Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 19 Nisan 2017, Çarşamba 00:35:31 tarihinde eklendi. 374 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

HALKOYLAMASI VE SONRASI - Mustafa Sönmez

HALKOYLAMASI VE SONRASI

Türkiye en sonunda şaibeli, hileli referandum oylamasıyla punduna  getirilerek 15 yıl içerisinde demokrasiye son noktayı koydu. Kasım 2002 yılında iktidarı malum ABD desteğiyle ele geçiren AKP ve onun başkanı Recep Tayyip Erdoğan ta o zaman demokrasiyi bir amaç değil, istediği istasyonda ineceği bir araç olarak nitelendirmişti. 16 Nisan akşamı arzu ettiği durağı bularak demokrasiye veda etti.

16 Nisan anayasa halkoylaması görünüşte Erdoğan’a büyük bir güç kazandırmış olacaktır ki, Erdoğan bu gücünü bir yandan karşıtlarını ezmek, susturmak yönünde kullanırken diğer yandan da arzu ettiği popülist bir İslam anlayışını topluma dayatmaya başlayacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kafasındaki düşüncelerini uygulamaya koyması aynı zamanda ülkede aşırı kutuplaşmalara, ayrışmalara, ötekileştirmelere neden olurken karşısında bölünmüş bir Türkiye bulacaktır. Bu durum Türkiye’yi her yönüyle bir kaosa ve istikrarsızlığa sürükleyecektir. İçte toplum daha fazla huzursuz, güvensiz bir ortamla karşı karşıya kalırken, dışta komşularımızla ve AB ülkeleriyle anlaşmazlıklar daha da artacaktır.

Erdoğan bu referandumla başbakanken elde ettiği gücü Cumhurbaşkanlığında bulamamıştı. Bu gücü böylece tekrar elde etmiş olacaktır. Bir güce sahip olma, elinde tutma ve onu istediği gibi kullanma hırsı diktatörlüğün önünü açacaktır. Erdoğan ister istemez diktatörleşecektir. 15 yıl içindeki yönetim biçimi göstermiştir ki, Erdoğan uzlaşmacı, barışçıl, hoşgörülü bir lider kimliğine sahip değildir. Toplumu çeşitli ideolojik ve mezhepsel çatışmaların içerisine sürükleyerek yönetmeye çalışmıştır. Bu yönetsel taktiğinde de başarılı olmuştur denebilir.

Halkoylaması sürecinde propaganda çalışmalarında ‘evet’ tarafından devletin tüm olanaklarını kullanılarak ve halkoylamasının özü ve neler getirip neler götüreceği değil, hep Cumhurbaşkanı Erdoğan ön plana çıkarılarak yürütüldü. Kamu görevlileri ‘evet’ oyu kullanma yönünde tehdit altında tutuldu.

Bu ‘evet’ yarışına tarafsızlık yemini etmiş olan bizzat Cumhurbaşkanının kendisi de katıldı. Ülkeyi devlet olanaklarıyla dolaşarak aileboyu bir ‘evet’ propagandası yürüttü. Bu propaganda çalışmalarında da zaman zaman halka ‘aba altından sopa’ gösterdi. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ısrarla televizyonda referandumun özünü tartışalım çabaları görmemezlikten gelindi. Devletin televizyonu ‘evet’ için var gücüyle çalıştı. Yandaş medya ‘evet’ algısı yaratmak için tüm gücü ve olanaklarıyla üstün bir çaba harcadı.

Türkiye genelinde şaibeli sandık sahtekarlıkları her geçen gün ortaya çıkıyor. Fakat, YSK hala üç maymunu oynamaya devam ediyor. Seçim günü ortaya çıkan şaibeli oy kullanmalardaki seçim kanununa aykırı kanunsuzluğu anında kanuna uygun hale getirerek rekor kırmış ve böylece de kendini sorgulatan ve kendini yok sayan bir konuma düşmüştür.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) dün (17.04.2017) açıklanan ön raporunda, seçimlerin yüksek demokratik düzeyde olmadığının iki temel nedeninden birisi olarak gösterildi.
 

Öteki neden ise referandum öncesinde “Evet” ve “Hayır” kampanyalarının eşitsiz koşullarda yürütülmüş olmasına işaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan meydan konuşmasında bu ve benzer tesbitlere AGİT’e karşı açtı ağzını yumdu gözünü, “Avrupa’da bir örgüt var, haddinizi bilin” yönünde sert bir çıkış yaptı. Cumhurbaşkanı bununla da yetinmedi şaibeli halkoylamasına karşı çıkan, gösteri yapanları kastederek, “Zaferimizi küçümseyenler var. Atı alan Üsküdar’ı geçer” dedi. Tencereli, tavalı gösteri yapan halkı da küçümseyerek, “Teneke tava hep aynı hava” diye dalga geçti.

Bugün (18.04.2017) CHP grup toplantısında Başkan Kılıçdaroğlu, "Tarihin ‘mühürsüz seçim’ olarak yazacağı bu seçimi tanımıyoruz, tanımayacağız! Halkın iradesine saygı duyulmalı ve seçim tekrarlanmalıdır!" ifadelerini kullandı.

Halkoylaması sürecinde Türkye’nin üzerinde dolaşan beyaz bulutlar yavaştan kararmaya başlamıştı. Bu durum halkoylaması sonrasında bulutların tamamen karardığı ve Türkiye’nin üzerine bir zifirikaranlığın bir kabus gibi çöktüğünü görüyoruz.

Aydınlık Türkiye  insanlarının bu duruma karşı demokratik hukuk içerisinde mücadelesini sürdüreceğinden hiç kuşkum yoktur.

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com