23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
İSVEÇ’TE ‘EZAN’ TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Bu yazı 23 Aralık 2017, Cumartesi 01:01:58 tarihinde eklendi. 284 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KADIN ERKEĞE İTAAT ETMEK ZORUNDADIR - Türker Ertürk

KADIN ERKEĞE İTAAT ETMEK ZORUNDADIR

Geçen gün (20 Aralık 2017), Milli Eğitim Bakanı Yılmaz “Hz. Muhammed’in Hayatı” kitabındaki Medeni Kanuna aykırı evliliğe ilişkin sözleri savunarak; “Kadının itaati ibadettir” ifadeleri için “kadının aile içindeki konumunu ve sorumluluğunu ifade etmektedir” dedi.
 

Halen ülkemizi yöneten iktidar iradesinin kadına bakış açısı belli. En yetkili ağızlarından; “Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum, fıtrata aykırı”, “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, ya satılıktır ya kiralık”. “Kahkaha atan kadın iffetsizdir”, “Tecavüze uğrayan kürtaj yaptırmasın”, “Kadınlar için tek kariyer annelik”, “Hamile kadın sokakta dolaşamaz”, “Kadının fıtratında köle olmak var” gibi söylemleri bugüne kadar çok duyduk.
 

Kadın, Eksik Etektir


Bu sözler, çağdaş olmayan insan malzemesinin söyleyebilecekleridir. Çağdışı bu zihniyete göre; kadın erkekle eşit değildir, eksik etektir. Kadın ancak ve ancak erkeğini cinsel olarak memnun ederek, çocuk doğurarak, aşçılık, hizmetçilik ve çocuk bakıcılığı yaparak bir karşılık ve değer bulabilir.
 

Gerçekten de geçmişte bu böyleydi. İnsanlığın tarihi gelişimi içinde yapılan savaşlarda ve mücadelelerde kadının genel olarak ne değeri olabilirdi ki! Çünkü, geçmişte yapılan savaşlarda erkeğe ihtiyaç vardı. Geçmişin savaşlarında, savaş meydanlarında ve cephelerde erkekler cenk eder, kılıç sallar, ok atar ve daha sonra da tüfek tutabilirdi.
 

Kutsal Kitaplar Bile Erkeği Muhatap Aldı


Bu nedenle erkekler kutsandı, kutsal kitaplar bile erkeği muhatap aldı, erkek doğuramayan kadınlar eksik sayıldı, hiç doğuramayanlar ise insan yerine konmadı. Ortaçağ’dan sonra bile bu durum devam etti, kadınlar nüfus sayımlarında kale alınmadı, seçme ve seçilme hakkı tanınmadı. Çünkü, geçmişin üretim şekli kol ve adale gücü üzerineydi. Ayrıca; savaşlardaki kol ve kafa gücü kompozisyonunda ağırlık, ezici bir şekilde kol gücünden yanaydı. İstenen bu özellikler erkekte vardı. Diğer taraftan; bitmez tükenmez savaşlarda erkekler birbirini kırıyor, erkek nüfusu azalıyor, bozulan bu arz talep dengesi erkekleri daha da değerli kılıyordu.
 

Ama dünya değişiyordu! Esasında bu değişim Osmanlı’nın yanı başında, Avrupa’da başladı. Rönesans, reform, hümanizm, aydınlanma, Fransız Devrimi, Endüstri Devrimi ile başlayan süreç, bugün insanlığı bilişim ve akıllı üretim çağına getirdi.  Bugün Endüstri 4.0 yani Dördüncü Sanayi Devrimi’ni konuşuyoruz, yarın çok daha başkalarını konuşuyor olacağız.
 

Tüfek İcat Oldu, Mertlik Bozuldu!


Bugün, insanlığın geldiği bu çağdaşlık çizgisinde gerek üretim gerekse toplumlar arasındaki mücadele ve savaşlardaki kol ve kafa gücü kompozisyonunda ağırlık, geçmişle kıyas edilemez bir biçimde kafa gücü lehine gelişmiştir. Artık kol gücüne, hele hele niteliksiz türüne olan ihtiyaç azalmıştır, zamanla daha da çok azalacaktır.
 

“Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” sözü; aslında söylendiği zaman diliminde, kol gücünün kafa gücüne olan isyanıydı. Sizin elinizde kılıç varken karşınıza tüfekle gelen birisine veya birilerine karşı o kadar büyük eşitsizlik içinde oluyorsunuz ki, mücadele etmeniz zorlaşıyor. Ama tüfeğin icadında ve daha gelişmiş olanının üretilmesinde bir kafa gücü var!
 

Hangisi Daha Değerli?


Bir de bugünün gelişmiş silahlarını düşünün! 15 bin kilometre uzaktan, görmediğiniz ve bilmediğiniz bir yerden, size hem de tam tepenize atılabilme imkanına sahip balistik bir füzeyi hayal edin. Ya da 20 bin kilometre öteden, bir kadın tarafından sevk ve idare edilebilen Silahlı İnsansız Hava Aracından (SİHA) size yapılabilecek bir saldırıyı...
 

Sizce hangisi daha değerli; uzay araştırmalarında veya yüksek teknolojiye sahip, gelişmiş bir silahın üretiminde kritik bir görevde bulunan bir kadın mı, yoksa kendisine kutsallık ithaf ederek kelle koparan, katliamlar yapan ve sadece erkeklerden müteşekkil 5 IŞİD tugayı mı?
 

Artık Belirleyici Kol Değil, Akıl Gücü


Kadının geçmişe göre değerinin yükselmesinin ve erkek ile eşit konuma gelmesinin nedeni; insanlığın bugünkü aşamada ulaştığı akılcı ve bilimsel düşünce düzeyidir. İnsanlığın bugün ulaştığı bu çağdaşlık çizgisi, yarın daha da yukarılara çıkacaktır. Artık belirleyici olan kol gücü değil, akıl gücüdür.
 

Kol gücü olarak, erkeğin kadından daha güçlü olduğunu biliyoruz. Ama akıl gücü olarak, erkeğin kadından daha güçlü olduğunu gösterir bir bilimsel veri yok. Ayı, kol gücü olarak insandan daha güçlü ama kıt akıl gücü nedeniyle insana karşı başarı şansı yok!
 

Geçmişin Aklıyla Sorunlarımızı Çözemeyiz


Bugün insanlar ve toplumlar arasındaki mücadelede dengeyi veya mertliği bozan; kadın veya erkek olmaları değil, akılcı ve bilimsel düşünce dönemine geçip geçmedikleridir. Yani bilim egemen kafalı ve eleştirel akla sahip bir toplum; sorgulamayan, bilimi yaşamın tek yol göstericisi olarak kabul etmeyen, biat eden ama kadını fıtraten eşit saymayan erkek egemen toplumları ezer geçer. İnsanın ayıları ezip geçtiği gibi!
 

Bugün iktidar iradesinin temsilcileri tarafından kadın için yapılan değerlendirmeler, insanlığın geçmiş zaman dilimi içindeki kadına bakışını temsil eder. Bugün dünyada aynı bakış açısını devam ettirerek gelişmiş, zenginleşmiş, halkına refah sunabilmiş ve insanlığın bugün için ulaştığı çağdaşlık çizgisini yakalamış tek bir örnek bile yoktur.
 

Demem o ki; iktidar iradesinin kafası, geçmişin aklıdır. Geçmişin aklı ile günümüzün sorunları çözülemez, Türkiye geleceğe hazırlanamaz ve çağdaş uygarlık çizgisi yakalanamaz. 

Yazdır Paylaş
Diğer Türker Ertürk Yazıları
isvecpostasi.com