Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 13 Mart 2017, Pazartesi 14:44:33 tarihinde eklendi. 209 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Avrupa Avrupa Duy Sesimizi! - Günay Güner

Avrupa Avrupa Duy Sesimizi!

Evet, Avrupa’nın sesimizi duymasını istiyoruz. Sesimizi duymakla da kalmayıp, özeleştiri yapmasını istiyor ve umuyoruz.

Bugünlerde güncel konu olan, Almanya’da, Hollanda’da Türkiye yönetimince siyasal toplantı yapılmasına izin verilmemesi birçok düşünceyi çağrıştırıyor, geçmişteki aymaz Avrupa siyasetini anımsatıyor.

Kendi ülkelerinde laiklikten ödün vermeyen Avrupa Birliği üyesi devletler, onyıllar boyunca biz Türklere “Atatürk posterlerini indirin, ders kitaplarınızdan Atatürk ve ulus bilgilerini çıkarın, bunlar vesayettir…” dediler mi demediler mi. Demekten öte raporlar dolusu yazıp çizdiler, Utanmasalar, neredeyse parlamentolarından karar geçireceklerdi.

31 Mart (1325) (13 Nisan 1909) ayaklanmasından bu yana Türkiye’deki her gerici yapılanmanın ardında önünde Avrupasıyla, Amerkasıyla batının bulunduğu bilimsel gerçektir. Günümüzde de bu gerçeğin değişmediğini yaşayarak gördük, görüyoruz. Atatürkçülüğü hedefe koyan, Atatürkçülüğe düşman siyasetlerle bu varılacak sonucun ancak bu olacağını Avrupa bilmez mi. Bilir ama umursamaz.

1963’te başlayan dış göç sürecinde milyonlarca Türk Avrupalı oldu. Gelecekte bu nüfus daha da kalıcılaşacak. O ülkelerde yaşayan Türkleri olup bitenlerin sorumlusu saymaya hiçbir Avrupalının ve Avrupa yönetiminin hakkı yoktur. Türk ulusuna adeta tuzaklar kuran, geriliğe uygun gören, onyıllrca bu anlayışla, çokbilmişçe akıllar veren, dayatmalara girişen; birliğiyle, parlamentosuyla Avrupa’nın yayılmacı yüzüdür. Hiçbir devlet bu gerçekleri gölgeleyebileceğini sanmasın.

Mustafa Kemal Atatürk’ün uygar cumhuriyeti, insan değeri bilen demokrasisi, yurttaşlık düzeni Avrupa Birliği’ni, Avrupa Parlamentosu’nu neden rahatsız etti? “Nerenize battı” demek geliyor içimden ama kaba kaçar diye söyleyemiyorum. Neden vesayet yaygarası altında Atatürkçülüğü kazımaya çabalama gereksinimi duydular? (Çabalama diyorum, çünkü ağaları, lortları gelse başaramaz, 1922’de de başaramadılar.)

Bumerang (o da tam değil) biraz dönünce lale, müze dersi verene kadar özür dilemeli, özeleştiri yapmalılar.  

Yayılmacılığın iki, üç, beş yüzlü olduğunu biliriz ama yine de şaşırırız; bu da bizim aydınlanmacıların kusurudur. 

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com