23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
İSVEÇ’TE ‘EZAN’ TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Bu yazı 13 Ekim 2017, Cuma 14:12:59 tarihinde eklendi. 471 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ENSEYİ KARARTMAMAK! - Mustafa Sönmez

ENSEYİ KARARTMAMAK!

Sevgili İsveç Postası ve bu köşenin okuyucuları, uzun bir süredir içinde bulunduğum koşturmanın, yoğunluğun ve doğal ki yorgunluğun (zihinsel) izlerinden dolayı bu köşedeki yazılarımı savsakladım, özür dilerim. Sizlerle konuşmak, sizlerle dertleşmek ve kötüye giden makus talihimizi geriye çevirmek için elbirliği, gönülbirliği ve eylem birliğine büyük ölçüde gereksinmemiz var. Ne yazık ki, toplumun önünde olması gereken aydınları, sanatçıları ve mangalda kül bırakmayan ilericilerini ortalıklarda göremiyoruz. Herkes kendi köşesinden ahkâm kesmeye çalışıyor...

Bu köşeden yazılması ya da irdelenmesi gereken o kadar çok sorun ve olay var ki, hangibirisinden başlamak gerekiyor, kestiremiyorsunuz…

Günümüz dünyasına baktığımız zaman yazacak, konuşacak ve tartışacak o kadar gerek olumlu gerek olumsuz çok şeyler var ki, hangibirisinden başlarsanız başlayın, saatlerinize mal olacaktır. İçerisinde yaşadığımız İsveç toplumunda ortaya çıkan olumsuzluklar ve kendi ülkemiz olan Türkiye’nin içerisinden çıkılmaz hal alan toplumsal ve de eğitimsel sorunları… Aynı zamanda dünyamızın pür meali…

İsveç bir ölçüde mafyalaşmanın, çeteleşmenin ve bunlar arasında ortaya çıkan kanlı infazların ülkesine döndürüldü. Başbakan Stefan Löfven en sonunda bu konuda yetersiz kaldıklarını itiraf etmek durumunda kaldı. Hergün silahlı saldırı ve ölüm haberleri basını meşgul etmeye başladı. Buna karşılık yapılması, alınması gereken önlemler üzerinde siyasilerin eyleme geçmedikleri gerçeğini de görülüyor. İsveç toplumu olarak siyasileri eyleme geçirmenin yollarını hep birlikte bulmak, sesimizi yükseltmek zorundayız. Sessiz kalan bir toplum herşeyi kabulleniyor demektir. Bu da sosyal sorunların, olayların birbir üstüne yığılması ve o ülke için tehlike çanlarının çalması anlamına geliyor…

İsveç gibi sosyal demokrasinin, eşitliğin, adaletin en iyi bir biçimde işlediği bir ülkede hâlâ namus adına cinayetler işlenebiliyorsa, kadına baskının, şiddetin izleri ortaya çıkabiliyorsa; bir din adına üç yaşındaki kızlar türbana sokuluyor, Tanrı evi olarak bilinen yerler aşırı uçlar üretebiliyorsa gerçekten üzerinde uzun uzadıya durup düşünmek gerekir…

İsveç’teki aşırı sağcı (ırkçı) örgütler her geçen gün mevziler kazanıyor, ırkçı parti oy oranlarını artırıyorsa, siyasilerin laf ebeliğiyle ileri sürdükleri kulağa hoş gelen namelerin hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Irkçılık poliseye önlemlerle değil, ailesel, toplumsal ve eğitimsel duyarlıkla ele alınıp ve o yönde üretilecek argümanlarla, atılacak bilinçli adımlarla yok edilir ya değilse, her ırkçının başına bir polis dikmekle çözümlenebilecek bir sorun değildir…

Ilımlı Muhafazakar Parti Başkanı Anna Kinberg Batra izlediği göçmen politikası ve hükümete karşı yumuşak tavrıyla partiye zarar verdiği ve anketlerde oy kaybına uğrattığı için istifaya zorlandı ve istifa ettirildi. Bu hafta toplanan olağanüstü kongresiyle Ilımlı Muhafazakar Parti yasal olarak yeni başkanına kavuşacak. Yeni başkan seçilecek olan Ulf Kristersson, ”Partiyi güçlendireceğiz, partimiz, ittifak halinde bulunduğu partilerle birlikte İsveç siyasi arenasında güç olarak en üst noktada olacaktır. Böylece İsveç’i dünyada daha güçlü kılacağız” diyor. Irkçı partiye kaptırdıkları yüzde 5 -6 lık oranı nasıl geri alabilecekleri konusunda ip uçları vermeden…

İsveç eğitim sisteminde son yıllarda yoğun sorunlar yaşanıyor. Eğtimin kalitesi bir hayli düşmüş durumda Eğitilmiş uzman öğretmen sıkıntısı had safya ulaştı. Özellikle göçmen ağırlıklı semtlerde derslere uzman olmayan kişiler giriyor. Hükümet ve öğretmen sendikaları ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler. Sendikalar, öğretmen maaşlarının yükseltilmesiyle sorun aşılabileceği yanlışına saplanmış durumdalar. Maaş artışları bir ölçüde öğretmenlerin mesleğe geri dönmelerini sağlayabilir ama eğitimin kalitesini yükseltmez. Eğitimin kalitesi aile – okul – öğretmen işbirliği içerisinde disiplinli bir eğitimden geçer. İsveç okullarında disiplin yok denilecek bir düzeye inerken aynı zamanda okul içi şiddette paralel bir artış var. Hükümet sihirli değnek hesabı okullara ’ders yardımı’ altında ek yardım dersleri düzenlemeleri için kaynak aktarmayı düşünüyor. Öğrencilerin ek yardım derslerine gereksinmeleri var ama bu yöntem genel olarak bir çözümü getirebilir mi? Bence oldukça tartışmalı bir konu…

Bir de bir iki kısa paragrafla ülkemize değinelim. Bugünlerde Cumhuriyeti’mizin 94’üncü yıldönümünü kutlayacağız. Bugüne kadar hiçbir biçimde Cumhuriyetimizin özü zedelenmemişti, yıpratılmamıştı. Bugün cumhuriyetimizin sahip olduğu çağdaşlık temelleri üzerine kurulan nitelikleri yok edilmeyle karşı karşıya…

Cumhuriyete bağlılık, tarafsızlık yemini etmiş bir cumhurun başı, laikliği ayaklar altına alarak müftülere nikah kıyma yetkisi için karşı çıkanlara, ” İsteseniz de istemeseniz de bu Meclis'ten geçecek" diyebiliyor. Bu tür söylemleriyle gericilere, yobazlara müsait ortamlar yaratıyor. Radikal İslam ve İslamın radikalleşmesinin çarkına su taşıyor. Buradan oy devşirmeye çalışıyor…

Türk eğitim sistemimizin ele alınacak bir durumu kalmadı. Okullarımız ve eğitim sistemimiz tamamen çağın gerisine götürüldü. Uluslararası yarışmalarda nal toplayarak çağdışılıktan medet ummaya çalışıyoruz. Aynı zamanda da dünyaya kabadayı ağzıyla meydan okuyarak…

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün eğitim müfredatından çıkarılması ise başlı başına ayrı bir konudur. Konuyu başka bir sefere bırakalım...

Yine de enseyi karartmaya gerek yok, mücadeleye devam…

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com