1915 ERMENİ OLAYLARI NEDİR YA DA NE DEĞİLDİR?
Mustafa Sönmez

1915 ERMENİ OLAYLARI NEDİR YA DA NE DEĞİLDİR?

Bu içerik 867 kez okundu.

ABD Başkanı Joe Biden sorumsuz bir biçimde, I.Dünya Savaşı esnasında Osmanlı topraklarında (Anadolu) Rus Ordusu ve içindeki Ermenilerin, Ermeni para militer askeri grupların ve Anadolu’daki 22 silahlı çetenin yaptığı vahşet nedeniyle zorunlu göçe (Tehcir) tabi tutulan Osmanlı Ermenilerinin göç öncesi ve göç esnasında yaşadıkları olumsuzluklar nedeniyle gerçekleşen ölümleri “soykırım” olarak nitelendirmek gafletine düşerek, tarihi gerçekleri tersyüz etmiştir.

Joe Biden’in sözde Ermeni Soykırım Anma Günü’nü olarak kabul edilen 24 Nisan günü yaptığı bu açıklama hemen tüm dünyada Türkiye karşıtı güçleri ve siyasi partileri harekete geçirmiştir. Bu aymazlar topluluğu hep bir ağızdan koro halinde “soykırım teraneleri” söylemeye başlamışlardır. 1915 Ermeni olaylarını “soykırım” olarak adlandırmak gerçekten doğru bir yaklaşım mı, ya da tarihe ve belgelerine ihanet etmek midir?

1915 yılında “soykırım”ın tanımı bile yoktur. Kim, kimi kırıma uğratmıştır? Eğer Osmanlı “soykırım” yaptıysa, toplu mezarlar nerededir? Bugün Fransızların Cezayirlilere uyguladığı soykırımda toplu mezarlar ortadadır. Günümüzde Ruanda’da ve Srebrenica’da ortaya çıkarılmıştır. Anadolu’da böylesi mezarlara neden rastlanmamıştır? Ermeni yalanlarını yazan satılmış tarihçiler, belgeselciler, Amerikan, İngiliz, Fransız ve Rus konsoloslukları kendi yetkili kurumlarına yalan haber geçerken neden yerlerin de belirtmemişlerdir?

Osmanlı Ermenileri bir yerleşim yerinde yüzde 10 nüfusa sahip değillerdir. Özellikle Ermeni kentleri olarak adlandırılan Van, Diyarbakır, Bitlis, Erzurum, Sivas ve Elazığ gibi yerlerde en yüksek yüzde 13 dolaylarında bir nüfus oranları vardır. 19.yüzyıl başlarına hatta ortalarına kadar sorunsuz birarada yaşayan Müslümanlar ile Ermeniler arasında ne olmuş da anlaşmazlıklar çıkmıştır. Ermeniler arasında Osmanlı ve halkına karşı kin tohumları neden ekilmiştir?

1878’de Ruslarla yapılan “Ayastefanos Antlaşması”nda Ruslar Osmanlı topraklarındaki Ermeilerin hamiliğini üstlenmişlerdir. Bu anlaşmayı kabul etmeyen Avrupa devletleri “Berlin Kongresi” düzenleyerek yeni bir anlatlaşma yapmışlardır. Bu kongreye Ermeniler bir reform paketi sunmuşlardır. Bu aslında bir reform paketinden ziyade bir “Ermeni Anayasası”dır. Bu paket kabul edilmiştir. Bunun arkasında hem Rus hem İngilizler vardır.

1800’lerden itibaren Anadolu’ya Hıristiyan misyonerler akın etmişlerdir. Amaçları Ortodoks Süryanileri ve Gregoryen Ermenileri ve hatta Müslümanları Hıristiyanlaştırmaktır. Bu konuda sadece Ermeniler üzerinde başarılı olmuşlardır. 1840’lardan itibaren Amerikalılar sayısız Ermeni okulları açmışlardır. Buralarda kendi amaçları doğrultusunda Ermeni gençlerini yetiştirmişler, bu da yetmemiş Amerika’ya götürerek yüksek eğitim aldırmışlar ve geri Osmanlı topraklarına getirmişlerdir. Yukarıda belirttiğimiz 6 ilde Amerikan, İngiliz, Fransız ve Rus konsoloslukları açılmıştır. Örneğin bir tek Amerikalı bile bulunmayan bu yerlerde konsolosluklar neden açılmıştır? Amerikan konsolosluklarının yanlış ya da asılsız rapor ve haberleri neden çarşaf çarşaf Amerikan gazetelerinde yayınlanmıştır?

