ATATÜRK STOCKHOLM VE MALMÖ’DE ANILDI
ATATÜRK’ÜN VASİYETİNİ İPTAL ETMEK
NORVEÇ – ADD İKİNCİ OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI
Bu yazı 31 Ocak 2018, Çarşamba 00:40:27 tarihinde eklendi. 595 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AMAÇ ÜZÜM YEMEK Mİ? - Mustafa Sönmez

AMAÇ ÜZÜM YEMEK Mİ?

Bazı olaylar, bazı konular vardır ki, insan boşver, yazma, konuşma ya da şimdilik susmayı yeğle gibi kendi kendisiyle çelişkiye düştüğü anlar oluyor. Hani dilimize pelesenk ettiğimiz işin içinden çıkamayınca “iki ucu” şeyli değnek gibi deriz ya, işte öyle...

Siyaset ve siyaset yoluyla iktidara sahip olma ve onu elinde sürekli tutma hırsı kimi ülkelerde o kadar ileri götürülüyor ki, hak, hukuk, adalet, insan hakları gibi konular, ellerinde küçük çocukların oyuncaklarına dönüyor. Hukuksuzluk ortamında hukuk arayanlar boğazlarına kadar hukuksuzluk bataklığa gömülüyorlar. Bu bataklıktan kurtulmak için nafile yere çırpınıyorlar, didiniyorlar...

Türkiye’de siyaset, AKP dönemiyle alışılmışın dışında seyrediyor. Amaçlarına ulaşmak isteyen AKP kurmayları her yolu mubah görüyorlar. Dün yaptıklarını bugün inkar etme konusunda oldukça uzmanlaşmış oldukları anlaşılıyor. Dini asıl amacının dışına taşıyarak insanların üzerinde “Demokles”in kılıcı gibi kullanmak, insanları “Tanrı”yla korkutmak istiyorlar. Osmanlı döneminde “padişahım” bilir diyen ümmet, AKP döneminde “liderim” bilir anlayışına dönüştürülmüştür. Genelde düşünmeye, düşündüklerini açıkça söylemeye, bireysel özgürlükten nasibini alamamış olan büyük çoğunluk yıkıma giden ülkeye alkış tutmakta...

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu / Birinciliği beyaza verdiler” diye yazan değerli şair Özdemir Asaf’ın bu güzel şiiri ben de Türkiye’de kirlenen siyasette birinciliği 15 yıldır iktidar olan “AKP”in kimseye kaptırmadığını tanık oluyorum. AKP ve kurmayları her ağızlarını açışlarında halkı kin ve nefrete alıştırıyorlar, halka kin ve nefret aşılıyorlar. Halkı birbirine düşman yapma oyununu bir sihirbaz çabukluğuyla gündemlerinden hiç eksik etmiyorlar. Gün geçmesin ki, ağızlarından nefret sözcükleri dökülmesin...

Ne yazık ki, AKP kendi dışındakiler içerisinde “FETÖ”cü arıyor. Asıl “FETÖ”cülerin kendi içlerinde olduklarını sanki bilmiyorlar, görmüyorlar ve “üç maymunu” oynuyorlar. CHP miydi, “Ey Fethullah Gülen, siz ne istediniz de verdik” diyen ve Fetö’nün yoluna halı olanlar.. Fethullah Gülen’nin yurda dönmesi için yalvaranlar ve onu övmede sınır tanımayanlar... Kim ya da kimlerdi?.. Bunlar CHP’liler miydi? de, ben yanlışlıkla AKP yazıyorum...

CHP’yi, PKK ve PYD ile yan yana bir kefeye koymaya çalışanlar değerli araştırmacı gazeteci, yazar Soner Yalçın’ın 30.01.2018 günlü Sözcü gazetesinde yazdıklarını okusunlar. Bir bölümünü buraya alıyorum. Soner Yalçın şöyle yazıyor:

