STOCKHOLM’DA, KARAGÖZ VE HACIVAT GÖSTERİSİ
İSVEÇ’TE EMEKLİLİK YAŞI YÜKSELTİLDİ
AKRABA EVLİLİĞİ BİR RİSK Mİ?
Bu haber 20 Aralık 2017, Çarşamba 00:08 tarihinde eklendi. 244 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MARAŞ KATLİAMI TÜRKİYE’NİN UTANÇ BELGESİDİR

Alevilik ve Aleviler Anadolu topraklarında 500 yıldır türlü karalamalara, iftiralar, eziyetlere, baskılara ve katlimalara uğramış bir inanç grubumuz. Alevi toplumumuzu ne yazık ki, Cumhuriyet bile koruyamadı ve Maraş’ta, Sivas’ta utanç katliamlarına seyirci kaldık. Sonuç; Maraş’ta resmi kaynaklara göre 120 ölü 176 yaralı... Bu olayın benzerini 1993 yılında Sivas’ta yaşadık ve bilanco 35 ölü...
MARAŞ KATLİAMI TÜRKİYE’NİN UTANÇ BELGESİDİR İSVEÇ POSTASI

19-24 Aralık  1978 Maraş katliamı’nın bugün 39’uncu yıldönümü. Alevilere uygulanan katliamlar gerek Osmanlı döneminde gerekse Cumhuriyet döneminde olsun yeterince sorgulanmadı. Bunu hem devlet ve yönetenler hem de sağ duyulu vatandaşlarımız özlerinde bu sorgulamayı yapmalıdırlar.

Alevi vatandaşlarımıza karşı yürütülen kin ve nefretin temelinde yatan düşüncenin tohumlarını kim ya da kimler ekiyor ve biçiyor? Neden devlet ve sağ duyulu Müslümanlar seyirci kalıyor? Devlet, Alevilere yönelik yok etme pahasına varan nefretin neresinde?

Maraş’taki olaylar bir gecede ya da günde birdenbire meydana gelmedi. O günün basını incelendiği zaman olayların perde arkasının günler öncesinden hazırlandığı anlaşılıyor. Alevi evlerinin işaretlenmesi olayın son anlarını ortaya koyuyor. Peki, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bu kadar açıkça yürütülen saldırı hazırlıkları karşısında neden birşey yapamadan sessiz kaldı? Devletin başta gelen görevi vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak değil mi?



Vatanına, milletine ve Cumhuriyete sahip çıkan bu toplumun suçu neydi? Alevi olmak mı? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın en önemli maddelerinden olan ‘İnanç ve Vicdan Özgürlüğü’ yani laiklik süs olsun diye mi yazılmıştı. Laiklik bu ülkenin can damarı değil mi? Yoksa, bir parti liderine “sen bittin” diyen bugünkü içişleri bakanı gibi sorumsuzluk mu?



Olaylar 19 Aralık gecesi saat 21:00'de bir Ülkücünün, Çiçek sinemasına “Güneş Ne Zaman Doğacak” adlı film oynarken tahrip gücü düşük bir bombanın patlatılası; katliama giden olaylar zincirinin ilk adımını oluşturdu. Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup ülkücü militan "Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın" ve "Müslüman Türkiye" sloganlarıyla seyirci kitlesini "coşturarak" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il binasına, Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB- DER)’ne saldırttılar. 21 Aralık günü iki Alevi öğretmen kurşunlanarak öldürüldü.

Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD)Kahramanmaraş şube başkanı Mehmet Leblebici ve 2. Başkan Mustafa Kanlıdere'nin talimatlarıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger Ankara'ya ÜGD'ye telefon ederek "yardım" talebinde bulundu. O, Ökkeş Kenger ki, (soyadını Şendiller olarak değiştirdi) daha sonra MHP’den milletvekili seçildi. Ne garip Türkiye değil mi?

 

22 Aralık günü Bağlarbaşı cami imamı Mustafa Yıldız Cuma vaazında; "Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır; bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP'li Sünni imansızları temizleyeceğiz."

Maraş Davası görülürken o günlerde basına yansıyan şu haber durumun aymazlığını ortaya dökmektedir. Dönemin bölge sıkıyönetim komutanı Tuğgeneral Tayyar Aygur, "Kahramanmaraş Toplumsal olayları" davasının bir numaralı sanığı Kenger’le görüşmesinde söyledikleri, "Oğlum, bu hadiseler sizin boyunuzu aşar, bunu biz de biliyoruz. Soldan her şey elimizde. Silahlar, mermiler, dokümanlar... Hepsini yakaladık. Hatta Ermeni Garbis adında birinin olduğunu tespit ettik. Eğer bu şahıs ölenler arasında değilse, yakında bir vilayetin daha başını yakabilir. İnşallah ölen yedi sünnetsizden birisi budur. Bunları biliyoruz...Peki, bu sağdaki çarıklı Mehmet ağayı kim sokağa döktü, biz bunu arıyoruz."

Bu tür mantıkla, akıl yürütmeyle Türkiye nereye gidebilir? Türkiye laik bir toplumdur. Bu bağlamda ister Müslüman, ister Hıristiyan, Musevi, Ortodoks, Alevi, Yezidi olsun Türkiye halkı kardeştir, dosttur, bir bütündür. Etnik, dinsel ve düşünsel farklılıklar karşıtlıklar değil, bir mozaik, bir kültürel zenginlik olmak durumundadır.

Alevi yurttaşlarımızın uğradıkları haksızlıklardan, katliamlardan dolayı İsveç Postası adına özür diliyoruz. Bu utanç belgesi hepimizin gerek toplumsal gerekse vicdan sorunu olmalıdır...

Yazdır Paylaş
Diğer Haberler
isvecpostasi.com