Yürüyüş…
Günay Güner

Yürüyüş…

Bu içerik 74 kez okundu.

Yürüyüş denince Türkiyemizin yakın siyasal tarihindeki, yaşamımda da bir biçimde karşılığı bulunan yaşamsal dönemleri anımsarım. 1950’li yılların baskı, faşizm koşullarına karşı ilericiler, aydınlar, Türk Devrimine bağlı kesimler protesto ettiler, meydanlarda buluştular, yürüdüler.  

1961 Anayasasının sağladığı kazanımlarla emekçi kitleler çalışma hakları edindiler, sınıf bilincini yükselttiler. Her biri bilimsel yapıt niteliğindeki Marksçı klasikleri okumaya başladılar. Batı ülkelerindeki benzer gelişmeleri ilgiyle izlediler.

Bu uyanışın üzerine 1971 faşizmiyle çullanılmakta gecikilmedi. Aydınlar hapishanelere tıkıldı, Denizler “Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü”nü yaptılar. Denizler asıldılar… Çayanlar, Kaypakkayalar, Ulaş Bardakçılar…kurşunlandılar, öldürüldüler…

Soykırımı önlemek için Kıbrıs’a çıkış, 12 Mart 1971 faşist askerlerinin ABD buyruğuyla yasakladıkları haşhaş ekiminin yeniden başlatılması!

Ardından ABD’nin “cezalandırma” amaçlı iç savaş tuzakları, ambargolar…

Devrim bir uzun yürüyüştür ve gerçek devrimcilerle sahtelerini ayırmaya da yarar.

Aydınlanmacı insanımız o denli özlem içindeki, önce düş kurup, ardından o düşe gerçeklik yükleyip inanabiliyor.

Ne mi demek istiyoruz? Siz genel başkan ve özellikle belirlediğiniz kadro olarak; Türkiye’nin tek çıkış, kurtuluş umudu olduğu defalarca ortaya konmuş Türk Devrimi ve ilkelerinin yarattığı söylemden bilerek isteyerek uzak durun ama bir gecede büyük eylemci ve kurtarıcı olduğunuza inanalım! Böyle bir mantık yeryüzünün neresinde var?

Atatürk Devrimine yürekten inandığına kuşku bulunmayan kitle ile birlikte yüzlerce kilometre yürüyorsunuz ama “manifesto” diyerek açıkladığınız “bildiri”de de yol boyunca konuşmalarınızda da soyut sözlerin ötesi yok. İki gün önce milyonlarca oyumuz çalınmış, bu yaşamsal durum ancak ve ancak “manifesto”nun ta sonunda bir tümcelik yer bulabilmiş.

Türkiye’de her pespayelik neredeyse her saat yinelenip dururken, en haklı sorunumuzu, oyların çalınmasını yürüyüş sonrasında da duyamıyoruz. Ne yapılmak isteniyor?

Bu satırların yazarı ve onun gibi düşünenler keşke yanılsalar. En çok yanılmış olurlar ve gerçek iyi ve doğruysa, kendi yolunda ilerler, halkın yararına işler. Ne ki siz sözkonusu gözlemlerimizi yalanlayacak kanıtlara sahipseniz lütfen açıklayınız, dillendiriniz.

Bir yandan bu tuhaflıklar sürüp gider, diğer yandan Sivas Kıyımı anmalarında gerici, işbirlikçi devrim ve halk düşmanlarının adlarına HDP tarafından çiçek bırakılır. Bir kısım solcu geçinen aymazlar da bunu köşelerinden, yine yıllardır sergiledikleri şaklabanlıklarıyla desteklerler.

Şeyh Sait’li, Seyit Rıza’lı…solculuk, devrimcilik! Bu en değerli nitelikler kimlere kaldı, görüyor musunuz: Etnikçi şarlatanlara. Oldu olacak İskilipli Atıf’lı, Suud Efendili, Vahdettin’li, Damat Ferit’li…solculuk da türetin. Nasıl olsa midesi sağlam, her taşı öğüten, cumhuriyet düşmanı hızlı “sol”cular cirit atıyor.   

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ CUMHURİYETİ’N 95’İNCİ YILINI COŞKUYLA KUTLADI
İSVEÇ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ CUMHURİYETİ’N 95’İNCİ YILINI COŞKUYLA KUTLADI