ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
ATATÜRK’ÜN VASİYETİNİ İPTAL ETMEK
NORVEÇ – ADD İKİNCİ OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI
Bu yazı 16 Kasım 2017, Perşembe 12:10:16 tarihinde eklendi. 341 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Halkla Çok Oynanıyor - Günay Güner

Halkla Çok Oynanıyor

Türkiye’yi gezmek, gözlemlerde bulunmak çok değerli bilgiler sağlar.

Sözkonusu gözlemler ortaya koyuyor ki Türk halkı olumsuz anlamda alabildiğine dönüştürülmüş. Selamı, anlayışı, yaşamla bağı, düşün biçimi değiştirilmiş, yönlendirilmiş. Bir ya da birden çok merkezce yapıldığı açık olan bir “toplum mühendisliği” operasyonuyla yüz yüzeyiz.

Bir başka yazımda da vurgulandığı gibi tüm Türkiye “taşra”lılıkta “eşit”lendi. “Bir ülkenin başkenti ya da en önemli kentleri dışındaki yerlerin tümü, dışarlık” diye tanımlanan taşra genellikle cemaat, topluluk, çevre baskısının egemenliğiyle somutlaşır.

Merkez – taşra ayrımının derin olması ülkenin gelişmemişliğinin göstergelerindendir. Hiçbir zaman tam aynılık sağlanamasa da gelişmişliğin bir ölçütü de evrensel düzlemde bilimin, sanatın, felsefenin, aydınlanmanın vardığı düzeyde tüm yurdun görece eşitlenmesidir.

Türkiye’nin alabildiğine taşralaştırıldığı, bu yönde eşitlendiği, aynılaştırıldığı söylenebilir.

Bu operasyonun ağır sonuçları yaşanıyor.

Yüceltildiği, yarar sağlandığı algısı verilerek akın akın kentlere göçürülen köylü kitleleri köydeki değerlerini de yitirerek “yoz”laştılar. Fırsatçı, küçük çıkarlarından başka kaygı taşımayanlardan oluşan bu kitle tam anlamıyla oy deposudur. Tepeden tırnağa muhafazakâr görünse de riyakâr bir yaşam sürer. Operasyon merkezince kurulan “saadet zinciri”nde kesin pay sahibidir.

Bu yaşam biçiminde dayanışmanın, kardeşliğin, bireysel davranışın, eğitimin, kültürün, eleştirel bakışın yeri yoktur. Tek önemli olan saadet zincirinde o an ona verilen roldür. O rolün gereklerini yerine getirdiği sürece var olabilir. Sözkonusu döngüde bir yerleri hedefine almasının, baskılamasının, vicdansal kaygıların da (kadınların öldürülmeleri, çocuklara tecavüz, kız çocuklarının evlendirilmelerinin…) önemi bulunmamaktadır.

Çok ağır sonuçlardan biri ise muhalif siyasetin de bu yoz kitleye oynamasıdır. Oysa girdiği kurumu, partiyi, örgütü çekirge benzeri emip yok edeceği bellidir. Bastıkları yerde ot bitmez; değer, ilke kalmaz.  

Yaşananlarda payı olmadığını, ikileme düşmeden söyleyebilecek kimse var mı?

Üniversite diye bir kurumdan söz edebilseydik, bu tür alan araştırmalarını üniversitelerden bekleyecektik. Ne yazık ki köküne kibrit suyu döküldü.

Çıkmazda, bunalımda olmak, gerçek fotoğrafı her zamankinden daha güçlü, net çekmeyi gerektirir. Bir yandan geçmişte bile isteye yapılan “yanlış”lar yüzünden yüz yüze kalınan askeri meydan okumalar, verilen şehitler, bir yandan geçim, işsizlik sorunları, öte yandan ülkenin yönetim biçimini tehdit eden dinci ve etnik saldırılar…

Bunlar yaşanırken, bankalar kurulunun toplanamamasını muhalefet başlığı seçen bir muhalefet.

Sizce umutlu olmak için neden var mı?

Yazdır Paylaş
Diğer Günay Güner Yazıları
isvecpostasi.com