İSVEÇ POSTASI
Balkan Felaketi ve 2025 Türkiye’si
Naim Babüroğlu
Yıl 1914...
Mustafa Kemal, Sofya’da Askeri Ataşe’dir.
Cephede görev almak üzere, yaptığı başvuru kabul edilir.
İstanbul’a döner, Sirkeci’de trenden iner.
★★★
Doğduğu yer Selanik, Balkan Savaşı’nda, tek kurşun atılmadan Yunanistan’a terk edilmişti.
Annesi ve kız kardeşini İstanbul’a getirtmiş, Beşiktaş Akaretler’de bir eve yerleştirmişti.
Zübeyde Hanım, oğlunu görünce ağlamaya başlar.
★★★
25 Şubat 1915...
Mustafa Kemal, görev yeri Çanakkale Eceabat’a gelir.
★★★
Cephede birlikleri dolaşır.
Balkan Savaşı’ndaki utancı hiç kimsenin yaşamak istemediğini, subaylarına kesin bir dille emreder.
★★★
1 Mayıs 1915...
Mustafa Kemal, birlik komutanlarını Kemalyeri’nde karargâhında toplar.
Özetle şu emri verir:
“İçimizde ve komuta ettiğimiz askerlerimizde, Balkan Savaşı utancının tekrarını görmektense, burada ölmeyi istemeyenlerin bulunacağını asla kabul etmem.
Eğer böyle kişilerin olduğunu görürseniz onları derhal kendi ellerimizle kurşuna dizmeliyiz...”
★★★
1914’te yarbay rütbesinde Sofya’da Askeri Ataşe iken, “Subay ve Komutanla Konuşmalar” adlı kitap yazar.
Balkan felaketine neden olan komutanları şiddetle eleştirir.
Ve der ki:
“Ordunun can damarı olup, birçok geleneklere bağlı olarak gelişen ve tam olgunlaşan askeri disiplin duygularını, bugün Osmanlı Ordusu subayları içinde, gerçek anlamda görmeyi istemek, insanın ruh halini bilmemek demektir.”
★★★
Bu söz...
Türk tarihinin imbiğinden damıtılarak süzülen, kanla yazılmış gerçeğin özetidir.
Ve bu söz...
Askerlik sanatından uzaklaşmış, siyasete bulaşmış bir ordunun durumunu tüm çıplaklığıyla yansıtır.
★★★
34 yaşındaki Mustafa Kemal, aynı kitapta:
“İnsanların saygı ve yüceltmelerinin, itaat ve bağlılığının kendinden maddi olarak değil, manevi olarak yüksek olanlara karşı doğması, insanlık ruhunun gereğidir” diyerek haykırır.
Çünkü, askerler, ancak böyle komutanların arkasından koşar...
Ve savaşı, ancak böyle komutanlar kazanır.
★★★
Mustafa Kemal: “Genellikle, iyi ordularla iyi komutanlar birbirinden ayrılmaz...” diyerek komutanın önemini vurgular.
Ve der ki:
“Bir ordunun gücü, subayların ve komutanların değeriyle ölçülür.”
Makalenin devamını okumak için linki tıklayınız: