Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 26 Ocak 2017, Perşembe 11:56:56 tarihinde eklendi. 299 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

“Seçim” mi? - Günay Güner

“Seçim” mi?

Bilinçsizlik, öngörüsüzlük, davasızlık öylesine almış başını girmiş ki kimin nereye çalıştığı belli değil. Bir yandan (4982 Sayılı Bilgi Edinme Yasası kapsamında alınan bilgiye göre) yüzlerce FETÖ üyesinin Yüksek Seçim Kurulu’ndan açığa alındığı bildirilirken, geçmişteki seçimler konusunda kimsede ama hiç kimsede; bu soruyu sorup bilgiyi alanlarda bile dişe dokunur bir “kuşku” yok. (Örneğin Milletvekili Sn. Barış Yarkadaş, bunun “kent efsanesi” olduğu kanısında. Seçmen sandık başında bekler ve tutanağın kopyasını alırsa hiçbir şey olmazmış.) Ah, o küsüp, sandığı bırakıp giden seçmenler var ya, hep onların yüzünden!

İmdi zamanı değil diye başka ayrıntılara girmiyoruz. Ne ki sorularımız, bir türlü yanıt alamadığımız sorularımız var. Sormak hakkımızı kimse elimizden alamaz herhalde.
 

·         Seçim bilgisayar sisteminin (SEÇSİS) güvenlik (belge-sertifika) sorunu vardı, giderildi mi? Bu durum, ABD’den bile sisteme girilmesi olanağının bulunduğu anlamına gelir.
 

·         Her seçim öncesinde yaklaşık on-on beş milyon oy pusulası neden fazla basılır? Bu pusulalar nerelerde ve ne durumdadır?
 

·         Oy pusulalarının basım işi neden normal ihale koşullarında yapılmaz? Neden illa istenen firmaya verilmeye çalışılır?
 

·         Muhalefet partileri, seçmen kütüğü hazırlama aşamasındaki görevlerini gereğince yapmaktalar mı? İlçe seçim kurullarının neredeyse diledikleri herkesi görevlendirebilme yetkisinin bulunması ve seçmen kütüğünün hazırlanmasında TÜİK’in görevli olması da “sorunlu”dur.
 

·         Ya her şey seçmen kütüğü hazırlanırken olup bitiyorsa, partili seçmenin, sayımın sonuna değin beklemesi, tutanağın kopyasının alınması (evet, gerekli, önemli ve yararlı olmasına karşın) kesin önlem sağlayabilecek midir? Elinde kimliğiyle, seçmen kartıyla gelen kişinin gerçekten o kimliğin sahibi mi değil mi ya da kimliğin gerçek mi gerçek dışı mı olduğu nasıl bilinebilir? Türkiye’de kimlik edinmek zorlaştı mı?
 

·         Seçmen kütükleri incelendiğinde mezarlıklarda, yemek fabrikalarında, yurt yapılarında, camilerde, apartmanlarda… bol keseden seçmen gözükmesi nasıl bir “sehven”liğin ürünüdür? Bu “yanlışlık” önlendi mi?
 

·         Neredeyse tüm kamu yetkililerinin ve olanaklarının seçim süreci dışında tutulması hangi seçimde sağlanacak?
 

·         Partili ve partili olmayan “seçimsizlik” itirafçıları, nelerle görevli olduklarını, neler yaptıklarını bazı gazetelere açıklamışlardı. Bu açıklamalar araştırıldı mı?
 

·         Kamuoyu araştırma (anket) şirketlerinin seçmeni “hazırlama” konusundaki işlevleri az mı etkilidir? Onların güçlü gösterdiğine seçmen eğilim göstermez mi?
 

Daha çoğaltılabilecek sorular, hükümet kurma görevi verilmemiş parti için bile “kent efsanesi” ise diyecek söz kalmıyor.
 

FETÖ kıyım örgütünün bir önceki (12 Eylül 2010) halkoylaması (referandum) için “ölülere bile oy kullandırılması gerektiği” tümcesi öyle boşa kurulmuş değildir; altındaki gizli anlam ve ileti yaşamsaldır. “FETÖ üyelerine kıyılıyor” “sosyaldemokrat”lığıyla, “Esad diktatördür”, “Anayasa taslağı Suriye’den alınmıştır” “sol”culuğuyla, gecikmiş Atatürkçülükle (çünkü inandırıcılığınızı yitirmişsinizdir bir kere) hiçbir hukuksuzluğun önünü alamazsınız.

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com