23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
İSVEÇ’TE ‘EZAN’ TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Bu haber 05 Mart 2018, Pazartesi 12:51 tarihinde eklendi. 592 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

CAMİ YALANCILARI

Tanınmış tarih araştırmacısı, yazar Sinan Meydan, Kendini bilmez ve araştırmacıyım diye ortada dolaşan densizlerin yalanlarını bir kez daha çürütüyor. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Abdullah Akın'ın, “12 Haziran 1924'te camiler kapatılıyor. Düşünebiliyor musunuz, camiler satılıyor. Çok özür diliyorum, Çanakkale ve Bursa'da genelev olarak kullanılan camiler var!” bu sözde bilim adamının yalanlarına en iyi yanıtı veriyor.
CAMİ YALANCILARI SİNAN MEYDAN / Cami yalancıları


5 Mart 2018
 

“Efendiler, geçen yıl içinde Vakıf Bakanlığı, dini yapılar ve hayır kurumlarının onarım ve inşaatında oldukça önemli bir çalışma yapmıştır. Yapılan onarım içinde ülkemizin çeşitli yerlerinde olmak üzere 126 cami ve mescidi şerif ile 31 medrese ve okul, 22 suyolu ve çeşme, 175 gelir getiren yer ile 26 hamam bulunmaktadır” (Atatürk, 1 Mart 1923) Geçtiğimiz hafta Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Abdullah Akın'ın, “12 Haziran 1924'te camiler kapatılıyor. Düşünebiliyor musunuz, camiler satılıyor. Çok özür diliyorum, Çanakkale ve Bursa'da genelev olarak kullanılan camiler var!” iddiasını konuşmak zorunda kaldık. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının öteden beri tekrarladıkları bu tür cami yalanlarına daha önce kitaplarımda cevap vermiştim. Ancak yeri gelmişken bir de burada cevap vermek istiyorum.

YUNAN'IN CAMİ ZULMÜ

Gerçek şu ki, camilerimizi yakan, yıkan, ahır yapan, camilerimizde kadınlarımıza tecavüz eden, hatta içlerinde insanlarımızı katleden, camilerimizi cami olmaktan çıkaran işgalci Yunan ordularıydı. David Walder, “Çanakkale Olayı” adlı kitabında Yunan işgal ordularının, “boğazladıkları insanları ve domuzları kutsal camilere” doldurduklarını yazıyor. (David Walder, Çanakkale Olayı, s. 206). “Yunan Zulmü ve Vahşeti” adlı resmi yayında “Karatepe Köyü'nden 200 kişi camilere toplanmış, sonra bu camiler içindekilerle birlikte yakılmıştı” deniliyor. “Harp Tarihi Vesikaları Dergisi”ndeki bir belgeye göre Yunan orduları kaçarken, Kapıdağ Yarımadası bölgesindeki köylerin halkını camilere doldurarak yakıyor. (HVD, S.67, belge 1496).

Görgü tanıklarından Eleni Karantoni, “Yunan orduları, Türk kadınlarını camilerin içine kapadılar ve yaktılar” diyor. (Bilge Umar, İzmir Savaşı, s. 127). İtalyan arşiv belgelerine göre Yunan orduları, “camileri tahrip ederek Müslümanların kutsal kitabi Kuran-ı Kerim’i ayaklar altında çiğnemesi gibi maddi ve manevi baskılar” yapıyor. (Mevlüt Çelebi, İtalyan Arşiv Belgelerine Göre Anadolu'da Yunan Mezalimi, s. 11). İşgal yıllarında Osmanlı hükümetince satılmak istenen, bakımsız harap haldeki Beyoğlu Ağa Camii, 1937'de CHP tarafından onarılıp ibadete açıldı. (Atilla Oral, İşgalden Kurtuluşa İstanbul, s. 536)

İngiliz, Fransız, İtalyan, Kızılhaç ve Babıali raporlarına dayanan “Türkiye'de Yunan Vahşeti” adlı bilimsel kitapta, Yunan ordularının yaktığı, yıktığı, içinde Müslüman Türkleri katlettiği camilerden söz ediliyor. Örneğin Orhangazi bölgesinde Yunan'ın yaktığı 1000 ev içinde 3 büyük cami var. 24 Nisan 1921'de Yalova Çınarcık'ta köyün okulu ve camisi bombalarla yıkılıyor. 13 Nisan 1921'de Yalova Orta Burun Köyü'ne saldıran Rum çeteleri köy halkını camiye doldurup camiyi yakıyor, kaçmak isteyenleri ise kurşunluyor. Yunan orduları Yenişehir civarındaki Perihisar Camii'ni bombalarla yerle bir ediyor. Yunan orduları, Beykoz'da Hüseyinli Köyü'ndeki tüm evlerle birlikte camiyi de yakıyor. Kasım 1920'de Şile civarındaki Hıdız Köyü'ne gelen bir  Yunan müfrezesi, Kuran'ı ayakları altına alıp çiğniyor, sayfalarını yırtıyor. Mayıs 1921'de Ağva'ya bağlı Göksu Köyü'ne gelen bir Yunan müfrezesi ise halkı camiye toplayıp orada işkence ediyor. (Türkiye'de Yunan Vahşeti, s.31-172).

CAMİLER VE EZANLAR

Yunan orduları sadece camileri yakıp yıkmakla kalmıyor, Ayasofya Camii başta olmak üzere bazı camilere çan takmayı düşünüyor, bu konuda gerekli hazırlıkları yapıyor. Eğer Atatürk, Milli Mücadele'yi kaybetseydi camiler kapanacak, ezanlar susacaktı. İsmail Habip (Sevük), 18 Temmuz 1921'de Açıksöz'deki bir yazısında “Yunan'ın işgal ettiği yerlerde ne namaz kılacak bir cami, ne namaz kılacak bir cemaat bıraktıklarını” belirterek şöyle diyor: “Eğer silaha sarılıp ayağa kalkmasaydık. (…) otuz kırk sene geçmeden Anadolu'da ne İslam'dan bir numune, ne İslamiyetten bir nişane kalacaktı.” Falih Rıfkı Atay da 1967'de şöyle diyor: “Bir tek Türk'ün bile Atatürk'e sövebildiği Türkiye nesi ile övünebilir? Camilerimizde dolaylı veya dolaysız sövüyorlar ona! O camiler ki, Atatürk olmasaydı, pek çoğunun minareleri çoktan çan kuleleri olacaktı.” (Falih Rıfkı Atay, Atatürkçülük Nedir, s.210). Peki, Yunan işgal ordularının yakıp yıktığı camilere sonra ne oldu?

Yazının tamamını okumak için: http://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/sinan-meydan/cami-yalancilari-2264259/

Yazdır Paylaş
Diğer Haberler
isvecpostasi.com