KKTC İSVEÇ TEMSİLCİSİ DAMLA GÜÇLÜ, “KIBRIS TÜRKİYE’NİN MİLLİ DAVASIDIR”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İsveç Temsilcisi Damla Güçlü “Kıbrıs’ta neler oluyor, neler olacak” adlı bir toplantıya katılarak Kıbrıs’la ilgil gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İSVEÇ - 2014-03-24 00:35:58

İsveç Türk Düşünce ve Kültür Derneği ile İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri toplantı samimi bir ortamda geçti. Toplantıyı açan İsveç – ADD Başkanı Mustafa Sönmez Kıbrıs’la ilgili kısa bilgi verdi ve 1974 “Barış Hareketi” kaçınılmazdı dedi. Sönmez, “1963-64 olaylarında Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesine engel olan ABD Başkanı Jonsson’a Başbakan İsmet İnönü’nün yazdığı o meşhur mektubu anımsatarak, “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye orada yerini alır” sözünün üzerine gidilebilseydi. Bugün Kıbrıs’ta çok farklı bir yapı olabilirdi. Kıbrıs için mücadele eden başta rahmetle andığım Rauf Denktaş olmak üzere Bülent Ecevit ve bu uğurda canlarını verenleri saygıyla yad ediyor, ruhları şad olsun diyoruz.” İfadelerini kullandı.


Toplantıda kendisine söz verilen KKTC İsveç Temsilcisi Damla Güçlü 1950 sonrası Kıbrıs’la ilgili gelişmeler hakkında geniş bir bilgi verdi. Konuşmasına hoş bir anekdotla başlayarak, “Ben konuşmalarıma şöyle başlarım. Denktaş Bey sevmediği kalabalığa Kıbrıs’ın fethinden başlarmış anlatmaya, sevmişse, daha yakın tarihten başlarmış. Ben konuşmama 1950 sonrasından başlayacağım. 1960’lı yıllarda İngiltere egemenlik haklarını devrederken her iki topluma da eşit haklar üzerinden devretti. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan üç garantör devlet statüsüne sahip oldular. Böylece bir denge oluşturularak ortak bir cumhuriyet kuruldu. Fakat bu ortak cumhuriyet yalnızca üç yıl sürdü. Rum tarafı adayı kendi egemenliğine geçirmek için çeşitli müdahaleler yapmaya başladı. Dolaysıyla ortaklık bozuldu. 1963 ile 1964 yılları arasında Kıbrıslı Türkler çok sıkıntılı günler yaşadılar. Belirli bölgelere hapsedildiler, Soykırıma tabi tutuldular. 1974 te biz ‘Mutlu Barış Hareketı’ diyoruz. Her ne kadar Rumlar müdahale ve işgal diyorsa da, bizim için çok haklı sebepleri olan bir müdahaleydi. Türkiye bunu bir gecede yapmadı diğer garantör devletlerle uzun müzakereler ve çabalar sonuç vermeyince, zorunlu olarak asker çıkardı. Rum tarafında cunta vardı ve Kıbrıslı Türkleri yirmi dört saatte temizleyelim düşüncesi hakimdi. 1975 yılında kesin sınır hatlarımızla iki kesimliliği kabul ettik. Kıbrıs iki bölüme ayrıldı. Kuzeyde Türkler, Güneyde Rumlar. Viyana antlaşmasıyla güneydeki Türkler kuzeye ve kuzeydeki Rumlar güneye geçti. 1975 ile 1983 arası Türkler çeşitli idareler denedi ve nihayet 1983 yılında kendi bağımsız cumhuriyetimizi kurduk. Gerek o günkü ve erekse bugünkü konjuktur nedeniyle Türkiye’nin dışında başka bir ülke tarafından tanınmıyoruz” ifadelerini kullanarak bunun yarattığı sıkıntılara değindi.

 

KKTC İsveç Temsilcisi Damla Güçlü artık KKTC’nin tanınmasa da BM raporlarında ve diğer raporlarda Kıbrıs Türk kesimi diye ayrı bir bölüm olarak ele alındığını anlattı. Çözüm aşamalrında Sayın Denktaş’ın çok eleştirildiğini ve ‘çözümden yana olmadığı’ söylendi ama İngilizler Rum tarafının da çok isteksiz davrandığının bilindiğini her fırsatta dillendirdiklerini belirtti. Rum tarafının reddettiği planları sanki Türkler reddediyormuş gibi bir hava yaratılarak dünya kamuoyuna karşı Türklerin suçlandığını anlatan Güçlü; “Biz Kendimizi tanıtmasını (piar) ya da anlatmasını beceremiyoruz, en büyük eksiğimiz bu. Haklı olduğumuzu iyi bir biçimde dünyaya anlatamıyoruz” dedi.


