“ÇANAKKALE'DEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLAR...”

Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Suay Karaman Çanakkale Savaşı’nın 100. Yıldönümünde bir konferans vermek için İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği’nin davetlisi olarak Stockholm’daydı.

İSVEÇ - 2015-03-15 10:32:01

Stockholm ABF binası salonunda gerçekleştirilen konferans saygı duruşu ve Ulusal Marşı’mızın söylenmesiyle başladı. Açılış konuşmasını yapan İsveç-ADD Başkanı Mustafa Sönmez, kısa bir değerlendirme konuşması yaptı. Sözlerini şöyle tamamladı, “Bugün güzel Türkiyemiz ne yazık ki, 1919’un durumunu yaşıyor. İç savaş ve bölünmeyle karşı karşıya bulunuyor. Bu durumda bizlere düşen görev Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadeleci ruhu ve kararlığıyla hem cumhuriyete hem de demokrasiye sahip çıkarak ve örgütlü bir biçimde mücadeleci  gücümüzü harekete geçirmektir. Ya değilse, havanda su dövmekten öteye gidemeyiz...”


CHP İşveç Birliği Başkanı Hakan Güner’de kısa bir konuşma yaparak, Çanakkale zaferinin önemini vurguladı.


Konferansa davet edilen konuşmacı Suay Karaman Çanakkale Savaşlarından günümüze kadar yaşanan olaylar ve Türkiye üzerinde oynanan emperyalist oyunları ele alarak, çok geniş bir değerledirme yaptı. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk döneminde özellikle sanayi alanında yapılan yatırımları ve Mustafa Kemal Atatürk’ün gelecek için düşüncelerini anlattı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra dayatılan emperyalist proğramlar ve raporların çerçevesinde Türkiye’nin nasıl bir tuzağının içerisine düşürüldüğünü anlatarak sözlerine, “300 yıldır dünyayı sömüren ve yöneten emperyalizmi, ilk kez yenerek kurulan ülkemizde, ne yazık ki Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra, yabancı devletlerle ikili anlaşmalar yapılmaya başlanmıştır. 1 Nisan 1939 tarihinde ABD ile yapılan anlaşma, ülkemizin yabancı bir devlete ekonomik imtiyaz tanıdığı ilk ikili anlaşmaydı. Bu anlaşma ile Türkiye, ABD’ye bazı konularda özel ayrıcalıklar tanımıştı.

 


12 Mayıs 1939 tarihinde İngiltere ile, 23 Haziran 1939 tarihinde Fransa ile iki ayrı deklarasyon yapılmış ve bunlar 19 Ekim 1939 tarihinde “Üçlü İttifak Antlaşması” haline getirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çok partili hayata geçen Türkiye için, ABD tarafından yürütülecek yardım programlarının koşullarını ve hangi projelerin uygulanacağının saptanması açısından çeşitli raporlar hazırlanmıştır.

 


Bundan sonra yapılan ikili anlaşmalarla ülkemiz, tam bağımsızlıktan ödün vererek, Truman Doktrini, Marshall Planı, Dorr, Hilts, Barker ve Thornburg raporu gibi bir çeşit kapitülasyon benzeri anlaşmalarla bugünlere gelmiştir. Hazırlanan bu raporlar, Türkiye ekonomisi üzerindeki ABD baskısının ve Türkiye’nin kalkınmasında ABD görüşlerinin egemenliğinin tipik ve temel belgelerini oluşturmuştur. Günümüzdeki Gümrük Birliği anlaşması da aynı niteliktedir. Yapılan bu anlaşmalar sonucunda ülkemiz eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, ekonomiden sanayiye, tarımdan iç ve dış siyasete kadar tüm konularda, emperyalist devletlerin politikalarına uygun olarak şekillenmiştir. Bugün ülke olarak yaşadığımız tüm sıkıntıların ardında, yıllardır uygulanan emperyalizmin isteği doğrultusundaki bu yanlış politikalar bulunmaktadır” dedi.

