ULUSAL EGEMENLİK

Yazar - Mustafa Sönmez

ULUSAL EGEMENLİK Son yıllarda ulusal bayramlarımız iktidar partisi ve onun cumhurbaşkanı tarafından zaafa uğratıldı. Görkemli bir biçimde kutlanmalarının önüne geçildi hatta engellendi. Fakat, cumhuriyete, demokrasiye, ulusal egemenliğe ve Ulu Önder Atatürk’e gönül veren milyonlar bütün bu engelleri aşarak bayramlarımızı coşkuyla kutladı. Bundan sonra da kutlamaya devam edecektir. Bu ister yurtiçinde, ister yurtdışında olsun tüm engeller aşılacaktır.

Ulusal Egemenlik nedir? Bunu ilkokula giden küçük çocuklar bile ’ulusal egemenliği’n tam bağımsızlık anlamına geldiğini bilirler. Lakin ülkeyi yönetenler bunun ne anlama geldiğini bilirler ama, çıkarları gereği bilmemezlikten gelerek emperyalizme teslim olurlar. Emperyalist para babalarından nemalanırlar. İngiltere’nin Man Adaları’nda 1 sterlin’e şirket kurarlar ve ceplerine milyon dolarlar aktarırlar ama hesabı sorulmaz…

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığı zaman ülkenin içinde bulunduğu duruma yönelik genel bir değerlendirme yapar. Der ki, ”Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu topluluk, 1. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir Ateşkes Anlaşması imzalamış. Büyük Savaşı’n uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve yurdu (bu) Genel Savaş’a sürükleyenler, kendi başlarının kaygısına düşerek, yurttan kaçmışlar. Padişah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceği umduğu alçakça yollar araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmemiş. Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…”

O günkü durum budur. O gün ile bugün arasından ne kadar benzerlikler, paralellikler olduğu ilk bakışta beyinlerimize kazınmaktadır.

Padişah ve Halife Vahdettin tercihini İngilizlerden yana yapmış ve onların himayesine sığınmaya çalışmaktadır. Veziriazam (başbakan) Damat Ferit Paşa’nın da kurucuları arasında olduğu İngiliz Muhipler Cemiyeti (İngiliz Dostluk Cemiyeti) kurulmuş ve padişah da üye olmuştur. Böylece Vahdettin kendi paçasını kurtarmanın peşine düşmüştür.

Bu durumu çok iyi analiz eden Başkomutan Mustafa Kemal, ”Baylar, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayalı bağılsız – koşulsuz (ve kesin) olarak bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak” diyordu.

Teslimiyetçilere karşı da, ”Yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve uyuşukluğu kabullenmekten başka birşey değildir. Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir koruyucu yönetici getirmeleri hiç düşünülemez” ifadelerini kullanarak kurtuluş için mücadelenin çoban ateşlerini yakıyordu.

Onun için, ”Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir… Oysa, Türkün onuru ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir…”

İşte, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini anlamayanlar, bugün sergiledikleri aymazlığın farkında değillerdir. Cumhuriyeti, ”90 dakikalık bir film arası” görenler, ”keşke Yunan galip gelseydi, daha rahat yaşardım” diyenler ve onlara büyük itibar gösterenler, tam bağımsızlık kavramından nasibini alamamış, basiretsiz, güçsüz ve korkak insanlardır.

Ulusal Egemenlik; Tam Bağımsızlık demektir,

Ulusal Egemenlik; aydınlanmak, aydınlığa çıkmak, her türlü karanlıkları ortadan kaldırmaktır.

Ulusal Egemenlik; emperyalistlerin uşağı, beyzbol sopası gösterilir duruma düşmemektir.

Ulusal Egemenlik; ülkesini, ulusunu refah içerisinde yaşatabilmektir.

Ulusal Egemenlik; çağın koşullarına göre gelecek kuşakları bilimin, fennin ışığında yetiştirmektir. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmaktır.

Ulusal Egemenlik; Yurtta barış, dünyada barış demektir.

Ulusal Egemenlik; ülke insanını erkek – kadın diye ayırmadan eşit düzeye getirmek. Kadının toplumsal yaşam içerisinde hak ettiği yeri almasıdır.

Bu söylemleri daha da çoğaltabiliriz. Amaç, ulusal bağımsızlığımızın farkına vararak, onu sağlam temeller üzerinde yükselmesine çalışmaktır. Ulusal bağımsızlıktan yoksun uluslar, başka ulusların tutsağı, kölesi dahası şamaroğlanı olmaktan kurtulamazlar. Günümüz dünyasına baktığımız zaman bunun pek çok örneklerini görebiliriz.

Ulusal Egemenlik gününde çeşitli bahanelerle bu günü yok saymayı, görmemezlikten gelmeyi, emperyalistlerin uşağı olmayı kabul edenler ve bugünde din kisvesi adı altında çeşitli etkinlikler düzenleyenler, çok iyi bilsinler ki; hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaklardır. Dinsel konferanslar adı altında ’din hokkabazlığı’ sergileyen sözde din adamları, profesör titrine sahip olanlar kendi çıkarlarından başka hiçbir şeyi düşünmeyen zavallılardır.

Ulusal Egemenlik Günü’müz bunun farkında, bilincinde olanlara kutlu olsun…

Not: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI, 22 Nisan günü Türk Gençlik Federasyonu tarafından Kungsträgården alanında saat 12.00 itibaren kutlanmaya başlayacaktır.

İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği orada bir stand açacaktır…

 

http://www.isvecpostasi.com adresinden 23 Ekim 2018, 12:33 tarihinde yazdırılmıştır.