23 NİSAN KUNGSTRÄGÅRDEN’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
İSVEÇ’TE ‘EZAN’ TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Bu haber 27 Mayıs 2014, Salı 12:49 tarihinde eklendi. 13261 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ŞAMAN TÜRK’E İSLAM - ARAP MAYASI!

Cumhuriyet devrimlerinden uzun yıllar önce ayrılan Türkiye`nin bugün geldiği noktaya bakınca, insan düşünemeden edemiyor; neden, nasıl?. Sorunun nedeni genellikle bir lidere ya da partiye bağlanır; oysa bu çok yanlıştır. Bazen, günümüzde önümüze çıkan önemli ve yıkıcı sorunların gerçek nedenlerini bulmak için 100, belki de 1000 yıl kadar geriye bakmamız gerekebilir.
ŞAMAN TÜRK’E İSLAM - ARAP MAYASI! Tarlasına buğday ekip de mısır biçen birini hiç duydunuz mu? Ya yurt, insan sevgisi ile sulanan, doğru tarih bilincine sahip çağdaş insanların yaşadığı bir ülkede mezhep çatışmalarının çıktığını? Ana karnındaki 8 aylık bebeklerin kurşunlandığını? Bir şeyler, kesintisizce ters gidiyor hep! 2014 yılında mı bulunuyor bu ülke, yoksa 1200 lü yıllarda mı?! Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda, 2012` de Ramazan ayında, bir Ramazan davulcusunun gazına gelen binlerce kişi, Malatya'nın Doğanşehir İlçesine bağlı Sürgü Beldesinde Alevi yurttaşların evlerine saldırılar gerçekleştirdi. Saldırılarda evler taşlanırken, " Sürgü Alevilere mezar olacak! " diye sloganlar atıldı. Geçenlerde de, Okmeydanı' ndaki Cemevi' nde bir cenaze törenine katılan kitlenin üzerine kurşun yağdırıldı; bir can daha yitirildi. Tanıyamıyorum, anlıyamıyorum bazen ülkemin insanlarını..

 

Biz neler yaşıyoruz son 10, 20, 30 yıldır ve hatta yüzlerce yıldır?. Alevi Türklerin Türk topraklarında katledilmelerini!. Yaklaşık 900 yıllık önyargıların ve cehaletin, dinsiz din adamlarının fetvalarıyla, cami ve belediye hoperlörlerinden yapılan çağrılarla nefrete dönüştürülmesini, cinayetleri, toplu katliamları okuduk, duyduk, yaşadık!  Dün yobazların ve o yobazlara silahşörlük yapan, kendi sentezleriyle kendi ruhunu, genetiğini bozmuş döneklerin hedefi küçüktü: Alevi Türkler! Bugünse, hedef daha büyük: Türk ismiyle, T.C. tabelasıyla birlikte tüm Türkiye Cumhuriyeti!

 

Bugün ülkemizde olanları anlayabilmek için, Gök Tengri inancındaki Türk` ün nasıl olupta islam dinini benimsediğiyle başlayarak, Aleviliğe ve bugün resmen ilan edilmese de, içten yozlaştırılıp çökertilen Türkiye Cumhuriyeti`  ne kısaca bakmamız şarttır. Atalarımızın islam dinini benimsemesiyle ilgili resmi söylem şöyledir: “ Araplarla birlikte Çinlilere karşı ' Talas savaşı' na katılan Türkler, bu savaştaki işbirliğinden sonra Arapları ve islamı tanıyıp benimsediler.“  Kuyruklu yalan!  Birincisi; Talas savaşı 751 yılının Temmuz ayında yapılmıştır ve Araplarla birlikte savaşan müslüman Türklerin karşısındaki ordu yanlızca Çinlilerden değil,  Gök Tengrici Türklerden de oluşuyordu; yani, Türk Türke karşı da savaşmıştır ( ki bu gerçek saklanır ). İkincisi ise, Talas savaşından yaklaşık 100 yıl önce, yağmacı müslüman Arap birlikleri sayısız kereler Ceyhun ırmağını aşıp Türk topraklarına saldırmışlardı. Daha Halife Osman zamanında, Muhammed bin Cerir komutasındaki 2700 kişilik bir  Arap ordusu Ceyhun`u aşıp Fergana`ya kadar ilerlemiş; ama, kuvvetlerimiz bu yağmacıları, başındaki komutandan son askerine kadar yok etmişlerdi. Talas Savaşı` ndan 78 yıl önce de, ( 673 yılında ) Ubeydullah bin Ziyad komutasındaki 24 bin kişilik bir Arap ordusu, Kıbaç Hatun`un yönetimindeki Buhara`yı kuşatarak ilk önemli işgal hareketini başlatmıştı; yani Türklerin, müslüman Araplarla karşılaşması çok daha önce, çetin savaşlarla gerçekleşmişti. Bu acı dolu yıllar ( yaklaşık 630 ile 720 yılları arası ) saklı tarihimizdir; resmi kitaplarda yer almaz ki, bizi yönetenler bu saklı tarihin  bilinmesinden birçok nedenle korku duymaktadırlar!.

