23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
İSVEÇ’TE ‘EZAN’ TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Bu haber 17 Nisan 2016, Pazar 13:51 tarihinde eklendi. 1255 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN 76. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

1940 yılında dönemim Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in büyük çabalarıyla bundan 76 yıl önce kurulmuştu. Amacı öğrenmeyi öğretmek ve öğretmenlik mesleğinin yanı sıra köye yararlı uzman eleman kazandırmaktı. 2003 yılında bundan on üç yıl önce bir yazı kaleme alan değerli bilim insanımız Suay Karaman’ın yazısını yayınlıyoruz
KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN 76. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ 63. KURULUŞ YILINDA KÖY ENSTİTÜLERİ

Suay KARAMAN

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1935 yılında yapılan 4. Kurultayı’nda ilköğretimin yaygınlaştırılması amacıyla bazı kararlar alındı. Bunların en önemlisi, askerliğini çavuş olarak yapan köy gençlerinin, kısa bir eğitimden sonra, kendi köylerinde eğitmen olarak görevlendirilmesiydi. İlk uygulama Temmuz 1936 yılında başladı ve 84 köylü genç Eskişehir-Çifteler’de altı aylık sıkı bir eğitimden sonra köy eğitmeni olarak görevlendirildi. Bu eğitmenler, kendi köylerine verilerek, üç sınıflı ilkokullarda karma, iş eğitimine dayalı, uygulamalı öğretim yapmaya başladılar.

Uygulamanın başarılı olması üzerine kursların sayısı arttırıldı, eğitmenlere toprak, tohumluk, fidan ve tarım araçları da verilerek, bulundukları bölgede tarımsal çalışmalara öncülük etmeleri sağlandı.

1937 yılında konu daha kapsamlı olarak ele alındı ve Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan ’ın öncülüğünde 3238 sayılı Köy Eğitmenleri Yasası çıkarılarak Eskişehir-Çifteler’de (1937), İzmir-Kızılçullu’da (1937), Edirne-Karaağaç’ta (1938) (bu okul daha sonra Kırklareli-Kepirtepe’ye taşındı) ve Kastamonu-Gölköy’de (1939) Köy Eğitmen okulları açıldı. Bu okullar 1939 yılında 3704 sayılı yasayla Köy Öğretmen Okulları adını aldı.



Bu çalışma Hasan Ali Yücel ’in 28 Aralık 1938 tarihinden sonra Milli Eğitim Bakanı olmasından sonra daha da genişletildi. Başlatılan yeni programın mimarı, dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç idi. Köy Enstitüleri’nin ilk çalışma deneyimleri, Köy Öğretmen Okullarında yapılmış ve istenilen verimin alındığı görülmüştür. Bu gelişmeler sonucunda, 17 Nisan 1940 tarihinde, 3803 sayılı Köy Enstitüleri Yasası çıktı. Bu yasa Köy Öğretmen Okullarının enstitüye dönüştürülmesini ve 17 yeni Köy Enstitüsünün açılmasını öngörüyordu. Mecliste Köy Enstitüleri’nin yasalaşması çok tartışmalı geçti. Birçok tutucu, dinci, toprak ağaları; başı çekmek üzere Kazım Karabekir, Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Emin Sazak gibi halkın aydınlanmasını istemeyen milletvekilleri bu yasaya karşı çıktılar. Yasa mecliste oylanırken red oyu çıkmadı ama 278 kabul oyuna karşılık, 148 milletvekilinin oylamaya katılmaması, yasaya olan tepkinin belirtisiydi.

1940 yılında on enstitü daha açıldı: Sakarya-Arifiye, Antalya-Aksu, Balıkesir-Savaştepe, Isparta-Gönen, Adana-Düziçi, Kayseri-Pazarören, Samsun-Akpınar, Trabzon-Beşikdüzü, Kars-Cılavuz , Malatya-Akçadağ. Bundan sonra açılan yedi enstitü Konya- İvriz (1941), Ankara-Hasanoğlan (1941), Sivas-Yıldızeli (1941), Erzurum-Pulur (1942), Diyarbakır-Dicle (1944) Aydın-Ortaklar (1944), Van-Ernis (1948) ise diğer enstitülerde okuyan öğrencilerin yardımlarıyla yapılmıştır.


                                            Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bir Köy Enstitülü kız öğrenciyi dinliyor

Karma öğretim sistemine dayanan enstitülerin öğretim süresi beş yıldı. Öğrencilerin ilk üç yıllık başarı düzeylerine bakılarak, en başarılılar öğretmenliğe, geri kalanlar diğer köy hizmetlerine yönlendirilecekti. Okullar aynı zamanda birer tarım işliği, sağlık ocağı olarak işlev görecek, çeşitli tohum ve tarım araçlarının ilk denemeleri buralarda yapılacaktı. Enstitülere alınan öğrenciler, okulun yapım işlerinde ve örnek tarım uygulamalarında da görev aldılar.

Köy Enstitüleri, izlediği eğitim metodları bakımından da pedagoji biliminin dikkatle incelediği bir model oluşturmaktadır. Enstitüde okutulan dersler üç gruba ayrılmıştır. Bunlar; %50’si kültür dersleri ve genel bilgi dersleri (Türkçe, tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, matematik, fizik, kimya, yabancı dil, öğretmenlik bilgisi, müzik, resim, kitap okuma, tartışma, piyes, gezi, araştırma vb.), %25’i tarım dersleri ve uygulamaları (tarla tarımı, bahçe tarımı, zootekni, kümes hayvancılığı, arıcılık, ipek böcekçiliği, balıkçılık, su ürünleri vb.) ve %25’i de teknik dersler ve uygulamalarıdır. (demircilik, tenekecilik, ev ve el sanatları vb.)