 

Suay Karaman konuşmasına devamla, Türkiye’nin emperyalizmin pencesine adım adım nasıl sürüklendiği ve bugünkü vahim durumların ortaya çıktığını belirtti. Konuşmasını, “Bu arada 19 Ocak 2007 tarihinde öldürülen gazeteci, yazar Hrant Dink’in, 17 Nisan 2006 tarihinde Malatya’da yaptığı konuşma soykırım destekçilerinin ve emperyalizmden beslenenlerin yüzlerinde şamar gibi patlamaktadır: “Geçmişte İngilizlerin, Fransızların, Rusların, Almanların şu topraklar üzerinde oynamış oldukları rol neyse, bugün aynen tekrarlanıyor. Geçmişte Ermeni halkı, onlara güvendi, kendilerini Osmanlı’nın zulmünden kurtaracaktı. Ama yanıldılar çünkü onlar geldiler, kendi işlerini, kendi hesaplarını yaptılar, çekilip gittiler ve burada kardeşi kardeşle kan içerisinde bıraktılar. Ve bugün Kürtlerin yaşadığı aynı şey. Bugün Amerika geldi Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti oluşturmak üzere. Kürt kardeşlerimiz için orası bir çekim alanı mı oldu, ne oldu, bir başka birşey mi oldu, bir ümit mi oldu, bu çok tehlikeli bir iş. Amerika bu, gelir o kendi hesabını yapar, işine bakar, işi bittiğinde de çeker gider. Ondan sonra da burada tekrar insanları birbirileriyle kendi didişmesi içerisinde bırakır.”

 


Ve ülkemizi alt kimlikler temelinde bölmek isteyenlere özellikle kendilerini sosyalist olarak gören aydın insan taklitleri için Sovyet Devrimi'nin önderi Lenin’in, 1913 yılında yazdığı “Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları” adlı kitabındaki şu satırlar çok önem taşımaktadır: “...Eğer tek bir devletin sınırları içinde yaşayan değişik ulusal topluluklar, iktisadi bağlarla birbirine bağlıysalar, o ulusları ‘kültürel’ ve özellikle eğitsel alanda sürekli olarak bölüp ayırmak saçma ve gerici bir şey olur. Tam tersine ulusal toplulukları eğitsel alanda birleştirme çabası gösterilmelidir. Kişi aynı zamanda hem demokrat, hem okulları ulusal topluluklara göre ayırma ilkesinin savunucusu olamaz!..”

 


Batı ile eşit, onurlu ve karşılıklı saygıya dayanan ilişki kurmanın yolunun ona teslim olmaktan değil, onunla mücadele etmekten, emperyalizmle uzlaşmaktan değil, emperyalizmle savaşmaktan geçtiğini dünyaya öğreten ve dünyada emperyalizme ilk kez yenilgiyi tattıran Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’si, günümüzde ‘demokrasi’ hem de ‘ileri demokrasi’ adına bölünmek istenmektedir. 'İleri demokrasi' adına emperyalist ülkelerin ve onların işgal projelerinin eş başkanları olmakla övünenlerin, halktan yana yaptıkları olumlu hiçbir şey görülmemiştir. Emperyalist karargâhlarda hazırlanan haritalarla, Lozan yerine Sevr dayatılmaktadır. İleri demokrasinin sivil anayasası oyunlarıyla, ülkemiz bölünmeye doğru sürüklenmektedir. Emperyalizme ve sömürüye baş kaldırmadıkça, sömürülen ülkelerin kurtuluşu yoktur. Kurtuluş, tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığında bilinçli olarak örgütlenmek ve hep birlikte mücadele etmekle başlayacaktır. Büyük önderimizin yaptığı gibi, örgütlü olarak emperyalizme karşı hep birlikte savaşmalıyız. “Mücadele eden yenilgiye uğrayabilir; mücadele etmeyen zaten yenilmiştir” diyen Bertolt Brecht’in sözünden gerekli çıkarımları yapmak zorundayız. Mücadele etmeden, zafer kazanılmaz...” diyerek konuşmasını tamamladı.



Konferans sorulan sorularının yanıtlanmasıyla son buldu.

 

İsveç Postası


Saygı duruşu ve Ulusal marşımız


Mustafa Sönmez konuşmasını yaparken


CHP İsveç Birliği Başkanı Hakan Güner


Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Suay Karaman















Günün Diğer Haberleri