 

Gerçekçi olalım! 90.000 den fazla kadın, çocuk, yaşlı, genç Türkün öldürüldüğü Talkan Katliamı ve Cürcan Katliamı ` nı kimler yaptı?!. Uzaylılar mı, yoksa Kuteybe bin Muslim ve Yezid bin Muhelleb gibi komutanların başında olduğu İslam Arap orduları mı?. Buhara surlarının önünde ordusuna, “ Her kim Türklerden kesik baş getirirse 100 dirhem ödül vereceğim! “ diyen Arap vali kimdi ? Enderhiz vadisindeki bir ırmağın kıyısında 12.000 savaş esiri Türkü kılıçlarla doğrayıp, o kanlı suyla dönen bir değirmende öğütülen undan ekmek yaptırıp yiyen müslüman Arap komutan kimdi? Türk kızlarına tecavüz eden, onları haremlerine katmak ve Arap zenginlere satmak için ailelerinden ve yurtlarında koparanlar kimlerdi?. Hutel, Hocent, Soğd, Kes, Necef, Baykent, Numişkent, Ramitan, Faryap, Talkan, Belh, Suman, Buhara, Harzem, Cürcan, Taşkent, Semerkant gibi Türk şehirleri nasıl Arapların eline geçti?.  Atalarımız, barbar Arap ordularını “ iyi ki geldiniz, Gök Tanrımızdan sıkılmıştık! “ diyerek çiçeklerle mi karşıladılar?. Mallarını, mülklerini, eşlerini ve kızlarını gönüllü olarak mı işgalci Araplara verdiler?!.

 

Tarihi bir gerçek ki, Göktürk İmparatorluğu` nun zayıfladığı bir dönemde, imparatorluğun batıdaki sınırlarında bulunan bugünkü Güney Türkistan bölgesi, hile, yalan, savaş, katliam gibi yöntemlerle Arapların eline geçti ve halk işkenceyle ölüm, mal - mülk ve ailelerini  kaybetme korkusuyla ve zorla toplanan ağır vergiler ile haraçlardan kaçınmak için zamanla ( bu zaman dediğim yaklaşık 90 yıldır ve hemen hemen T.C. yaşına eştir. ) inançlarını değiştirmek zorunda kaldı. Yani, resmi masalımız “Talas Savaşı” na kadar müslüman olan zaten olmuştu!.  Resmi masalımızın ya da yalanımızın en tehlikeli sonuçlarından biri de, o dönemin bir çok önemli Türk kahramanının bilinmesini engellemek olmuştur. Bu engelleme, ulusumuzun tarihine karşı yapılmış en büyük resmi ihanetlerden biridir.. Türk topraklarındaki Arap ordularının kabusu olan Türgişler` in SU LU KAĞAN`  ını bugün neredeyse kimse bilmez; o , SU LU KAĞAN  ki, Türk topraklarındaki tüm işgalci müslüman Arapları Ceyhun`un öte yakasına kadar kıra kıra kovalamış bir efsaneydi ve o efsane insan, bir iç komplo ile öldürüldüğünde, Araplar sevinçten kurbanlar kesip, üç gün şükran orucu tutmuşlar ve ölüm haberini getirenlere mujdelikler dağıtmışlardı.

