STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 21 Haziran 2017, Çarşamba 12:32:46 tarihinde eklendi. 366 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KÖPEĞİN KÖPEĞİ OLMAZ -

KÖPEĞİN KÖPEĞİ OLMAZ

Frenleri boşalmış zavallı yurdumun. Nereye gittiği, nerede ve nasıl duracağı belli değil. İnsanların çoğu maskeli; bu yüzden de, neredeyse kimse kimseyi  tanıyamıyor. Marjinallikten hiç kurtulamayan idealistleri hariç, ne sağcısı sağcıya, ne solcusu solcuya ne de dincisi dinciye benziyor!.  Kendini "Atatürkçü "  ya da " Kemalist"  olarak tanımlayanlardan bazıların durumu ise, karmakarışık; bu kesimin hem içinden hem de dışından  yapılan Atatürk tanımlamalarının hiçbiri bir diğerine benzemiyor.  Kırk ayrı kafadan kırk ayrı Atatürk çıkıyor;  " - Laik - devrimci Atatürk! " , " -Laik ama,  dindar Atatürk! " , " - Kefere Atatürk! " , " - Anti- emperyalist Atatürk! " , " - Küçük burjuva Atatürk! " , " - Pragmatisk Atatürk! " ,  " - Faşist Atatürk!"  ve benzerleri ...
 

İnsanlar, kendi anlama - kavrama kapasitesilerine ve inandıkları ideolojiye uygun  Atatürk değerlendirmeleri yapıyorlar. Ki, bu aslında anlaşılabilir. Kafanız çalışıyorsa, bilgi birikiminiz de yeterliyse, bunun üstesinden gelebilir, doğmaları ve yanlış düşünceleri zaman içinde yok edebilirsiniz.. Tabii, yazınız silinmez, ağzınız kapatılmazsa!.
 

Bir de diktatörümüz var ki, bilinen önceki hiçbir tipe benzemiyor, istemediği hiçbir şeyi de tanımıyor: " – Git lan! ", " - Ananı da al git! " , " - Bu kararı tanımıyorum!" , " - O mahkemeyi takmıyorum!" , " - Anayasayı da tanımıyorum!"  Ya o diktatörün muhalifi (!) olan gizli aşıklarına ne demeli!. Vatan savunuculuğu adına, yurtdışından ülkemize yapılan sert eleştiriler ve alınan kararlara karşı  diktatöre sarılıp, onun kucağına oturanlara!. Ülkenin bakanına Avrupa' da miting mi yaptırılmıyor, milletvekilinin arabası geri mi çevriliyor,  çevik kuvvet ekibi gibi daima hazır bir muhalif (!) kuvvet diktatörlükten bile önce protestolara başlıyor; yazılı ve görsel medyaları aracılığıyla da zorbaya akıl bile veriyorlar:  " - Nota verelim!.  - Boykot ve protestolara başlayalım!. - Biz de onların milletvekili ve bakanlarına aynı şeyi yapalım!." İlginçtir ki, diktatörlük  bu muhaliflerin tavsiyeleriyle uyuşan bir karar alarak,  Alman milletvekillerine " İncirlik Üssü " ne giriş izni vermiyor!
 

Ülkemiz hangi hain politikaların uygulanması sonucu bu hale geldi?. Bunca yıl  ahmaklıklarıyla, yetersizlikleriyle, korkaklıklarıyla, uşaklıklarıyla kimler destek verdi bu zalim düzene?.  Bugün " adalet" sözcüğünü sloganlaştırıp yürümeye başlayan politik güç, yıllar önce Teyyip' in yasağını kaldırarak, önce milletvekili, sonra da başbakan, cumhurbaşkanı ve Sultan seçilmesinin yolunu açmadı mı?!.
 

Bir görevi de ülkesine bilgi taşımak, bulunduğu ülkedeki kuklaları ayartmak olan ABD büyükelçisi Francis Ricciardone ile kendi kurmaylarının bile haberi olmadan, Ekim 2013 de gizlice görüşen parti başkanı kimdi?.
 

Peki, İslami teröristlerle birlikte çekilmiş fotoğrafları sosyal medyaya düşen Ekmeleddin' i umut diye halka dayatıp, " tıpış tıpış oy vereceksiniz!" diyen kimdi?. O Ekmeleddin şimdi kimin yanında? Yürüyüşe katılıyor mu?,
 

Ya, " Altı Ok" a sahip çıkan ulusalcı ve devrimci kadroları partisinden hızla ihraç edenler?. Şimdi elinde " adalet" yazısıyla yollara düşen bey(ler), hileli son seçim sonuçları açıklandığında, kendiliğinden yollara dökülen kitleleri,  o yollarda yalnız bırakmadı(lar) mı?. İktidarıyla, muhalefetiyle, askeriyle, polisiyle, bürokratlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla (sivil istihbarat), medyasıyla, sosyal- medyasıyla, ekonomisiyle ve neredeyse her şeyiyle emperyalizme bağımlı olan bir ülke, aslında can çekişen bir ülkedir!  " Adalet" arayan biri, bu gerçekliği görmez mi?. Can çekişen bir ülkede aranacak en son şeyi, hem de ” yumurta kapıya dayan ” dıktan çok sonra aramak, anlaşılır bir şey değildir.

