer burası, yani Yüksek Meclisinizdir. Bu yasal hakkı, bu milli hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahane ile ve hiçbir düşünce ile, hiçbir kimseye ve hiçbir kurula terk edemeyiz.”


Eğer bu ”Anayasa Değişikliği Taslağı” Yüce Meclisimizden geçerse, ülkemizin demokratik güçlerimizin herşeye hazırlıklı olması gerekir. Başkan olarak seçilen kişi, ülkenin tüm kurumlarına ve mukadderatına egemen olacaktır. Yargı tamamen emrine geçecek ve ülke adaletsizliğin pençesinde inim inim inleyecektir.

Eğer bu ”Anayasa Değişikliği Taslağı” Yüce Meclisimizden geçerse, ülkemiz bir rejim değişikliği yaşayarak TBMM işlevsiz bir durum düşürülecektir. Herşey bir kişinin yani Başkanlık koltuğununda oturan kişinin iki dudağı arasında olacaktır.

Eğer bu ”Anayasa Değişikliği Taslağı” Yüce Meclisimizden geçerse, Türkiye diye bir ülkeyi mumla arar duruma düşeriz. Bugün ekonomi dibe vurmuştur. Dolar ve Avro sürekli yükselerek sınır tanımıyor. Türk Lirası yüzde 30 değer kaybetmiştir. İktidarın ülkede satacak elinde birşey kalmamıştır.

Eğer bu ”Anayasa Değişikliği Taslağı” Yüce Meclisimizden geçerse, vatandaşlarımız başlarına gelecekleri görmek zorundadır. Bu taslak halka anlatılmamıştır. Meclis TV’si görüşmeleri yayınlamayarak halkın haber alma hakkını ihlal etmektedir. Bu taslağının yangından mal kaçırır gibi halktan kaçırma projesidir.

Eğer bu ”Anayasa Değişikliği Taslağı” referanduma giderse, halkımızın sağ duyusuna güvenmek istiyorum. Bizim vatandaş olarak görevimiz nerede olursak olalım, hangi ortamlarda bulunursak bulunalım, bu “Tek Adamlık” anayasasına karşı çıkmak, çevremizi aydınlatmaktır.

Bu nedenlerle "Yetmez ama hayır" demek zorundayız...

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com