 

İşte, Arapların dini yayma kılıfı altında yaptıkları 90 yıllık kanlı yağma ve talan saldırılarından sonra ortaya çıkan tablo: Bugün hala, az da olsa Gök Tanrı inancına sahip olanlar Kuzeydoğu Asya ve Orta Asya`da varlığını sürdürmektedir. Kahramanca direnen ama yenilen Hazar Türkleri de, önce İslamı, sonra Museviliği ve daha sonra da Hıristiyanlığı seçmişlerdir. Araplara karşı uzun yıllar savaşan ama, yenilen atalarımızın bir kısmı da islamı benimsemek zorunda kalmışlardır ve bu sonuç, yaşadığımız coğrafyada Türklük için tam bir yıkım olmuştur ki, bugüne kadar da bu yıkımdan ( Atatürk devrimleri devam ettirilmediği için ) kurtulunamamıştır. Şöyle ki: Önce Türk toplumunun değerleri, töreleri ve dili hızla aşındırılarak değiştirildi. Orta Asya' daki kadınımızın bugünkünden bile daha ileri bir sosyal statüsü olduğunu vurgulamaya gerek var mı? O zamanki Türk kadını, ninja savaşçıları gibi kara çarşaflara sarılıp görevi çocuk doğurmak olan bir cinsel obje, yani ev kölesi değildi. Kadınımız, evde bir anne ve eş iken, gerektiğinde, savaşta at sırtındaydı; toplumdaki yeri tam erkeğinin yanıydı. Bir çok kadın vali, komutan, iş kadını vardı. Toplumumuz tek evlilik yapardı; cariye, köle ve bir tavuk çiftliğini andıran “Harem” i bilmezdi atalarımız. Yeni doğan çocuklara Türkçe isimler verilirdi; bugünkü gibi kullandığımız isimlerin % 88` i Arap ve Fars isimleri değildi. Bir başka önemli şey: Türk devletlerinin ve halkın kullandığı dil, islamı kabul etmeden önce Türkçe idi; İslamı kabulden sonra devlet dili, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Büyük Selçuklular, Osmanlılar dönemlerinde, yaklaşık 1200 yıl boyunca ( Mustafa Kemal Atatürk` e kadar ) Türkçe değil, bazen Farsça, bazen Arapça ve bazen de birkaç dilin karışımı Osmanlıca denen ucube bir dil oldu. Türk dilini yok eden anlayış, Türk tarihini, Türk`ü yaşatır mı?  Herşey büyük bir hızla yok edildi!. Türk, aşağıya rasgele seçip koyduğum şu iki şiir kıtasındaki gibi anılıyordu o karanlık 1200 yıl boyunca ki, bugünkü AKP iktidarının hedefi de aynıdır.

 

"sakın türkü insan sanma.

bir an bile olsa türkle birlikte olma.

türk eline şeker olsa o şeker zehir olur.

türkün başını keserken sakın gam yeme.

baban da olsa türkü öldür."

 

"türk değil mi, merzifon'un eşeği,

eşek değil, köpekten de aşağı."

 

Yani, kısaca, sünni islamı benimseyen atalarımız daha ilk yıllardan başlayarak, hızla, üzerlerinde Türk` e ait ne varsa onu atıp unutmaya ve islam - Arap gömleğini giymeye başladılar; ruhsal – dilsel – kültürel – yaşamsal olarak gerçekleşen Araplaşma, kız alıp vermelerle  genetik Araplaşmaya da yol açtı. Bu değişim ve dönüşüm, Osmanlı padişahlarının Halife cübbesini giymeleriyle doruğa ulaştı!  Türklük her şeyiyle birlikte yok edildi sanıldı ki, kaya gibi bir engel çıktı karşılarına: Alevi Türkler!

