Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 03 Mart 2017, Cuma 16:13:49 tarihinde eklendi. 313 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

’EVET’İN YOLU, NEYİN YOLUDUR? - Mustafa Sönmez

’EVET’İN YOLU, NEYİN YOLUDUR?

Sevgili okurlar, TBMM’ne sunulan ve tartışmalar esnasında bir hayli farklı olaylar yaşanan  ”Anayasa Değişikliği Tasarısı” mecliste kabul edilmesinden sonra referandum kararı çıktı. Referandumda, kararı elbette Türk halkı verecek ama iş böyle mi? Olay hiç de öyle göründüğü gibi değil. ”evet” ve ”hayır” kampanyaları aynı eşit koşullar ve kurallar içerisinde mi yürütülüyor? Görsel ve yazılı basın her iki tarafa da aynı eşit mesafede mi duruyor? Eşit ve tarafsız bir politika mı izliyor? Bir atasözümüz, ”Görünen köy kılavuz istemez” diyor. Herşey ayan beyan ortada…

Cumhurbaşkanı bu ülkenin yani seksen milyonun cumhurbaşkanıdır. Tarafsızlık yemini etmiştir. Ne yazık ki, bu yemini havada kalmaktadır. Cumhurbaşkanlığı yaptığı çalışmalarıyla, meydan mitingleriyle tarafsızlık ilkesini çiğnemektedir. Bu durum ülke genelinde son derece kutuplaşmalara, düşmanlıklara, huzursuzluklara ortam sağlamaktadır. Sosyal medyada çok ilginç olumsuz iletiler birbirini kovalamaktadır. Bu gidişi ülkemiz açısından pek ”hayra yormak” olanaklı değildir.

Bu anayasa değişikliğindeki maddeler kabul edilirse bir nevi ”evet” çıkarsa, bu durum eninde sonunda bir dikta rejimini bu ülkeye dayatacakır. Biz ülkemizde, Saddam, Kaddafi, İdi Amin ve Arap Şeyhleri gibi ne diktatörler ne de yönetimler istiyoruz. Türkiye’nin bir tek şeye gereksinmesi vardır. O da; evrensel, eşit, özgürlükçü demokrasi ülkemizin kurtuluşu olacaktır.

Ülkemiz insanı hem cumhurbaşkanı hem de AKP hükümeti tarafından bir takım asılsız ve temelsiz söylemlerle korkutulmakta ve ”evet” yönünde oy vermeye zorlanmaktadır. Başbakan Binali Yıldırım, FETÖ, ”hayır” diyor ve biz bu nedenle ”evet” diyoruz gibi safsata sözleri propaganda malzemesi olarak kullanıyor. Halbuki FETÖ, 1997 yılında kendi cemaatın gazetesi olan Zaman gazetesinde ”başkanlık sistemi”ni savunuyordu.

Başbakanın demagoji yaparak olayı çarpıtması işin içyüzünü gözler önüne seriyor. Ne diyor, FETÖ denen sapkın kişi; ”Başkanlık sisteminin altyapısı hazırlanmalı, insanımız hazırlanmalıdır. Salahiyetleri genişletilmiş cumhurbaşkanlığı üzerinde durulursa bir rıhtım, bir sıçrama ayağı bir rampa sayılabilir. Ancak milletmizinbu gününü ve geleceğini ilgilendiren bu gibi konular geniş platformlarda tartışılmalıdır. Ben şahsen başkanlık sistemine de salahiyeti genişletilmiş cumhurbaşkanlığına da sıcak bakıyorum.

Peki, cumhurbaşkanı ve başbakan bu sözleri duymadı mı, ya da okumadı mı? Elbette biliyolar. Öyleyse, demagoji yapmalarının nedeni nedir? Amaç, sapkın FETÖ üzerinden halkı korkutarak ”evet”e yönlendirmek mi? Halkımız yutar mı? Elbette 16 Nisan akşamı göreceğiz. Başbakan Binali Yıldırım kendi bindiği dalı kesiyor ve bunun ayrımında değil. Ahmet Davutoğlu’nun düştüğü durumu unutmamalıdır. ”Bindim bir alamete, gidiyorum kıyamete” deme lüksüne sahip değildir. Bu referandum ülkemizin için var olma – yok olma mücadelesidir.

Evet, tarafı ne derse desin söylemleri alfabenin birinci harfi olan ”A”dan son harfi olan ”Z”ye kadar gerçekleri ortaya koymaktan uzaktır, temelsiz ve kandırmacaya yöneliktir. Her fırsatta kendilerinin kandırıldığını söyleyenlerin halkı kandırmaya çalışmaları abesle iştigal etmektir. Bu tutum ve davranışları bumerang örneği gerisin geriye kendilerine dönecektir. Bu referandumda ”hayır” çıkması AKP için sonun başlangıcı olacaktır.

AKP halkı birtakım terör örgütlerinin adını sayarak, onlar ”hayır” diyor. CHP, HDP de ”hayır” diyor. Öyleyse bunlar teröristlerle aynı safta el ele bize karşı mücadele ediyorlar. Bunlar da terörist anlamına gelebilecek olan sözler sarfediyor. Halbuki terör örgütleriyle gizli kapılar ardında görüşen, Güneydoğu’daki yerleşim yerlerini köstebek yuvasına çevirten, Suriye’deki dinci gruplara destek veren AKP iktidarıdır. Acaba kim ya da kimler teröristlerin ekmeğine yağ sürmektedir. ”Evet”çiler mi, ya da ”hayır”cılar mı?

Bu nedenle diyorum ki, ”evet”in yolu, çıkmaz, karanlık bir yoldur. Halbuki güzel ülkemizin aydınlık, ”hayır”lı yollara gereksinmesi vardır.

Bu referandum karanlıkla, aydınlığın mücadelesidir ve 16 Nisan’da aydınlığın yüzü hayırlı ufuklardan bir güneş gibi yükselecektir…
 

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com