Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
İSVEÇLİ TÜRKLER REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEDİ
ERDOĞAN KAZANDI, TÜRKİYE KAYBETTİ
CHP İSVEÇ BİRLİĞİ 2. OLAĞAN KONGRESİ’Nİ YAPIYOR
Bu yazı 14 Haziran 2017, Çarşamba 01:12:13 tarihinde eklendi. 552 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Atatürkçülük Nedir Ne Değildir? - Günay Güner

Atatürkçülük Nedir Ne Değildir?

Sözün başında belirteyim: Bunca yaşanandan sonra Atatürkçülüğe “dudak büken”, amalı, fakatlı, “burjuva demokratik”li, “reform”lu tümceler kuranların Türkiye’ye de insanlığa da bir yararları olamaz. Böylelerinin sağalacağına, iyileşeceğine olan inancım kalmamıştır.

Bu ölçütü iş olsun diye koymuyoruz. Yaklaşımımız açıktır: Atatürkçülüğe hâlâ karşı ya da ikircimli olmak “büyük insanlığın” iyiliğine ne varsa bilerek, bilmeyerek karşı durmak demektir. Bu gerçeği anlamak için, onyıllardır yaşananlarla birlikte altı okun her birini düşünmek yeterlidir. Öyle “Laiklik de olmayıversin, ne çıkar”, “Bugün emperyalizm mi kaldı, ulusçuluğu da çıkaralım, olmayıversin”, “Devlet kumaş mı dokur, devlet buğday mı alır, ayakkabı mı yapar, onu da dışta bırakalım” kafasıyla, kafalarımız daha çok duvarlara çarpar!


Bu arada kimi aydınlar da Kemalizm – Atatürkçülük ayrımına kafayı takmış, “Doğrusu Kemalizmdir” demekteler. Ve doğallıkla büyük yanlış yapmaktalar. Neymiş efendim, 12 Eylül 1980 darbeci generalleri “Atatürkçülük” sözcüğünü kullanmışlar da onun için biz kullanmamalıymışız. Şu kadarını söyleyeyim: Kemalizm sözcüğünü Bağımsızlık Savaşımızın başından başlayarak işgalciler ve onların işbirlikçileri, diğer deyişle düşmanlar kullandılar. Eki Türkçe olmadığı gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün soyadı “Atatürk”tür ve Lenin gibi, Marks gibi, kişi, önder kaynaklı kuramlar da soyadlarla anılır ve adlandırılır.


Şimdilik geçelim.


Yine kimi insanlar da Atatürkçülüğün herkese, her kesime seslenebileceğini, neredeyse kapitalistin, tutucunun bile Atatürkçü olabileceğini, buna uygun bir düşünce biçimi olduğunu savlarlar. Dayanak diye “katılaştırmamak”, “değişen nesnel koşullar”, “putlaştırmamak”… gerekçeleri sıralanıyor. Yanlıştır. Sözkonusu gerekçelere neden gereksinim duyulduğu anlaşılır gibi değil. Atatürkçülük savunma konumunda oysa ki. Uygulanmakta ve tıkanıklıklar, aksamalar yaşansa biraz anlayacağız.  

Atatürkçülük ideolojilerden yalıtık değildir. Bu sözler bana, zaman içinde, oklardan bazılarından vazgeçmek isteğini sezdirir. 


Altı ok bir bütündür; bilimselliğini başta laiklik ve devrimcilik ilkeleri sağlar. Milliyetçilik emperyalizm karşıtlığının, tam bağımsızlık ülküsünün ilkesidir. Hangisini "yumuşatmayı" düşünürler, bilmekte yarar var.


Atatürkçülük özgün olmasına özgündür ama kapıtalizmle, emperyalizmle yan yana olmaz ve uyumlanmaz; sola, sol dünya görüşüne yakındır; sağa değil. Kendini (bir zamanlar var olan) merkez sağa yakın duyumsayan, sıradan sağ Türk seçmenin Atatürk’ü, cumhuriyeti sevmesi ayrıdır. Burada çözümleme çabasında bulunulan kuramsal, düşünsel düzlemdeki sapmalardır.   


Yineliyoruz, Atatürkçülük her anlayışın, ideolojinin kendinden bir parça bulacağı anlayış değildir. Neden mi? Dil Devrimi, hukuk devrimi, yönetim devrimi...yaparak insanı kuldan yurttaşa dönüştürmekle sömürü çarklarını tıkamayı, emperyalizme ve onun işbirlikçisi sultana karşı savaşmayı benimseyen bir kapitalist, muhafazakar...yaklaşım, dünya görüşü bulmak olanaksızdır da ondan.