Derslerde uygulanan metodların özü, öğrencileri çalışmalara yönlendirerek, onlara bilgiyi iş içinde ve iş aracılığıyla öğretmekti. Enstitülerde yıllık öğrenim süresi 10,5 ay (320 gün), yıllık sürekli izin ise 1,5 aydı (45 gün). Köy Enstitüleri’ne öğretmen yetiştirmek amacıyla 1942-1943 öğretim yılında Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne bir Yüksek Köy Enstitüsü eklendi. Köy Enstitüleri’nin en başarılı öğrencileri, öğretmenler kurulu kararı ve sınavla, üç yıllık olan bu okula alındı. İlk yıl diğer enstitüler mezun vermediği için Kızılçullu ve Çifteler Köy Enstitüleri’ni bitirenlerin tamamı Yüksek Köy Enstitüsü’ne alındı. Köye yönelik bir araştırma enstitüsü olması da amaçlanan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü, kısa sürede bir kültür çevresi durumuna geldi. Bu enstitü, 1947 yılında kapatılana kadar 204 mezun verdi.

1946 yılında çok partili sisteme geçildikten sonra, yeni kurulan Demokrat Parti ’nin yoğun eleştirileriyle karşılaşan Köy Enstitüleri bu dönemde bir duraklama sürecine girdi. 1947 yılında baştan beri Köy Enstitüleri’ne karşı olan Sivas Milletvekili Reşat Şemsettin Sirer ’in Milli Eğitim Bakanlığı sırasında, eğitim programları köklü değişikliklere uğratıldı ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı. Köy Enstitüleri’nin yönetici ve öğretmenleri değiştirildi, İsmail Hakkı Tonguç görevden alındı. Enstitülerde öğrenciyi merkez alan eğitimden, kültür ve sanat etkinliklerinden vazgeçildi, iş eğitimi, tarım ve teknik eğitimi programdan çıkarıldı. Enstitülerde, kızlarla erkekler ayrı ve birbirinden uzak yapılara taşınarak, bir arada yaşamalarına yasaklar getirildi. 1950 yılından sonra kız öğrencilerin hepsi bir enstitüye toplantı.

Cumhuriyet Halk Partisi hükümeti, Köy Enstitülerine yaptığı yanlışlıklardan sonra, 1948 yılından itibaren, ilahiyat fakülteleri ve imam hatip kurslarının açılmasına izin verdi. Ancak gericiliğe karşı verilen bütün bu ödünlere karşılık yine de 1950 seçimlerini kaybetti. İktidara gelen Demokrat Parti önce enstitülerin sağlık bölümlerini kapattı, sonra da 1951 yılında Köy Enstitüleri’nin programını klasik ilköğretmen okullarının programıyla birleştirdi. 1954 yılında çıkarılan 6234 sayılı yasayla da Köy Enstitüleri tamamen kapatıldı. Köy Enstitüleri’nin adı İlköğretmen Okulu olarak değiştirildi. Böylece solculuk bahanesiyle ve büyük toprak sahiplerinin baskısıyla, köyün aydınlanmasının önü kesildi.

Köy Enstitüleri, kuruluşundan itibaren Atatürk Devrimlerinin itici gücü olma yolunda hızlı yol almış, iç ve dış egemenleri korkutmuştu. Köy Enstitüleri’nde kapatıldıkları 1954 yılına kadar 17.341 öğretmen, 8.675 eğitmen, 1.599 sağlık memuru yetiştirildi. Enstitülerden çok sayıda şair, yazar, araştırmacı, eğitimci yetişti. 1935’lerde %20 olan okuma yazma oranı, daha yükseklere çıkarıldı. Köy Enstitüleri’nde 15.000 dönüm verimsiz toprak işlenerek tarım alanı yapıldı. 250.000 ağaç dikildi, 2.500 dönüm sebzelik oluşturuldu, 1.200 dönüm bağ yapıldı. Binlerce büyük ve küçük baş hayvan yetiştirildi.

Köy Enstitüleri yaşatılabilseydi Kemalist devrimler kesintisiz sürecek, toprak reformu yapılacak, sosyal adalet gerçekleştirilecek, köylülerimiz yabancı ülkelere kaçmayacak, köylerimiz boşalmayacak, kentlerimizin gelişmesi çarpık olmayacaktı. Ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması sağlanabilecekti. Köy Enstitüleri modeli, Türkiye eğitiminin dünya eğitimine büyük bir armağanıdır. UNESCO, Köy Enstitüleri’nden, “bütün gelişmekte olan ülkelere örnek olacak bir eğitim sistemi” diye övgüyle söz etmiştir.

Türkiye’nin kültür hayatına adını yazdırarak, köy kökenli aydınlar yaratan Köy Enstitüleri’nin anısı tarihe kalacak tüm oluşumlarda pırıl pırıl parlayacaktır.

Kaynak: Üniversite ve Toplum Dergisinin Haziran 2003 tarihli 5. sayısından

Yazdır Paylaş
Diğer Haberler
isvecpostasi.com