Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 10 Nisan 2017, Pazartesi 10:29:50 tarihinde eklendi. 151 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PAPALARA MEKTUPLAR - Suay Karaman

PAPALARA MEKTUPLAR

Tayyip Erdoğan, 1 Nisan 2017 tarihinde Diyarbakır'da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Tek millet diyoruz. Dikkat edin. Türk demiyoruz, Kürt demiyoruz, Laz, Boşnak, Roman demiyoruz. Hepsini birden içine alan bir ifade kullanıyoruz. Tek millet diyoruz. Yani 80 milyonuyla tek millet.” Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmada bir kez daha Anayasa'nın 66. maddesindeki “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadesini tanımadığını ilan etmiştir. Aynı zamanda eşsiz liderimiz büyük Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk Milleti denir..” sözlerinin de ne anlama geldiğini henüz anlayamamıştır.

 

Bir ülkeyi yönetenler, milletin anayasal adını tanımıyorsa, o ülkedeki en büyük sorunlardan işte biri budur. Milletin anayasal adını tanımayanlar, meczupların peşinden gidebilir, her türlü yanlış ittifaklara girebilir ve ülkenin bir bütün içinde yaşamasından rahatsızlık duyabilirler. Halk oylamasında “evet” oyu vermeyi düşünenler, papalara gönderilen aşağıdaki mektupları öğrendikten sonra, kararlarını değiştirmelidirler.

 

Said Nursi adlı meczup, 1950 yılında Papa 12. Pius’a (Eugenio Maria Giuseppe Giovanni Pacelli) yazdığı mektupta ittifak isteyerek, “çağın dinsizlik cereyanları Hıristiyanlarla bir araya gelmeyi gerektirmektedir” demişti. 3-9 Aralık 2009 tarihinde Avustralya’da toplanan Dünya Dinler Parlamentosu’nun konu başlıklarından biri de Said Nursi idi. Said Nursi’nin Papa’ya işbirliği teklifinden söz eden uzmanlar, bunun ilk diyalog girişimi olduğunu bildirmişlerdir.

 

Abdullah Öcalan tarafından birincisi 1996 yılında Papa 2. Jean Paul’e (Karol Józef Wojtyła) yazılan mektup şöyledir: “Türkiye’deki rejim sadece Kürtleri değil, Ermenileri, Süryanileri, Rumları da imha etmiştir. Ben Kürdistan topraklarında yaşayan Hıristiyan azınlıkları da, Türk vahşetinden korumak için uğraşıyorum. Beni bu savaşta yalnız bırakmayın.” Abdullah Öcalan’ın 1998 yılında papaya yazdığı ikinci mektup ise şöyledir: “Ben Hıristiyanlığa Müslümanlıktan daha yakınım. Türkler Anadolu'daki Hıristiyanlığı yıkmış kişilerdir. Bize yardımcı olun.” Bu ikinci mektubun ardından Kasım 1998 tarihinde Papalık Doğu Kiliseleri Birliği, Vatikan’ın PKK terör örgütünü desteklediğini açıklamıştır.

 

9 Şubat 1998 tarihinde Fethullah Gülen, Papa 2. Jean Paul’e (Karol Józef Wojtyła) mektup gönderdi. ‘Rabbin aciz kulu’ Fethullah Gülen olarak imzalanan mektupta şunlar yazılmıştı: “İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olanlar Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası İslam’ın yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır. Hıristiyanlığın üçüncü bin yıla girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren pek çok etkinlik önermek istiyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir.”

 

Tayyip Erdoğan tarafından 10 Eylül 2014 tarihinde Papa 1. Franciscus’a (Jorge Mario Bergoglio) mektup yazılmıştır. ”Kutsiyetpenahları Papa Fransiscus” diye başlayan mektubunda Tayyip Erdoğan şunları dile getirmiştir: “Katolik aleminin ruhani liderliği görevini üstlendiğiniz tarihten bu yana dünya barışı ve insanlığın kardeşliği ve huzuru için göstermekte olduğunuz değerli gayretlerinizi takdirle izlemekteyim. Çalışmalarınızın katkı ve etkilerini Birleşmiş Milletler himayesinde sürdürülen ve Türkiye’nin de eş başkanlığını yürütmekte olduğu Medeniyetler İttifakı sürecinin hedeflerine erişilmesi bakımından da ayrıca önemsemekteyim. Ülkemize yapacağınız ziyaret tüm insanlık için ayrı bir önem ve anlam taşıyacak, tarihte yaşanan anlaşmazlıkların giderilmesi ve geleceğe umutla bakılmasına yardımcı olacak mesajların verilmesine vesile olacaktır. Bu vesileyle yüce kişiliğinizin sağlık ve mutluluğu için en halisane dileklerimi sunarım.”

 

Görüldüğü gibi mektuplarda çeşitli zaman dilimlerindeki papalardan dinler arası diyalog, medeniyetler ittifakı ve ülkemizin bölünmesi projelerinde yardım talep edilmiştir. İslam dinini, çıkarları uğruna çekinmekten kullanmayanlar, ülkenin birlik ve bütünlüğünün koparılmasını savunanlar ve ülkemizi bataklığa sürükleyenler papalık kurumundan bile yardım isteyecek konuma düşmüşlerdir. Yaşanan olaylar çok açık olarak göstermiştir ki, Vatikan merkezli hiçbir proje ne ülkemiz, ne de İslam coğrafyası için uygun olmadığı gibi, çözüm de getirmez. Bu nedenle Dinler Arası Diyalog, Medeniyetler İttifakı ve BOP projelerini ısrarla savunanlara verilecek “hayır” oyları, ülkemizin özüne dönmesi, geleceğinin şekillendirilmesi ve refahı için çok ama çok önemlidir.

 

“Hayır” oyu verecekleri terörist ilan edenlere, emperyalistlerden yardım talep edenlere, papalık kurumuna şükranlarını sunanlara atılacak en büyük tokat, sandıklardan “hayır” oyunun çıkmasını sağlamaktır. 16 Nisan Pazar günü vereceğimiz “hayır” oyları, ülkemize ve yurttaşlarımıza hayırlı olacağının bilinciyle, sandıklarımıza sahip çıkacağımız, mutlu bir gün olacaktır.

Bu yazı İlk Kurşun Gazetesinde de yayınlanmaktadır.

Yazdır Paylaş
Diğer Suay Karaman Yazıları
isvecpostasi.com