Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 16 Ocak 2017, Pazartesi 21:32:29 tarihinde eklendi. 269 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye’ye Yapılan Kötülüğe Yurtdışında da Duyarlık Gerekir - Günay Güner

Türkiye’ye Yapılan Kötülüğe Yurtdışında da Duyarlık Gerekir

Köşe komşum Sayın Kürşat Yılmaz, “Tarih Mezarlığına Gömülmemek İçin” başlıklı yazısında ne güzel yazmış; dil duyarlığının, Türkçeye özenin önemini işlemiş. Sn. Yılmaz’a gönül borcumu sunarım.

Kuşkusuz yurtdışında yaşarken çok daha yakıcı önem taşıyor dil konusu. Karşılaştığımız başat sorun çocuklarımızın çiftdilli koşullar içinde bulunmasından ve yaşanılan ülke yönetiminin eğitim dizgesinde (örneğin İsveç, Almanya, Fransa…) Türkçe dersine yeterli zaman ayrılmaması ya da giderek engeller konmasından kaynaklıdır. Kimi aileler çocuklarının, sürekli, her ortamda, yaşanan ulusun dilini konuşmalarını, yazmalarını, kullanmalarını özendirme yanlışına bile düşebilmekteler. Buna gerekçe ise ilgili ülke yaklaşımıyla aynıdır: Uyum!

Bu ailelerin önemli bir bölümünü de araştırsanız, onlara sorsanız “Benzerleştirmeye, aynılaştırmaya (asimilasyon) karşı olduğunu” söyleyecektir.

Bu sözlerimizden, “yaşanan ülke dili öğrenilmesin, uyum sağlanmasın, gerek yoktur” anlamı çıkarılamaz. Tam tersine ilgili ülke dili iyi bir düzeyde öğrenilmelidir. O ülkelerin sanat, bilim, yazın, düşün alanlarında yetkinleşilmeli; sözcü olunmalıdır. Gençler bu yönde özendirilmelidir.

Anadiline, Türkçeye özen istemek ile yaşanan ülke dilini öğrenmek birbirine engel ya da karşıt değildir. Giderek tamamlayıcı olduğu bile söylenebilir. Dil düşüncenin yaratı ve gelişim ortamını, yurdunu oluşturur. Anadilini iyi bilen diğer dili / dilleri de iyi öğrenir.

Anayasa Taslağı Garabeti

Sanır mısınız ki Türkiye’nin varlık yokluk sorunlarına; şu anda en yakıcı olan sözde anayasa taslağı sorununa, yurtdışında yeterli ilginin gözlenememesi ardında Türkçe bilincinin eksikliği yoktur!

Gitgide Kıbrıs “Türkleri”nin aymazlığına düşülmesi hiç de olasılık dışı değildir. “Nasılsa az çok gelecek güvencem var. Dilmiş, Türkiye’de genel seçimmiş, sandığa gidip oy kullanmakmış, anayasa değişikliğiyle diktatörlük pekiştirilmek isteniyormuş, adam sen de, bana ne” bakışı (eninde sonunda değil ama) önünde sonunda döner gelir, bu anlayışın öznelerine bir biçimde zarar verir.

Bu torba anayasa, garabet başkanlık rezaletinden yalnızca her kepaze yolla halka onaylatmaya çalışanlar değil; başta Avrupa ülkelerine çöreklenmişler olmak üzere, Kürtçü siyaset tacirleri de sorumludur! Daha yeni yedikleri tokada bakmayın, düne kadar gericiliğe, hiçbir dönemde bulamadıkları desteği verdiler. Başkanlık diye anılan “torba” onaylandığında ise sözde “Kürdistan” (yeni İsrail) için tek söz sahibi, “başkan” olacak; ardından neler kotarılacağını bilmek için dâhi mi olmalı.

“Yetmez evetçiler”, daha ister misiniz?

12 Eylülcüler yargılanacak, şekerlemesiyle, Türk ulusunun geleceğinin “ağırlaştırılmış müebbete” dönüştürüldüğü yetmezmiş gibi bugünkü hızlı çöküşün sorumluluğunu da hiç kimse üstlenmiyor.

Bu iflah olmazlar bir yana, yurduna bağlı kitlemizin, Türkiye’de yaşananlara ilgisini, duyarlığını sürekli ve diri tutması zorunluluktur; saygınlığının gereğidir. 

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com