Ermeniler 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra yavaş yavaş Osmanlı aleyhine hazırlanmışlardır. Zamanı gelince de isyanlar çıkartılmak suretiyle başkaldırmaları sağlanmıştır. Bu konuda Ermenistan İlk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni 1923 yılında Bükreş’te “Taşnak Partisi Kongresi”ne sunduğu raporunda boşuna, “Türklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz Türklerin düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık. “Türkiye’den denizden denize Ermenistan” talep etmekteydik. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük. Askeri operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık” diyerek suçun kendilerinde olduğunu kabul etmiştir.

Taşnaksutyun  Teşkilatı 1890 yılında Cenevre’de kurulmuştur. İlk Ermeni Terör Örgütüdür. Bu örgüt 1892 yılındaki parti programlarında ilk elde şunları amaçlıyordu:

--Çeteler teşkil etmek ve onları faaliyete hazırlamak,

--Her yola başvurarak halkın maneviyatını ve ihtilalci faaliyetlerini artırmak,

--Halkı silahlandırmak için her yola başvurmak,

--İhtilâl Komiteleri teşkil edip, aralarında sıkı irtibatı temin etmek,

--Kavgayı teşvik etmek ve hükümet yetkililerini, muhbirleri, hainleri, soyguncuları yıldırmak,

--İnsan ve silah nakliyatı için ulaştırmayı sağlamak,

--Hükümet müesseselerini yağmalamak ve harap etmek1.

Görüldüğü gibi daha kurulduğu günden itibaren amaçlarının ne olduğunu ortaya koymuşlardır. Daha sonra bu amaçlarını daha da büyüterek “Büyük Ermenistan” sevdasına kapılarak destekçilerinin himayesinde isyanlara hazırlanmışlardır. Yine 1890 yıllarda kurulan Hınçak Partisiyle bir “Ermenistan Federasyonu” kurdularsa da aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı daha sonra Hınçaklar ayrılmıştır. Bu çalışmalar semeresini vermiş ve Zeytun İsyan’ından başlayarak Van, Osmanlı Bankası, Sasun-I ve Sasun-II, Yıldız Sarayı Suikastı olmak üzere I.Dünya Savaşı’na kadar sorunlar yaşanmıştır.

I.Dünya Savaşı’nı fırsat bilen Rus Çarlığı destek ağırlıklı Ermeniler hem Rus Ordusu içinde hem Gönüllü Birlikler (Para militer gruplar ki, sayıları 3 ile 5 bin arasında değişmektedir), hem de Anadolu’da 22 silahlı çete örgütüyle Osmanlıya karşı savaşmışlar, Müslüman köyleri basarak çoluk çocuk, kadın erkek, yaşlı genç demenden işkencelerle öldürmüşler, camilere doldurarak yakmışlar hatta hamile kadınların karınlarını yararak bebekleri hava atıp süngüleriyle yakalamışlardır. O yıllarda tam bir vahşet yaşatmışlardır. Osmanlı Ordusunu arkan vurmuşlar, ikmal yollarını, köprüleri, cephanelikleri hava uçurmuşlar, telgraf tellerini keserek iletişimi durdurmuşlardır.

Bu durumda çaresiz kalan Osmanlı Hükümeti 16 Mayıs’ta zorunlu göç kararı almış, göçe tabi tutulacak 14 ilde bunu kişilere bildirmiş ve iki hafta süre tanımıştır. Göçe tabi tutulanların malları geri döndükleri zaman geri verilmek üzere, mal müdürlüklerince kayıt altına alınarak tespit edilmiştir. Suriye ve Lübnan’da yerleşim yerleri hazırlanmış ve kendilerine lazım olabilecek tarım araçları hazırlanmıştır. Sahra hastaneleri, aşevleri ve okullar kurulmuştur. Göçe tabi tutulanların sayısı 500 ile 600 bin civarındadır. Bu sayı 700 bine kadar çıkarılmaktadır. Bir Osmanlı Paşası olan Bogos Nubar Paşa (daha sonra saf değiştirecektir), Suriye’ye 500 bine yakın Ermenilerin ulaştığını itilaf devlertlerine yazdığı mektupta belirtecektir.