 

Sıradanlığı birazcık aşmış okuyan her insan bilir ki, Dünya' yı yöneten yaklaşık 12 büyük aile vardır; Rothschild, Rockefeller, Oppenheimer, Du Pont, Russel , Morgan ve Freeman aileleri bunlardan en çok ismi duyalanlardır.. Bu aileler dünyadaki neredeyse tüm medyayı, sosyal medyayı, ekonomik- sosyal- politik güç alanlarını ve yasal - yasadışı ticari trafiği kontrol ederler. Fuhuş ve uyuşturucu da buna dahildir. Bütün bu işleri de çıkarlarını temsil eden köpeklerine yaptırırlar.
 

 Hani, bir ara bizim Uzun Sultan' a "beyzbol sopası" gösteren bir kara şövalye vardı ya, o aslında,  bu büyük ailelerden bir ya da birkaçının basit bir temsilcisinden başka bir şey değildi..  Dünya' yı yöneten bu aile(ler) her defasında milyarlarca dolara mal olan seçim kampanyalarında yeni köpeklerini tanıtır, en uygun olanın seçilmesini sağlar ve sonra da o' nu tepe tepe kullanırlar. Seçilen köpek de az gelişmiş ve kendilerine bağlı olan ülkelerde,  kendi efendisinin çıkarlarına uygun davranacak küçük köpekleri kendine bağlar ve bazen uzattığı bir " kemik" parçasıyla şımartarak, bazen de gösterdiği bir " beyzbol" sopasıyla korkutarak onlara istediklerini yaptırır; yani, isterse o' nu Suriye' ye karşı havlatır, isterse başka dostlarına kuyruk sallatır. Bu güneş kadar görünen, yadsınamaz bir gerçekliktir..

 

Şimdi ülkemizin bulunduğu bu coğrafyada, elitlerin yeni köpeği kızıl şövalye atağa kalkıyor; kan ve kaos yoluyla efendilerine para kazandırmak, yayılmak istiyor. Bizim zorba da emri anlamış ve uygulayamazsa  " deliğe" süpürüleceğinin bilincinde olarak,  " -  Ben yanında savaşmaya hazırım!" diyor ve birileri de Sokrates gibi " adalet" arıyor!?.
 

Ülkemizde bugüne kadar olanlar tam bir yıkımdır; başka bir isimle adlandırılamaz!. İnanıyorum ki, 10 Kasım 1938 saat 09: 06 bu ülkenin durduğu ve bir daha ilerleyemediği tarihtir.  Şunu da  duraksamadan söyleyebilirim ki, içinde bulunduğumuz bu karanlıktan, elitlerin köpeklerine medya desteği de sunduğu hileli seçimler yoluyla asla çıkamayız! Diktatörlükler ve karşı- devrimler, ancak devrimlerle  ya da savaşlarla yıkılırlar!  Aksi takdirde çok acı çekilir ve çok zaman kaybedilir. Ayrıca, Elit emperyal ailelerin kurduğu sistemin bir parçası olmaya aday olmuş, elitlerin uşaklarıyla gizlice görüşenlerden de umut beklenemez!  Karanlıklar, ancak ve ancak meşaleleşmiş kitlelerin kararlı önderlikleriyle aydınlatılabilir!.  İnsanlar balonların peşine takılırsa, o balonlar yollarda patladığında geriye hiçbir şey kalmaz!. Bir kere şunu görelim: Türkiye, mevcut aktörlerle ( iktidar - muhalefet )  emperyalistlerin kucağından asla kurtulamaz; giden bir işbirlikçiyi yeni gelen (belki de ılımlı, sosyal demokrat ve hatta Atatürkçü maskeli) bir başka  işbirlikçi izler ve bu asırlarca devam edebilir. Bu kadar zamanınız var mı?!.

Eyyyyy emperyal uşaklar!.  Elit efendilerinizin ülkemiz ve bölgemizdeki oyunlarında rol almakta ısrar ediyorsanız, gidip boynunuzdaki tasmayı doğrudan Rothschild' in ya da bir başka elitin eline verin ve vatana ihanetinizi  de " dost bir ülkeyle ilişkiler" masalıyla gizlemeyin! Köpeğin köpeği olmaz!. Boynunuza " Liyakat Madalyası" , " Yahudi Cesaret Madalyası " nı  astırarak köpeklik yapacaksanız, açıkça, piramidin en tepesindeki elitlere köpeklik yapın ki, ulusumuz her bir bireyi saklı efendilerinizi ve oynadığınız oyundaki rezil rolünüzü gürsün; şimdi olmasa bile, gelecekte isimlerinizin yazılı olduğu mezar taşlarınıza tükürebilsin..

 

Yazdır Paylaş
Kaan Kantarcı - 2017-07-22 12:28:33
Sanırım, benim için kalemi masaya bırakmanın zamanı geldi. Aynı düşünceleri farklı tümcelerle tekrarlamama kararındayım. Yazarak ulaşmayı arzuladığımız hedeften ( ne yazık ki) çok uzak olduğumuzu düşünüyorum. Benim için yürünecek başka yollar olmalı.. Bu yüzden kalemimi bırakırken, bana bu güne kadar sayfalarında yer veren HETO, TOPLUMSAL KURTULUŞ, ÜÇ NOKTA, KOMÜN, MAYA DERGİSİ, HARBİ GAZETE ve İSVEÇ POSTASI' na içten teşekkürler..
Diğer Yazıları
isvecpostasi.com