 

İşgalci Arabın keskin kılıcı Ön Asya' da dağlar gibi kelleler uçurmuştu, sağ kalanların çoğuna da diz çöktürmüştü; ama, köklerinden, inançlarından kopmayan Horasanlı ve Harzemli bir kısım atalarımız hala eski töre ve yaşam tarzlarını koruyorlardı. Bunlar, uzun yıllar sonra, İslamın dördüncü halifesi olan Ali soyundan gelen ve Türk topraklarına sığınanlardan da etkilenerek, Şamanizm – İslam karışımı diye adlandırdığım yeni bir yaşam ve inanç tarzını ( kimileri buna İslamın bir mezhebi der ) oluşturdular: Alevilik.

 

Bu atalarımızın en belirgin özelliği ise, Türk gelenek ve göreneklerini hep ön planda tutmalarıydı: Gök Tanrı inancındaki ataları gibi, göklerin, yerlerin, akarsu ve göllerin, dağların, kısaca tüm doğanın bir ruhu olduğuna inanıyorlardı ki, hala da “ ziyaret “ adı verilen yerlerde, ulu ağaçları, dağları ve gölleri kutsal kabul edip ipler bağlarlar, kurbanlar keserler. Alevi Türk kadının yeri, 5000 yıl önceki hemcinsleri gibi, erkeğinin yanıydı ve başı açıktı; onlar, Türk tek evlilik geleneğini de kesintisizce bugüne kadar devam ettirdiler ve yabancılarla ve hatta sünni Türklerle bile evlilikten uzak durdular ki, bu, günümüzde Türk genetik kodlarına en fazla sahip olan topluluk olmaları sonucunu vermiştir. Kara çarşaf, kölelik, cariye, Harem gibi Türk`e ait olmayan hiçbir şey Alevilerin yaşamına girmemişti. Bu topluluk, sünni islamı benimseyen kandaşlarının tam zıttı davranarak 1200 yıllık Türkün karanlık çağında hep Türkçe konuştu, köklerine bağlı kaldı ve doğal olarak, “ baban da olsa türkü öldür." "türk değil mi, merzifon'un eşeği, eşek değil, köpekten de aşağı." diyen mayası bozukların hedefi oldular! Selçuklu, Osmanlı ve ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde katledildiler! 2012 yılında, Türkiye Cumhuriyeti`  nde, Malatya' nın Doğanşehir İlçesine bağlı Sürgü Beldesi' nde, " Sürgü Alevilere mezar olacak! " diye haykıranlar ile Osmanlı İmparatorluğu` nda “ baban da olsa türkü öldür." diye şiirler yazanlar aynı Türk düşmanları, aynı mayası bozuklardır!.

 

Bozuk maya ya da sentez ( Türk- İslam sentezi ) kokar; o kokuyu bastırmaya yarayan yalan, hile, cehalet gibi baharatlar da gün gelir işe yaramaz olurlar!. Gerçek ise, doğru bir tarih bilinci geliştikçe er ya da geç açığa çıkar!.  Alevi bir Türkü öldüren ve bundan gurur duyan, cennete gideceğini düşünen bir başka Türk (!), Oğuz Kağan, Kapağan Kağan, Kültegin, Tonyukuk, Bilge Kağan, Cengiz Kağan gibi hepsi “kafir “ (!) olan atalarıyla ve tarihiyle nasıl gurur duyabilir?!  Alevi Türke tahammül edemeyen ve öldüren mayası bozuk, müslüman Arap ordularını Türk yurdundan kıra kıra kovalayan şamanist  SU LU KAĞAN` a, BAĞA TARKAN` a nasıl sahip çıkabilir?!  İşte, bozuk mayanın ya da sentezin koktuğu ve tutmadığı yer burasıdır. Alevi Türkü öldürerek cennete gideceğini sanan tarih yoksunu bir ussuzun mantığı, aslında, “Talkan Katliamı” ve “Cürcan Katliamı” nı yapan Arapların, Kuteybe bin Müslim ve Yezit bin Mühelleb` in mantığıdır!. Yani, handikap bir bedevi mantığıdır; Türk ve Türkçülükle zerre ilgisi yoktur..

