TSK, ÖSO, İstihbarat

Yazar - Günay Güner

TSK, ÖSO, İstihbarat Öncelikle belirtmeli ki en az bin yıllık devlet geleneğinin kabul edemeyeceği anlayışlar, uygulamalara vardır. Ne yaparsanız yapın bunları açıklayamaz, benimsetemezsiniz.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) denen İslamcı kıyım örgütüyle, paralı asker güruhuyla birlikte hareket etmesinin savunulabilecek hiçbir yanı bulunmamaktadır. Hiçbir uyarı ve eleştiriyi dikkate almayarak, kulak tıkayarak (ki bugünlere bu tutumların sonucunda gelindi) yanlışta diretmek, en başta TSK’nin saygınlığına zarar vermektedir.

İşte son örneklerden biri: TSK’nin, şehitler pahasına Afrin’e girmesiyle birlikte ÖSO’nun kenti yağmaladığı haberleri dünyaya yayıldı. Neden şehitler pahasına vurgusunda bulunduğumuz bu olayla birlikte açıkça anlaşılacaktır. O gencecik askerler, her ülkenin, halkın, devletin hakkı olan güvenliği sağlamak amacıyla, (yanlış siyasetlerin ağır sonucu, ağır acısı olarak) şehit düşerlerken, insanlık ve Türk düşmanı ÖSO kıyım örgütünün rezillikleriyle birlikte anılmayı hak etmediler.


Şu da çok garip ve yadırganacak türden: Balyoz, Ergenekon gibi davalardan, haksız yere, aylarca, yıllarca hapis yatan subaylardan kimileri de TSK’nin ÖSO’yla hareket etmesini normal, gerekli, doğal bulduklarını söylediler, yazdılar. Örneğin Ahmet Yavuz… Gerçekten pes. Bu subaylar, bu bilinçle mi hapis yattılar, diye düşünmeden edemiyor insan. (Aralarından, NATO’yu övenler de çıkmıştı…)


Kanıksanan bir gerçeği anımsatmak gerek. Uzmanlar, darbe girişimiyle, FETÖ’nün TSK örgütlenmesinin yüzde yirmi kadarının açığa çıktığını, daha yaklaşık yüzde sekseninin gizlenmiş, başka deyişle uykuda olduğunu bildirmişlerdi. Neden üzerlerine gidilmez? Neden bu gizli kadroyla sınır ötesi harekât yapılır? Bu “gizli”lerin (buyrukları olasılığı yüksek) buyruklarla gençlerimiz şehit düşer?        


ÖSO’yla can ciğer kuzu sarması durumları da FETÖ gizlileri subayların kotarmadığının bir güvencesi olabilir mi bu koşullarda? Olamayacağı mantık bize söylüyor.


Her şey bir yana, ÖSO - TSK birliğini “ÖSO bölgeyi tanıyor, istihbarat sağlıyor, TSK’nin ÖSO’yla hareketi mantıklıdır” sözde gerekçesine sarılanlara sorumuz şudur:


TSK o denli güçsüz bir ordu mudur ki bugüne kadar, onyıllar boyunca bölgeyi incelettirdiği, avcunun içi gibi tanıyacak askerler, subaylar, görevliler bulunamasın da ÖSO “çapulcu”larının desteğine muhtaç kalsın. Bu sözde gerekçe ağza bile alınmamalı, hele de Balyozdan, Ergenekondan…Hastallarda, Silivrilerde yıllarca eziyet çekmiş subaylarca kesinlikle dillendirilmemelidir.


Eğer sözkonusu gerekçe sözde değil de gerçekse, durum daha vahimdir!    

http://www.isvecpostasi.com adresinden 20 Ağustos 2018, 23:50 tarihinde yazdırılmıştır.