İSVEÇ POSTASI
26 Ağustos 1922 sabahı başlayıp 9 Eylül 1922 günü Türk askerinin İzmir’e girmesiyle sonuçlanan 26 Ağustos Başkumandanlık Meydan Savaşı Türk savaş tarihinin en şanlı sayfası olduğu kadar ulu önder Mustafa Kemal Paşa’nın da üstün zekasının bir göstergesidir. Türk siyasi tarihinin de altın bir sayfasıdır.
Çanakkale’de askerlerine “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” diyen bir komutana savaş tarihinde eşine az rastlanır. Mustafa Kemal ta başından beri “zafer”e inanmış ve tüm planlarını bunun üzerine kurmuştur. Mustafa Kemal sadece düşmanla savaşmamış içeride de kendisini safdışı etmek isteyenlerle de amansız bir mücadele vermiştir. İşte, Ulu Önder eşsiz komutan ve devlet adamı olan Mustafa Kemal’in üstünlüğü burada yatmaktadır.
Bugün onu unutturmak, adını tarih ve siyasi kitaplardan silmek için uğraşanlar her zaman hüsrana uğrayacaklardır. Çünkü onun ektiği düşünce ve inaç tohumları hiçbir zaman yok olmayacaktır. Ne diyor büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk: ” Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint’ten, Mısır’dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.”
ATATÜRK, bugün kendisini eleştirenlere, ayyaş diyenlere derslerini yaşarken vermiştir. Ne diyor; “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen, çağdaş ve bunun anlam ve biçimi ile uygar bir toplum haline ulaştırmaktır. Devrimimizin temel ilkesi budur. Bu gerçeği kabul edemeyen düşünüşleri yoketme zorunludur. Şimdiye kadar ulusun beynini paslandıran, uyuşturan bu düşünüşte bulunanlar olmuştur. Herhalde düşüncelerde yer alan boş inançlar tamamen atılacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyne gerçeğin ışıklarını yerleştirmek olanaksızdır.” Ve ekliyor; “Ölülerden medet ummak, uygar bir toplum için ayıptır. Baylar ve ey Ulus,biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensup (tarikata bağlı)lar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat (yol), uygarlık tarikatıdır.”
Bugün Türk toplumu, bu gerçeği kabul etmeyen aymazlarla ve nehiri tersine akıtmaya çalışanlarla dolup taşmaktadır. Şurası çok iyi bilinmelidir ki, bu maya hiçbir zaman tutmayacaktır.
“Mustafa kemal ATATÜRK, “Yaşamda gerçek yol gösterici bilimdir, fendir” diyerek yarasa misali toplumu tersine dönüştürmeye uğraşanlara da yollarını göstermiştir. Çünkü, “bilimin yolundan gitmeyen, o yoldan ayrılan toplumların, ulusların sonu karanlıktır” diyen Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı toprakların insandır.
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
01:09 - EĞİTİM