 

Peki, bu handikap bedevi mantığı nasıl oldu da 2014` e kadar laik Türkiye Cumhuriyet` inde hayat ve taraftar bulabildi?. Yanıt oldukça basit: O hayaletin ürediği cehalet bataklığı bilim ile,  gerçek bir tarih ve ulus bilinciyle kurutulamadı! Çünkü; 10 Kasım 1938 saat 09: 06  Cumhuriyet Devrimleri` nden geriye doğru gidişin başladığı tarih olmuştur!.  Detaylara ve örneklemelere gerek yok!  Eğer, ileride milli ve devrimci bir hükümet iktidara gelirse, kuruluş amaçlarından sapmış, ama dört bakanlığın bütçesinden daha fazla bir bütçeye sahip olan “ Diyanet İşleri Başkanlığı“  ve aydın din adamı  yetiştirme amacından sapmış ( istisnalar hariç ) Cumhuriyet düşmanları yetiştiren “ İmam Hatip Okulları“,  çeşitli tarikatların - Fettullahçıların dersane ve kuran kursları gibi ihanet yuvalarının tümünün hemen kapatılması gerektiğini söylemeliyim!  Devlet elini din eğitiminden çekmeli, halkın vergilerinden elde edilen milyarlarca lirayı Emevi Îslamı için harcamamalı; ama, serbest bırakılan dini eğitimler üzerindeki kontrolünü de sağlamalıdır!. Orta Asya kökenli ulusal karakter ve yaşam tarzımızı, töre ve geleneklerimizi iğdiş eden yabancı tüm inanç ve sentezlerden hızla uzaklaşılmalıdır; yoksa, 30- 40 yıl sonra, bugün yaşadıklarımızdan daha beterini yaşayacağımız kesindir!  Hainlerin kanser hücreleri gibi hızla çoğaldığı ve yayıldığı bu topraklarda, toplumun aydın öncüleri de, bu olanların bir “maya bozukluğu” sonucu olduğunu söylemek zorundalar, tabulara dokunmak zorundalar!. Bu tahlil ya yapılacak ve tedaviye geçilecek ya da bu laik Türkiye Cumhuriyet' i ama bugün, ama yarın kesinlikle musalla taşına yatırılacaktır!.  Başka yol yok! Çıbanın başını tıraşlamak tedavi değildir; neşteri, kanserli hücrenin ta dibine kadar derine vurmak kesinlikle şarttır!.

Kaan Kantarcı

Yazdır Paylaş
Kaan Kantarcı - 2017-02-27 10:34:56
Sn. ndest, tabi ki maıl adresimi alabilirsiniz. O adresten bilgisayarıma gönderilen virüsleri silmeyi başarır başarmaz, adresimi size de gönderirim. Teşekkürler...
ndest - 2017-02-20 22:37:49
mail adresinizi alabilir miyim? yazılarınıza istinaden bir sorum olacak. ortak bakış açısından hareketle...rnteşekkürler.
Kaan Kantarci - 2016-08-08 18:23:32
Mustafa bey, bu yazımı yada İsveç Postası’nın MANŞET HABERLER bölümündeki, CUMHURİYETİN ÇÖKÜŞ NEDENLERİ , GÖKTÜRK BAYRAĞI YENİ THY LOGOSU OLMALI, CUMHURİYET DEVRİMLERİ`NİN ÖNÜNDEKİ TAKOZLAR, ULUSALCILIK MI, IRKÇILIK MI? ve diğer yazılarımı tabii ki paylaşabilirsiniz. İsveç Postası’ ındaki beğendiğiniz yazıları paylaşmanız bize mutluluk verir. Esenlikler..
Mustafa Sasmaz - 2016-06-19 14:45:04
Kaan Bey, Merhaba, Bu yazdiginiz Facebook ta paylasimi yapilan yasinizi, paragraf paragraf kopyalayio sizin adinizla bilrikte bizim Yenicaga'nin sosyal sitelerinde paylacagim sizce bir sakincasi yoksa.
KAAN - 2014-06-19 11:35:53
BU VE DIGER YAZILARIMIN " FACEBOOK" DA GERICI GUCLERIN YOGUN CABALARI SONUCU, PAYLASIMLARININ ENGELLENMESI HAKLILIGIMIN KANITIDIR !. OK YAYDAN CIKTI ! ENGELLEMELERINIZ GERCEKLERIN YAYILMASINI DURDURMAYACAKTIR !...
Diğer Haberler
isvecpostasi.com