NATO VE PRESTİJİN AĞIR FATURASI

Yazar, İletişim ve Strateji uzmanı Dr. Naim Babüroğlu 06 Temmuz 2026 tarihli yazısını kendi oluru üzerine internet gazetemizde yayınlıyoruz.

TÜRKİYE - 2026-07-07 09:59:25

İSVEÇ POSTASI

NATO ve prestijin ağır faturası

Naim Babüroğlu

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından...

1945-1946 yıllarında Sovyetler Birliği, Türkiye’den Doğu Anadolu’da toprak istedi; Boğazlara yerleşmek için talepte bulundu.

Türkiye, bu tehdide karşı ABD’ye dayandı.

★★★

Sovyet Rusya’ya karşı, 4 Nisan 1949’da Washington’da 12 ülkenin katılımıyla Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) kuruldu.

Mayıs 1950’de, CHP hükümeti NATO’ya ilk üyelik başvurusunu yaptı.

ABD, İngiltere ve Fransa karşı çıktı.

Demokrat Parti (DP) hükümeti, 1 Ağustos 1950’de ikinci kez başvurdu.

O da reddedildi.

★★★

Tam bu sırada Kore Savaşı patlak verdi.

Birleşmiş Milletler yardım çağrısı yaptı.

ABD’den sonra, bu çağrıya ilk olumlu cevap veren ülke Türkiye oldu.

ABD Senatörü Cain’in, 28 Temmuz 1950’de Ankara’da söylediği şu sözler dönemin ruhunu özetliyordu:

“Kore’ye asker yollarsanız, NATO’ya girersiniz.”

★★★

DP hükümeti, ABD’nin istediğini yaptı.

Ve 500 kişilik ilk Türk birliği, 20 Eylül 1950’de İskenderun’dan yola çıkarıldı.

Bu süreçte ABD, Rusya’ya karşı Türkiye’de askeri üsler kurmak istiyordu.

Sonunda, 1951’de Türkiye ve Yunanistan’ın NATO üyeliği kabul edildi.

TBMM de, 18 Şubat 1952’de üyeliği oy birliğiyle onayladı.

Böylece, Kore Savaşı ve ABD’ye üs verilmesi karşılığında NATO’ya üye olunmuştu.

Başbakan Menderes’e atfedilen şu söz, dönemin anlayışını yansıtıyordu:

“Kore’de bir avuç kan verdik, ama büyük devletler arasına katıldık.”

★★★

12 ülkeyle kurulan NATO, bugün 32 üyeyle dünyanın en güçlü askeri ittifakı...

14 maddelik NATO Anlaşması’nda, üye ülkeyi ittifaktan ayırma gibi bir hüküm yer almıyor.

Üye ülke, 13’üncü maddesi doğrultusunda ancak kendi isterse ayrılabilir.

★★★

Fransa 14 Mart 1967’de NATO’nun askeri kanadından ayrıldı, 2009’da geri döndü.

Yunanistan 6 Ağustos 1974’te NATO’nun askerî kanadından çekildi, 1980’de Türkiye’nin onay vermesiyle yeniden katıldı.

★★★

Yani, NATO dağılmaz.

Ülkeler gelir gider...

Çünkü NATO, sadece askeri bir ittifak değil; ABD’nin küresel güvenlik stratejisinin en önemli aracıdır.

Aynı zamanda, dünyanın en büyük savunma sanayi pazarlarından biridir.

ABD’nin, pahalı silah sistemlerini satabileceği bir pazar...

Trump’a bakmayın siz...

ABD, NATO’dan ayrılmaz, vazgeçmez.

★★★

Peki, Türkiye NATO’dan ayrılabilir mi?

Elbette...

Türkiye bağımsız bir ülke ve istediği zaman NATO’dan ayrılma hakkına sahip.

Milli savunma sistemini kurmuş bir Türkiye, elbette NATO’dan vazgeçebilir.

Zaten, bazı Batılı ülkelerin Türkiye’yi NATO içinde görmek istemediği de, uzun zamandır konuşulan bir gerçek.

★★★

NATO’da söz hakkı bulunmayan 2026 Türkiye’si...

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) NATO’ya üye olması sürecinde...

İsrail’in NATO’ya üye olmak istemesi durumunda, “hayır” diyebilir mi?

Doğu Akdeniz’in ve Ege’nin tümüyle bir NATO-Yunan gölü haline gelmesine karşı koyabilir mi?

★★★

En önemlisi...

NATO üyesi olmayan bir Türkiye’nin, dünyanın en fazla göçmenine ev sahipliği yapması nedeniyle...

NATO için “riskli” ülke konumunda yer almasına karşı ne yapılacak?

Atatürk’ün tam bağımsızlık politikası uygulansaydı...

Türkiye’nin NATO’ya da, F-35’e de, S-400’e de ihtiyacı olmazdı.

★★★

7-8 Temmuz 2026 Ankara Zirvesi ise NATO açısından tarihi bir dönüm noktası...

Rusya, Orta Doğu ve Hint-Pasifik ekseninde, aynı anda üç farklı krize nasıl cevap vereceğini belirleyecek stratejik bir kilometre taşı...

Savunma harcamalarının artırılması, Rusya’nın oluşturduğu tehdit, Ukrayna’ya destek, Orta Doğu güvenliği, İran krizi, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, İsrail-Gazze savaşı, Avrupalı üyelerin savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesi konuları zirvenin ana gündem maddeleri...

Özetle...

Daha fazla savunma harcaması ve daha fazla silah...

Makalenin devamını okumak için linki tıklayınız:

NATO ve prestijin ağır faturası - Naim Babüroğlu - Sözcü

Günün Diğer Haberleri