2004 yılındaki çözüm çalışmalarına yönelik hazırlanan “Annan Planı” her iki kesimde de referanduma sunuldu. Türkler iki bin sayfalık planın hepsini benimsemediler ama dünyayla birleşmek için referandumda “evet” oyu kullandılar. Rum kesiminde büyük bir çoğunlukla “hayır” oyu çıktı. Plan geçersiz sayıldığını hatırlatan Güçlü, “Burada dengelere bakmak gerekiyor. Türkiye’yi belki şurada olaya katmak lazım Rum’un AB süreci bölgedeki Türk Yunan dengeleri aslında Yunanistan’ın önceden AB üyeliğine alınması ve Türkiye’nin de girememiş olması bu da ayrı bir denklem olarak Kıbrıs meselesinde düşünülebilir. Coğrafik olarak çok hassas bir bölgedeyiz. Türkiye’yle Yunanistan aynı anda girmediği için AB bir Yunan kulübü oldu. Biz Rum kesimiyle müzakerelere devam ederken AB çok ciddi bir genişleme sürecine girdi. Kıbrıs’ta bir çözüm olmadan dahi  AB’ye gireceğini anlayan Rum kesimi müzakerelerde istekli davranmadı” diyerek Rum tarafının bir ölçüde sürekli çözümden yanaymış gibi gözüküp ipe un serdiğini ifade etti.


Bugün Kıbrıs Türk tarafının dünyaca tanınmamasının beraberinde bir izolasyonu getirdiğini ve dolaysıyla Kıbrıs’ta sürdürebilir bir durum olmadığını vurguladı. Bugünkü durumun mutlaka değişmesi gerektiğini ve bunun için de iki türlü seçenek bulunduğunu belirterek, bunun yolun da çözümden geçtiğini dile getirdi. Türk tarafının çözüme yönelik çalışmalarını sonuna kadar sürmesinden yana olduğunu belirten Güçlü, “İkinci seçenek için mutlaka birinci seçenekteki tüm yolların denenerek tüketilmesi gerekir ki, çözüm ikinci seçeneğe kalsın. Bugün yeniden başlayan müzakerelerin çerçevesi Kıbrıs’taki Türk ve Rum kesimi liderleri arasında imzalan ortak metindir. Bu metinde bir çözümün nasıl olacağı öngörülüyor. İki kesimli, politik eşitliğe dayalı, tek ulusal kimlikli ve tek egemenliğe sahip ama o egemenlik iki halkın ortak oldukları bir egemenliktir. Bu bizim için çok önemlidir. Öngörülen iki ayrı devletçikten oluşacak olan bir federasyondur. Bölgedeki dengeleri belki biraz değiştiği için uluslarası bir ilgi vardır. ABD uzun süreden sonra tekrar devreye girmiş ve ilgilenmeye başlamıştır. Bu bizi nereye götürür? Bu bizi ciddi bir çalışmaya götürür. Bu çözüm yollarını kırk beş yıldır konuşuyoruz. Kim ne istiyor, aslında iki tarafta çok iyi biliyor. Bunu üç beş yıl daha tartışmayalım. Bir zaman aralığı belirleyelim ve sonuca ulaşalım. Sonuç, ulaşamazsak da bir sonuçtur aslında. Eğer olmuyorsa, adada farklı bir ortaklık kurulur ve ona göre adımlar atılır. İşte bu noktaya gelmek için birinci çözüm yollarının tamamen bitirilmesi gerekir” değerlendirmesini yaptı.


KKTC İsveç Temsilcisi Damla Güçlü Kıbrıs’ın ürkiye’nin “milli bir meselesi” olduğuna inandığını ve bunun Türkiye açısından gelen ya da giden hükümetlerle ilgili olmadığını söyledi. Kıbrıs müzakerelerini sürdüren ekibe de güvendiğini vurguladı. Kıbrıs’ta mutlaka bör çözüme ulaşılacağını umut ettiğini etti.


Toplantı iki saatten fazla sürdü. Toplantıya katılan arkadaşları dinleyen, sorularını yanıtlayan Damla Güçlü böyle bir toplantıya çağrılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Toplantıyı düzenleyen dernekler de Sayın Güçlü’ye teşekkür ederek, çalışmalarında başarılar dilediler. Kıbrıs konusundaki İsveç çalışmalarına destek olacaklarını belirttiler.




KKTC İsveç Temsilcisi Damla Güçlü Kıbrıs'la ilgili bilgi veriyor




Toplantı sonrası geriye kalan dernek üyeleriyle anı fotoğrafı


İsveç Postası

Günün Diğer Haberleri