Arlanda’da kalabalık bir gazeteci ve akraba ordusuyla karşılanan gazeteciler, oldukça keyifli oldukları gözlendi. Basının sorularını neşe içerisinde yanıtlayan Magnus ve Niclas kısaca başlarından geçenleri anlattılar.
Magnus Falkehed, “Daha ilk günden başımızda bekleyen militanlarla sağlıklı diyalog kurmaya ve dolaysıyla fazla yemek almayı düşündük. Fakat bu sadece yemek için değildi ve kaçırdıkları kişilerin birer insan olduğunu, bir ticari mal olmadığımızı anlatmaya çalışmaktı. Onlar bize kendilerinin de Hıristiyan olduklarını ve yüksek sesle ve söylediler. Bize yapılan aşağılamalra ve sahte kurşuna dizmelere karşı her zaman başımızı yüksek tutmaya çalıştık. Bu bir nevi bir karşılıklı çekişme durumu yarattı. Biz bir patates çuvalından çok daha fazla değerli olduğumuzu göstermek istedik” ifadelerini kullanıyor.
Gazeteciler kaçırıldıktan sonra bir evin mahzeninde on gün tutuluyorlar. Bu evde kaçma girişiminde bulunuyorlar.Bunu fark eden militanların açtıkları ateş sonrası Niclas Hammarström bacağından yaralanıyor. Ondan sonra sözlü ve fiziki saldırılar başlıyor. Bu durumu Magnus, “Farklı bir durum ortaya çıktı ama insan dayanmasını biliyor” değerlendirmesini yapıyor.
Siz nasıl davrandılar sorusuna Magnus, “Ta başından beri çok çok kötü” yanıtını veriyor. 43 gün sonra Niclas gece uyandırılarak, Magnus’a hoşça kal demesini söylüyorlar. İki arkadaş kuçaklaşıyorlar ve Niclas oradan ayrılıyor.
Niclas o anı şöyle tanımlıyor, “Sandım ki bir yerlere telefon edeceğim ya da benzeri birşey olacak. Fakat bir arabaya bindirildim ve yeni bir yere götürüldüm. Orada yeni elbiseler verdiler, duş aldım. Oradan da sınırı doğru götürüldüm. O zaman serbest bırakılacağımı ümit etmeye başladım. İçimde bir umut doğdu ama gene de hiçbir şey bilmiyordum.”
Tutuldukları evde tek kalan Magnus oldukça endişelidir. “Ben orada kaldım fakat kaygılıydım. Niclas’a ne olacaktı ya da ne yapacaklardı. Lakin ufak bir ışık aldım en kötüden iyiye doğru bir durum var. Ve yine yalnızsınız. Fakat gene de o üç gün fena sayılmaz ama ikimizde umudumuzu hiç yitirmedik. Çünkü birbirimizle çok yakınlaştık, birlikte çok ağladık ve birbirimize destek olduk. Ben ağladım Niclas teselli etti, Niclas ağladı ben teselli ettim. Biz herşeye karşın çok iyi bir şansa sahip olduk ve daima beraberdik” diyor.
Biraz sustuktan sonra birşey eklemeyi de unutmuyor, “Bu kaçırılmalardan insan farklı şeyler öğreniyor. Bu tür olayın derecesi ne olursa olsun bir insana karşı iğrenç bir suçtur.”
İsveç Postası