Ermeni ayaklanmaları ve I.Dünya Savaşı esnasında yaşanan hengamede öç almak amaçlı Ermeni köyleri de baskına uğramış ve Müslümanlarda olduğu gibi suçsuz insanlar öldürülmüştür. Bu bir savaş trajedisidir. Sen beni öldürürsen, ben de seni öldürürüm mantığının bir dışavurumudur. Bu karşılıklı öldürme olayalrında ne kadar Müslüman ve ne kadar Ermeni öldürüldüğü konusunda kesin bilgiler yoktur. Fakat karşılıklı öldürmenin yaşandığı bir gerçektir.

İsveç’te yaşayan başta Türkiye kökenlililer olmak üzere tutulmuş kalemşörleri eliyle İsveç Hükümeti’ne sözde Ermeni soykırımını devlet politikası haline dönüştürmesi için baskı yapmaya başlamışlardır. İsveç Dışişleri Bakanı “toplu taciz” olarak konuyu değerlendirmiş ama soykırım sözcüğünü kullanmamıştır. Başbakan Stefan Löfven ise, konu araştırmak için komisyon kurduğunu ve ”Bunun çok karmaşık (çetrefilli) bir konu olduğu gerçeğine saygı duymalısınız. Anayasal, cezai ve politik etkileri olabilir. Bu yönler dikkate alınmalıdır. Çok az hükümet, tam da bu nedenlerle bu kararı verdi. Bunu çok yakından takip ediyoruz ama çok karmaşık bir tarihsel olaydır” ifadelerini kullanmıştır.

Sözde Ermeni soykırımı konusunda gerek Ermeni diyaspora gerekse Ermeni devleti  ”Uluslararsı  Adalet Divanı”na başvurmamışlardır. Bunun tek nedeni ellerinde soykırım olduğuna dair ”sağlam” kanıtları yoktur. Bir de kendi devlet arşivlerini açmamakta direnmeleridir. Avrupa Adalet Divanı böyle birbaşvurudu araştırma yapmak için Ermeni arşivlerini inceleme durumuna sahip olmasıdır. Ermenilerin korkuları bunlardır. Osmanlı arşivlerini tüm araştırmacılara açmışken, neden Ermenistan açmamakta ısrar etmektedir ya da direnmektedir? Türkiye’nin komisyon kurma isteklerine ve araştırmalar yapılması isteklerine olumlu yaklaşmamaktadırlar. Böyle bir komisyon Viyana’da kurulmuş ve ilk toplantısını yapmış ama Ermeniler daha sonra toplantışlara katılmayarak masadan kaçmışlardır.

1915 Ermeni Olayları’nın soykırım olmadığına dair yüzlerce kesin ve doğru belge vardır. Fakat yapıldığına dair bir tane bile gerçek belge yoktur. Ermeni diyasporası ve Ermeni Devleti sahte propagandalarla, paralı yazdırdığı kitaplarla, yaptırdığı gerçekdışı filmlerle işi propagandayla çözümleme yolunu tercih etmektedir. Mavi Kitap yazarı Arnold Toynbee, daha sonra yazdığı anılarında ”Mavi Kitabı” siyasi propaganda için kaleme aldığını ve gerçekleri yansıtmadığını yazmıştır. Aynı biçimde Amerika’nın 1914 – 1916 yıllarında İstanbul Büyükelçisi olan Henry Morgenthau yazdığı ” Büyükelçi Morgenthau’un Hikayesi” adlı kitapta anlatılanlar satır satır Princeton Üniversitesi’nde görevli Amerikalı tarihçi Prof. Dr. Heath Lowry tarafından çürütülmüştür.

Son söz olarak, İsveç’teki Türkiye kökenli, Türkiye karşıtı kalemşörlere sesleniyorum: Laf üretmek yerine gerçek belgelerle ortaya çıkın, tarih sözle konuşmuyor, belgelerle konuşuyor. Bu durum mahkeme yani hukukun sorunudur. Uluslararası Adalet Divanı, Ermenilerin başvurusunu bekliyor, unutmayın ve ellerinizi yalanlardan geri çekin!... Bilimini satan Taner Akçam’dan medet ummayın!..

***
1Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası N. Nalbandian aktarma s.193, Remzi Kitapevi, 7.basım, İst. Haziran 2005

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
19 MAYIS 1919 TÜRK’ÜN DİRİLİŞ VE ŞAHLANIŞ GÜNÜNÜN ADIDIR
19 MAYIS 1919 TÜRK’ÜN DİRİLİŞ VE ŞAHLANIŞ GÜNÜNÜN ADIDIR
ERMENİLERİN KATLETTİĞİ 519 BİN TÜRK’ÜN ACI ÖYKÜSÜ
ERMENİLERİN KATLETTİĞİ 519 BİN TÜRK’ÜN ACI ÖYKÜSÜ