STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 04 Temmuz 2017, Salı 10:38:33 tarihinde eklendi. 262 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DİNİ FAŞİZM - Türker Ertürk

DİNİ FAŞİZM

Türkiye’de mizah, özellikle de politik olanı patlamış durumda! Sosyal medya dahil yalama, yalaka ve “Alo Fatih” gibi gayri ahlaki hatlardan emir alanlar hariç, her yerde ve her ortamda iktidarın eleştirildiği mizahı görebilmek ve duyabilmek mümkün.

 

Mizah; yaşamın çelişkilerine dikkat çeken ve güldürücü yönlerini ortaya çıkararak yapılan bir sanat.  İnsanı gülmeye ya da acı acı tebessüm etmeye sevk eden resim, görsel, film, karikatür, konuşma ve yazı türü. Özellikle politik mizahta güldürmek amaç değil araç; eleştirebilmek, fikirleri savunabilmek ve geniş toplum kesimlerine iletebilmek için!

 

Dolaylı Anlatım Yöntemi

 

Mizah ile baskıcı ve otoriter yönetim biçimleri arasında direkt bir ilişki var. Faşizm, baskı, otoriterlik, zulüm ve yasaklar arttıkça mizah artıyor, adeta patlıyor! Bu gerçek tüm dünya için geçerli. Ülkemizde yaşadığımız 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde de mizah yükselişe geçmişti. Ama her iki dönem de halen içinde yaşadığımız baskının, otoriterliğin, hukuk tanımazlığın ve adalet yoksunluğunun yanına yaklaşamaz ve haklarında rahmet okutur.

 

Normal dönemlerde ve normal ülkelerde politik mizah yükselişe geçmez. Çünkü söylenmek ve anlatılmak istenenler ile eleştiriler direkt olarak yapılabilir. Eğer bir ülkede siyasi otoriteye doğrudan karşı çıkmak riskli ise, eleştirenlerin başına türlü türlü felaketler geliyorsa, o zaman dolaylı anlatım yollarından birisi olan mizah tercih edilir. Mizahın masumiyetinden istifade ederek halk, baskı rejimine karşı gülerek bir çeşit savunma mekanizması oluşturur, direncini yüksek tutar, psikolojisini mümkün olduğunca korur ve zamanı geldiğince başkaldırabilmek için enerji toplar.

 

Sabrın Sonu Selamettir

 

Mizah; adaletsiz, baskıcı, iliklerine kadar yolsuzluklara bulaşmış otoriter yönetimlere karşı halkı bilinçaltından isyana teşvik eder, boyun eğmemelerini sağlar, dayanma gücü verir, sonuç olarak yaşanan sorunları yok etmez ama hayatı çekilebilir, dayanılabilir kılar ve sabrın sonunun selamet olacağı umudunu aşılar.

 

Bugün aynen bunları yaşıyoruz. Halen ülkemizi gayri anayasal biçimde yöneten iktidar iradesi otoriterdir, baskıcıdır, hukuk tanımamaktadır, din istismarcısıdır ve FETÖ bahanesi ile muhalifleri baskı altına alarak adım adım rejim değişikliği yapmakta, hak ve özgürlüklerimizi askıya almaktadır.

 

Faşizmin Göstergesi

 

2017’de bir ülkede faşizmin olup olmadığının göstergesi, sokaklarda Kahverengi Gömlekliler’in veya Gestapo’nun devriye gezip gezmemesi değildir. Eğer toplumda adalet duygusu yok olmuşsa, yargı tarafsızlığını ve bağımsızlını kaybetmiş, AKP ilçe başkanlarının bile manipülasyonuna açık hale getirilmişse, tüm televizyonlar iktidarın borazanı yapılmışsa, Wikipedia gibi bir ansiklopediye bile erişim engelleniyorsa, ifade özgürlüğü yok edilmişse ve binlerce kişi adalet için yollara düşmüşse burada demokrasinin zerresinden bile bahsedilemez, sorunun bizatihi kendisi iktidardır.

 

İktidarın ülkemizi taşıdığı yer ve inşa ettiği rejim dini faşizmdir. Bu faşizm, 1940’ların faşizmini ve otoriterliğini bile gölgede bırakır. Arap Dünyasının en büyük şairi Ali Ahmet Said Eşber; “Faşizmin en kötüsü dini faşizmdir. AKP, Türkiye’de Müslüman Kardeşler (İhvan) zihniyetini temsil ediyor ve kurumları bir bir yok ediyor” diyor ve çözüm için laikliği, bireysel hak ve özgürlükleri gösteriyor.

 

Mizah Silahtır

 

Bugün, iktidar kendisini direkt olarak eleştirebilmenin yollarını engellemiş durumda. Artık iktidara hayır diyebilmenin iki yolu -mizah ve sokaklar- kalmıştır. Mizahın ne kadar büyük bir silah olduğunu bildiklerinden, televizyonlar politik mizaha kapatılmış ve mizah dergileri yapılan ekonomik operasyonlarla ya kapısına kilit vurdurulmuş ya da yaşayamaz duruma sokulmuştur. Ama çareler tükenmez, sosyal medya ve nihai sonları engellenemez.

 

Nasuh Mahruki’nin “Asya Yolları, Himalayalar ve Ötesi” kitabını okumanızı öneririm.

Yazdır Paylaş
Diğer Türker Ertürk Yazıları
isvecpostasi.com