“Mış” gibi yapanların bir önemi yoktur. Bugün “Bağımsızlık iyi olmuştur” deseler, iki dakika sonra “Vahdettin hain değildir, Mustafa Kemal'i o yollamıştır” derler. Sağcı bilgisizlik böyle bir nen... Solcu bilgisizlik çok mu ayrı, hiç değil.


“Derin tarih” rezilliği unutulacak neredeyse. Gün gelip bunun yaşanacağı söylendiğinde, dillendirenler sağından, sözde solundan, düşünce özgürlüğüne katlanmamakla, hoşgörüsüzlükle, diktatörlük yanlısı olmakla, vesayetçilikle…suçlanırlar; adeta bombardımana tutulurlardı. Peki, Mustafa Kemal Atatürk’e sövgüler karşısında her tür sağından, sözde solundan diri, kararlı, içten bir tepki gözleyebildiniz mi? Boşuna beklemeyin…


Bunları göremezsiniz ama günümüzün “Türk-İslam büyükleri”ne en küçük eleştiriyi (hem de siyasalar, uygulamalar yanlıştan, kepazelikten geçilmezken) hakaret sayıp, evlerden toplamaları bol bol görebilirsiniz.


Çanakkale Savaşı emperyalizm karşıtı savaş değildir” (Kemal Okuyan, Sol Haber, 18 Mart 2017) “Kurtuluş Savaşı emperyalizm karşıtı savaş değildir” (İlker Belek, Sol Haber, 29 Mayıs 2017) türünden, çokbilmişçe savları bol bol duyabilirsiniz. Hem de bu savların sahiplerinden biri Sayın Okuyan siyasal parti yöneticisidir; diğer deyişle halkın tarihine, gerçeklerine yakın durması beklenecek bir kişidir. Bu sapmalar içindeyken, halkın hangi kesimi sizle birlikte olur.


Son yıllarda sözde Atatürkçülerce “moda” durumuna getirilen “dindar Atatürk” yaratma çabaları ayrı bir beladır. Laiklikle büyük kurtuluş sağlamış önderi, dindar göstermek çabası çarpıtma, siyasi yönlendirme, Atatürk’e saygısızlık değil de nedir. Bazı kanallar para kazanacağız diye Atatürk ve din, Atatürk’ün din anlayışı, Atatürk ve İslam… benzeri derme çatma kitaplar yayımlamaktan medet umuyor, daha da kötüsü Atatürk’ün gerçek düşüncelerini, devrimini aşındırıyorlar.


Bitirirken, Atatürkçülük “her niyete yenebilecek muz” değildir. İlkeleri çok açıktır, belirgindir. Özgünlüğünün yanı sıra insanlığın aydınlanma, toplumculuk (sosyalizm), insancılık, bağımsızlık, özgürlük, barış, bilim ülküsünün; yayılmacılığa (emperyalizme) ve sömürgeciliğe karşı savaşın çok değerli bir parçasıdır.


Atatürkçüysen düşün alanın budur; değilse ve Atatürkçüyüm diyorsan kendini gözden geçirmekle yükümlüsün.      

Yazdır Paylaş
Günay Güner - 2017-06-14 08:25:18
(Ek) İnsana sorarlar, Merve Kavakçı'nın eşini beyazcama (TV) çıkarmak, Akbüke Öğretmenin ölümüne neden olan saldırıyı bile eleştiremeyen sağırları beyazcama çıkarmak size mi düşüyor. Daha neler var, biliyorsunuz...
Günay Güner - 2017-06-14 08:21:43
Sayın Kaan Bey, desteğiniz için çok sağ olun. "Osmanlıcı Teröristler başlıklı yazınızdaki değerli görüşlerinize de katılıyorum. Eğer ana karşı parti Atatürkçülerden oluşsaydı ve başından kararlılıkla altı ok doğrularını savunsaydı çoktan gerçek yerini bulmuştu. Bilinçle söylüyorum, o gün olmasa bugün, oy da alırdı. Abdullatif Şenerseverlikle...bu işler olmuyor. Saygılar, sevgiler. Günay Güner
Kaan Kantarcı - 2017-06-13 23:11:35
Kesinlikle haklısınız. ADDP' na büyük görevler düşüyor. "Dindar Atatürk" yaratma ve fotoğraflarına sakal ekleme çabalarına bazı "Atatürkçü"lerinde tam gaz katıldığını yıllardır görüyoruz. O tiplere yakın bazı tv kanallarındaki iftar proğramları ve Ramazan sohbetleri işkence gibi olmaya başladı.Yazık..
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com