Cemal Kaşıkçı Cinayetinin Düşündürdükleri

Yazar - Günay Güner

Cemal Kaşıkçı Cinayetinin Düşündürdükleri Gazeteci Cemal Kaşıkçı Suudi Arabistan Büyükelçiliğinin kapısından girdi; çıkamadı. ABD vatandaşıydı aynı zamanda. Evlilik belgelerini almak istiyordu. ABD’deki büyükelçilikten İstanbul’dan alması salık verildi…


Cemal Kaşıkçı Anadolu kökenli; ünlü kara para varsılı Adnan Kaşıkçı’nın yeğeni.


Cemal Kaşıkçı’nın planlanarak öldürüldüğü (hem de ne öldürülmek: parçalara ayrılıyor, asitleniyor…) açık. Suudi yönetimi de öldürdüklerini doğruladı. Adamlar için aslında böyle işlerin önemi yok. Ne var yani, sonuçlarını göze alıyorsan, güçlüysen, dilediğini, dilediğin biçimde öldürebilirsin!


ABD’si, Batısı, Avrupası nasıl da üzüldüler, “infial” duydular. Aman Tanrım. Oh my god!..  


Bırakın insan haklarını, her türlü kepazeliği yaşayan ve yaşatan, bir günde sorgusuz sualsiz, kırk-elli muhalifin başlarını kılıçla gövdesinden ayıran Suudi-Vehhabi kadrosunun (bu ilk kıyımlarıymış gibi) Cemal Kaşıkçı’yı sıradışı yöntemle öldürmelerinden, uygar Batı çok “müteessir” oldular. Kabul edilemez buldular.


Türkiye’ye ve “Türkiyeli” kamuoyuna bakarsak, ikiyüzlülükte, üçyüzlülükte bu coğrafyadakilerin yarısının eline hiçbir halkın su dökemeyeceğini bir kez daha görürüz. Canlarım… Sandığa giderken oyunu, evlenirken nikâhını, kaldırımda yürürken adımlarını, tıkınırken gıdasını “mütedeyyin”liği belirler de Cemal Kaşıkçı parçalara ayrılıp asitlenir, her gün kılıçla başlar gövdeden ayrılır, Yemen’de, Suriye’de oluk oluk kan akıtılır, okul otobüsleri bombalanıp çocuklar öldürülür, “karını yiyebilirsin” fetvaları verilir, kılları kıpırdamaz. “Ulan bu nasıl iştir, Hz. Peygamberimizin memleketinde, Kabe’nin, haccın yerinde böyle rezillik nasıl olur” demez. Faizin adını “katılım payı” koyduğundaki rahatlığını hiç bozmaz. Yalnızca sessiz kalsalar ya razı olacağız; fetva üstüne fetva yazdıkları gibi, otelde kıstırıp insan yakar…


Ayrıca, hani olmaz ya, bir an olduğunu varsayalım: Cemal Kaşıkçı cinayeti, adında sol olan bir yönetim döneminde işlenseydi, yandıydı keten helva, beş yüz yıl söylenirdi.


Üçlü koalisyon döneminde her cuma namazı çıkışının protesto gösteri saati olduğu günleri anımsayınız. Geçen bunca yıl ne oldu? Her iş tıkırında mıdır ki gösteri mösteri hak getire?!


Geçenlerde gençten bir din-İslam düşünürü adayı “’Arkadaşım Hz. Muhammed’ dedim diye, bu temayla program yaptım diye din adına linç etmeye çalışıyorlar” sözleriyle yakınmaktaydı. Bu etkili kesimin “hasta” olduğunu vurguluyordu. Eh, başka ne söylenebilir ki? 

http://www.isvecpostasi.com adresinden 15 Kasım 2018, 15:49 tarihinde yazdırılmıştır.