STOCKHOLM’DA “CUMHURİYET” COŞKUYLA KUTLANDI
CİNSEL TACİZ PROTESTO EDİLDİ
İSVEÇLİ KADINLARIN YÜZDE 80’İ CİNSEL TACİZE MARUZ KALMIŞ
Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülü Adem Göktaş’a Sunuldu
Bu yazı 24 Ağustos 2017, Perşembe 01:10:16 tarihinde eklendi. 116 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ULUSALCI OLMAYAN SUBAY HAİNDİR - Türker Ertürk

ULUSALCI OLMAYAN SUBAY HAİNDİR

Türkiye, ne yazık ki felakete doğru hızla yol alıyor. Artık bu işten zararsız, yara almadan sıyrıklarla kurtulmak imkânsız gibi. Umarım yanılırım ama bugüne kadar yaptığımız analizlere ve gerçekleşme oranına bakıyorum da yanılmamız olanaksız gözüküyor. Herkes ama herkes, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlar ülkemizi asgari zararla bu badireden nasıl kurtarabiliriz, hiç değilse onun hesabını ve alternatif planlarını zihinsel olarak yapmak zorunda.

Türkiye, çok süratli olarak ötekileşiyor ve ötekileştiriliyor! Hukukun ayaklar altına alındığı, demokrasinin olmazsa olmazı olan laikliğin ve kuvvetler ayrılığının yok edildiği, insan hak ve özgürlüklerinin katledildiği, basın ve ifade özgürlüğünün iktidarın müsaadesine tabi olduğu ve muhaliflerin FETÖ bahanesi ile içeri atıldığı algısı dünya kamuoyunda yaygın durumda.
 

Sadece ABD’de İki Dava, Bir Soruşturma


Ayrıca; Türkiye’nin Libya ve Suriye’deki vekalet savaşlarında hangi dolapları çevirdiği, Müslüman Kardeşler dahil Cihatçı örgütlerle ilişkileri de dünya medyasında çokça yazılıyor ve anlatılıyor. Türkiye hakkında yaratılan bu algıda, kötü niyetli emperyalist girdilerin varlığını kabul etmekle birlikte, esas sorumlu Türkiye’yi gayri hukuki ve gayri anayasal olarak yöneten iktidar iradesidir.


Ülkemizi felakete sürükleyen bu irade hakkında sadece ABD’de açılmış iki dava, bir soruşturma var. Bunlardan hasarsız çıkabilmek imkânsız. Hele Zarrab Davası korkunç! İçinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ile İran’a karşı yürütülen ambargonun Halk Bankası eliyle delinmesi iddiası var. Yani uluslararası suç. Halk Bankası’na iktidar tarafından atanan bürokrat Hakan Atilla, bu yüzden ABD’de tutuklandı. Bu kapsamdaki yolsuzluklar ve bakanlar tarafından alınan rüşvetler de cabası.
 

BM’de Dört Klasör Var


ABD ile de iş bitmiyor. Rusların BM’ye Türkiye hakkında verdiği dört klasörlük rapor beklemede. İddialar çok ağır; Suriye’de IŞİD’e yardım ve destek, IŞİD’in petrolünü taşımak ve satmak, IŞİD’le tarihi eser kaçakçılığı. Son olarak AİHM, 16 Nisan Referandumu ile ilgili verilen dosyayı kabul etti.


Nereden baksanız, iktidar tel tel dökülüyor. Artık ters sarmala girmiş durumda. Kaybediyor, kaybettikçe daha çok otoriterleşiyor ve baskıyı arttırıyor ama daha çok kaybediyor.

 

Sadakat Ülkeye Olur


Bu yüzden “AKP kadroları yoruldu ve değiştirelim” diyor. Bu kadroları kim yordu? Bu kadrolar kendi kafalarından mı iş yaptılar? Yukarısı ne emrettiyse, ne istediyse onu yaptılar, hem de fazlasıyla! Adaletsizlikleri, yolsuzlukları, haksızlıkları, hatta 16 Nisan Referandumu için aklen, hukuken, mantıken yapılması imkansızın peşinde oldular, “Evet”i savundular, sonunda herkesin gözünün önünde çevrilen hile ve madrabazlığı bile savunmak zorunda kaldılar ve üç maymunu oynadılar. Daha ne yapsınlar!


