YARGIYI YOK SAYACAKTINIZ!

Yazar - Türker Ertürk

YARGIYI YOK SAYACAKTINIZ! Dün (11 Ocak 2018) Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesinde yine muhtarları topladı ve konuştu. Erdoğan, konuşmasında 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a verdiği talimatı açıkladı: "Eğer MİT Müsteşarı tutuklansaydı arkasından hedefin kim olduğunu gayet iyi biliyorduk. Kendisine kesinlikle gitmeyeceksin dedim. Polis gelir, seni almak isterlerse, güvenlikçilerine talimat ver, polisi de içeri sokmayacaklar dedim."
 

Erdoğan haklıydı! Çünkü Türkiye’de yargı, Gülen Cemaati’nin operasyonel silahı haline getirilmişti. Bu yargıya teslim olmak; “Gel benim kafama sık!” demekti. Bunu kendisi çok iyi biliyordu. Çünkü yargının bu hale getirilmesinde başat sorumluluğa sahipti.
 

Teğmenini Vermeseydi!


Aynı şeyi Türk Silahlı Kuvvetleri de yapmak zorundaydı. Hiçbir evladını, en kıdemsiz erini bile bu operasonel silaha teslim etmeyecekti!  Ergenekon-Balyoz gibi kumpas operasyonlarında ve itibarsızlaştırma saldırılarında askerini, astsubayını, subayını, general-amiralini yalnız bırakmak; meseleyi anlamamak ve büyük resmi görememekti! 
 

Yani teğmenini vermeseydi ve kozmik büroya girilmesine müsaade etmeseydi; 26. Genelkurmay Başkanı tutuklanamayacak, Türkiye Suriye’deki vekalet savaşında radikal İslami örgütlere destek sağlayamayacak, Suriye’nin kuzeyinde PKK uzantısı YPG’nin koridoru oluşamayacak, IŞİD’le petrol ticareti işine girişilemeyecek, 4 milyon sığınmacı ülkemize doluşmayacak, 15 Temmuz Darbe Girişimi olmayacak, insanlarımız her geçen gün daha yaşanmaz duruma gelen ülkemizden kaçmıyor olacaktı.
 

Beyin Göçü


Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlar Türkiye’nin denge ve kontrol mekanizmalarını parçalamış ve ülkemizi adeta freni patlamış, yokuş aşağıya hızla giden bir kamyon haline getirmiştir. Bu yüzden para ve yetişmiş insan gücü ülkemizi terk etmektedir.
 

Geçen hafta, CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici; “Nitelikli ve vasıflı birçok yurttaşımız, özellikle son dönemde antidemokratik uygulamalar, güvenlik ve gelecek kaygısı nedeniyle başka ülkelere göç ediyor” demiş ve “Bu beyin göçünü durdurmak için ne yapıyorsunuz?” diye hükümete sormuş.
 

İktidar Nitelikli İnsanlarımız Düşman


Ne yapacaklar; hiçbir şey! Çünkü sorunun kaynağı bizatihi hükümetin kendisidir. Hatta bayram yapıyorlar; “akıllılar, nitelikliler ve vasıflılar giderse, bize yapılan muhalefet azalır” diye. Seçim sonuçları ve son referandum göstermiştir ki; eğitimli-öğretimli, nitelikli ve vasıflı insanları kandırmak zor!
 

İktidar, nitelikli insan gücümüze karşı. Onları, kendisine karşı düşman olarak bellemiş. İktidar, kendisine oy vermiyor ve desteklemiyor diye toplumumuzu kamplaştırıyor, bölüyor, nitelikli insan gücümüzü kırdırmaya çalışıyor. Halbuki bu nitelik; ülkemizi bir yerlere taşıyacak, zenginleştirecek ve bundan hepimiz faydalanacağız.
 

Dün Cennetti, Bugün Cehennem


İktidar, her geçen gün ülkemizi daha yaşanmaz kılıyor. Bu yüzden dışarıya beyin göçü oluyor ve nitelikli insan gücümüz yurt dışına gidiyor, giderken de tüm birikimlerini yanında götürüyor. Bu; ülkemiz için telafisi kısa dönemde mümkün olmayan bir kan kaybı demektir. Bu kafayla uzun dönemde de mümkün değildir. Bunun devamı halinde; diktatörlükle yönetilen bir üçüncü dünya ülkesi oluruz, yoksullaşırız ve sonumuz iyi olmaz!
 

1930’lu yılların sonları ile 1940’lı yılların başlarında, özellikle Hitler Almanyası’nın baskıcı ve faşist yönetiminden kaçan nitelikli insanlar için Türkiye; bir cazibe merkezi, cennet, güvenlikli bölge ve barınaktı. Ama bugün; baskıcı, otoriter, özgürlükleri yok sayan, kadının cinselliği üzerinden ahlaksız ahlak anlayışı inşa etmeye çalışan “Siyasal İslamcı” irade sayesinde, kaçılan bir cehennem olmuştur.   

http://www.isvecpostasi.com adresinden 19 Eylül 2018, 08:11 tarihinde yazdırılmıştır.