“Mehmetçik Fırat Kalkanı Operasyonu'yla tarih yazdı. Mehmetçik Zeytin Dalı Harekatı'yla destan yazıyor. Peki ya AKP? Lozan dosyasını açmaya hazırlanıyormuş!
Açın! Biz de açalım mı; iktidarınızın Mehmetçik'e nelere mal olduğunu?
Açalım mı; “açılım” dosyanızı?
Açalım mı; “çözüm süreci” dosyanızı?
Açalım mı; “akil adamlar” dosyanızı?
Açalım mı; “stratejik derinlik” dosyanızı?
Açalım mı; “Oslo görüşmeleri” dosyanızı?
Açalım mı; “Kandil-İmralı toplantıları” dosyanızı?
Açalım mı; “Dolmabahçe mutabakat” dosyanızı?
Açalım mı; “megri megri türkü” dosyanızı?
Açalım mı; “demokratikleşme paketi” dosyanızı?
Açalım mı; “PKK'nın devleti ayaklar altına alan Habur gösterileri” dosyanızı?
Açalım mı; “Serok Apo posterine-'Sayın Öcalan' hitabına-Nevruz mektubuna izin verme” dosyanızı?
Açalım mı; “Türk bayrağını indirme-terörist heykelini diktirme” dosyanızı?
Açalım mı, “PKK sızmalarına, silahlanmalarına nasıl göz yumulduğu” dosyanızı?
Açalım mı; “726 şehit verdiğimiz hendek ayaklanması” dosyanızı?
Açalım mı; “FETÖ'ye kanıp Türk Ordusu'nu itibarsızlaştırma” dosyanızı?
Açalım mı; “Liboşlara kanıp halkın Peygamber Ocağı inancını zedeleme projesi” dosyanızı?
Açalım mı; “Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanı” dosyanızı?
Açalım mı; “kardeşim Esat'tan “düşman Esed” söylemine nasıl getirildiğiniz” dosyanızı?
Açalım mı; “PKK/YPG'nin imdadına sınırlarımızı açarak Barzani peşmergelerini gönderme” dosyanızı? Açalım mı; “Ankara'ya davet ettiğiniz Salih Müslim görüşmesi” dosyanızı?
Açalım mı; “Balyoz-Ergenekon kumpaslarıyla FETÖ darbesine yol açtığınız” dosyanızı?
Açalım mı; “Bu ülkeye nasıl zararlar verdiğiniz” dosyanızı?
Susun artık! Mehmetçik'in mübarek savaşına saygı gereği susun! Gün siyasi polemik günü değil… Savaştayız.”

Bizler her zaman kahraman ordumuzun, Mustafa Kemal’in ordusunun yanında yer aldık ve almaya da devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Afrin Zeytin Dalı Operasyonu’nu destekliyoruz ama ordumuzun sanki ÖSO denilen -bence Suriye’nin PKK’si diyebileceğim- ve ne idüğü belirsiz gruplardan oluşan milis güçüne stepne yapılmasına, onların ablemlerini taşımalarına da tahammül edemiyoruz. Türk Ordusu kendi gücü ve kahramanlığıyla herşeyin üstesinden gelebilir. Yeter ki, gölge olunmasın ve iç politikaya, seçim yatırımlarına hiba edilmesin...

Afrin Operasyonu çok daha önce yapılmalıydı. Bu kendi çapında doğru bir hareket ama bu harekete yolaçan dış politikalarımızın hiç mi suçu yok. Neden Suriye konusunda yanlışlıklarda ısrar edildi ve edilmeye de devam ediliyor. Türkiye’nin tek muhatabı Suriye Hükümeti’dir ve de öyle olmalıdır...

Dün “Ergenekon”, “Balyoz”, “Casusluk” vb. gibi suçlamalara yok edilmeye çalışılan ordumuzun “Kozmik Odaları”na girilse de, Cumhuriyet düşmanı, vatan haini Fetö’cülerin başarısız darbe girişimleri bile onu yok etmeye yetmedi ve bundan sonra da güçleri yetmeyecektir. Kandırılmaya, aldatılmaya alışmış olanlar, bu davaların savcısı, hakimi olanların da gücü yetmeyecektir...

AMAÇ SİYASET Mİ, ORDUMUZA DUA MI?

Geçen Pazar günü dört dernek kahraman ordumuza “dua” adı altında bir etkinlik düzenledi. Toplantı salonunun her yanı AKP’nin Avrupa’da yan örgütü Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD)’nin ablemleriyle kaplıydı. Diğer örgütlerin birşeyi gözükmüyordu. Sayın elçimizin dışında konuşma yapanlar da UETD’nin üyeleriydi. Amaç, ordumuza “dua” mı, yoksa AKP adına seçim yatırımına soyunmak mı?

Ben kişisel olarak “dua” edilmesine hiç bir zaman karşı değilim. Dua adı altında siyaset sergilenmesine karşıyım. Eğer  kahraman ordumuza “dua” edilecekse, Stockholm Din Hizmetleri ve Sosyal İşler Müşavirliği ne güne duruyor? Müşavirliğin görevi saf Müslüman insanlarımızın sırtından kendisine gelir sağlayacak işlerle mi meşgul olmaktır? Şayet o etkinliği Stockholm Din Hizmetleri ve Sosyal İşler Müşavirliği düzenleseydi, katılım o günkünden kat kat fazla olurdu.

Gelin, İsveç’te de bazı şeyleri yani sap ile samanı birbirine karıştırmayalım. Ulusal çıkarlarımız doğrultusunda birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini gözardı etmeyelim. Gerek ülkemiz açısından gerekse İsveç’teki toplumsal sorunlarımız söz konusu olduğu zaman birleşmesini öğrenelim. Başka türlü kendi kendimizi kandırmaktan öteye gidemeyiz ve dolaysıyla bir arpa boyu yol alamayız. Ancak ve ancak birbirimizi yeriz..

Gelin biz kez daha düşünelim... Amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?

Karar hepimizin....

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Sönmez Yazıları
isvecpostasi.com