AKP örgütü ve kadroları şunu anlamalı; “Başkanlık Sistemi” ile iktidardan düşürülen ve işlevsiz kılınan CHP değil, AKP’dir. CHP, zaten muhalefetti! Sizin omuzlarınıza basarak, yüzlerinizden eskiyenleri değiştirerek sizden kurtulmak istiyor, farkında değil misiniz? Son kullanım tarihiniz 2019’da bitecek ve artık o tarihten sonra size hiç ihtiyacı olmayacak. O zaman ağlayacağınıza şimdi ayağa kalkın ve felakete sürüklenen ülkenize siz de sahip çıkın! Sadakat partiye ve liderlere değil, ülkeye ve millete olur; aklınızdan asla çıkarmayın.
 

FETÖ Bahane!


Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarında; FETÖ ile kararlı mücadele ve TSK’yı FETÖ’den temizlerken, ulusalcılara teslim etmeme olarak iki kriterin ağır bastığını yazmış, sırtını saraya dayamış yalaka birisi!


FETÖ’ye yardım ve yataklık yapan siyasiler hala elini kolunu sallayarak ortada dolaşırken ve sorumlu siyasi mevkileri işgal ederken, bu kriterden bahsetmek adamlık değildir. Şüphelendiğiniz ismi ve yanına Fethullah Gülen’in ismini internette bir arama motoruna yazarak aratın ve çıkan videolara bakın. Bu çıkacak isimler hakkında soruşturma yapılmadıysa, FETÖ soruşturmaları ve yargılamaları yalandır; amaç bu bahane üzerinden rejim değişikliği yaparak, din devleti kurmak ve “Tek Adam” yönetimi inşa etmektir. Gerisi ise lafügüzaftır!
 

Ulusalcılık Eşittir Milliyetçiliktir


Gelelim ulusalcılık meselesine. ABD, Fransa, Almanya, İngiltere ve Rusya gibi tüm ülkelerde subaylarda olması gerekli bir numaralı kriter; ulusalcı olmalarıdır. Sözleri ve eylemleriyle ulusalcı olmadığını gösteren bir subayın, bu ülkelerde iş akdine son verilir.


Ulusalcılık eşittir milliyetçiliktir. Ulusalcılık eşittir tüm olaylara ve sorunlara üniformasını taşıdığı ülkenin ve bağrından çıktığı milletin gözü ile bakmaktır. Ulusalcılık eşittir çağdaşlıktır.


Ulusalcı olmayan bir subay; ya beynelmilel bakış açısına sahiptir yani sorunlara yaşadığı toprakların gözüyle bakmıyordur, başka odaklara hizmet peşindedir, haindir ya da çağdışı bir kimlik içine kendini konumlandırmıştır.
 

Ümmet Kimliği Çağdışıdır


Ulus devlet ve ulusal kimlik çağdaştır ve insanlığın bin bir çile ile dolu tarih sayfalarından süzülerek ve evrimleşerek ortaya çıkmıştır. Ümmet gibi dinsel kimlikler ise Ortaçağın bakış açısıdır, günümüz için çağdışıdır.


15 Temmuz Darbe Girişimini kendini ümmet kimliği içinde tanımlayan, yani ulusalcı olmayan, üniforma giymiş hainler yaptı; halkın ve silah arkadaşlarının üzerine ateş açtı. Darbecileri darbe yapabilecek konuma ise Ergenekon-Balyoz gibi kumpas operasyonları ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nde cemaatçi olmayanlara karşı yapılan itibarsızlaştırma operasyonları getirdi.
 

Adı Olmayan Millet, İllettir


Bugün ülkemizi yöneten iktidarla darbeyi girişimini yapanların ideolojisi aynıdır. Bu nedenle millet derler ama milletin adını vermez ve veremezler. Çünkü kastettikleri millet; Osmanlı’daki eski anlamı ile dinsel ümmet kimliğidir. Bu kimlik çağdışıdır ve birleştirici değildir.
 

Adı olmayan millet; millet değil, illettir.  İktidarın bahsettiği millet; bölücü, parçalayıcı, toplumu birbirine düşürücü, kadına düşmanlık eden ve yobazlık üreten illet bir kimliktir. Biz; Büyük Türk Milletiyiz. Bu bir etnik tanımlama da değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tarif ettiği gibi; Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka verilen addır. Dünyada bundan daha modern, çağdaş ve kucaklayıcı bir millet tanımı yoktur!

Yazdır Paylaş
Diğer Türker Ertürk Yazıları
isvecpostasi.com