İSVEÇ POSTASI / Mustafa Sönmez
Antalya Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği “Afyon Kocatepe Gezisi”ne 25 ağustos akşamı saat 22:00 de yola çıktık. Kocatepe'ye 03:00 da ulaştık.Orada 2 ya da 3 bin insanla buluştuk. Her Taraf insan kaynıyordu. Herkeste 26 Ağustos’un heyecenı vardı. Askerlerimiz hazırladıkları mercimek çorbasını insanlara kendi elleriyle dağıtırıyorlardı. O günün hem heyecenı hem de sevinci birarada yüzlerine yansıyordu. Şehitliklerimizi ve müzelerimizi ziyaret ettik.
Saat 04:30 da Kocatepe’de taarruz emrini veren eşssiz kumandan Mustafa Kemal’in durduğu yerdeydik. Duyduğumuz o heyecenı anlatmak bu sayfalara sığmaz. Herkes nefesini tutmuş, kimileri saatinin saniyelerine bakıyordu.
Savaş alanlarında amansız sürdürülen süngü muharebeleri ile Çiğiltepe dahil bütün düşman mevzileri ele geçirildi. 1’inci Ordu birlikleri kaçan düşmanı takip ederken 2’nci Ordu ise 3 tümeniyle, düşmanın 5 tümenle tuttuğu cephesini yarmayı başardı.
Başkomutan Mustafa Kemal ile yapılan telefon görüşmesinde Çiğiltepe’yi yarım saat içinde ele geçireceğine söz veren Albay Reşat Bey, bu sürede tepeyi ele geçirememiş ve verdiği sözü tutamadığı için tabancası başına dayayarak intihar etmiştir. İntiharından 15 dakika sonra alt subaylar ve kahraman Türk askeri tepeyi ele geçiştirmiştir. Bu haberi alan Mustafa Kemal, telefon elinde ağladığı duyulmuştur. Bu aziz albayımızı saygıyla bir kez daha anıyor, ruhu şâd olsun, huzur içerinde uyusun derken minnetlerimi sunuyorum. Ailesine, “Çiğiltepe” soyadı bizzat Atatürk tarafından verilmiştir.
Kocatepe’den sonra teker teker şehitliklerimizi hem anılarına saygı duyarak hem de hüzünlenerek ziyaret ettik. Zafer Tepe Şehitliğinde Sancaktar Mehmetçiğin düşman top mermisiyle toprağa gömülen tüm vücudu ve sadece dirseğinin üstünden kalan sağ koluyla dimdik tutuğu sancağı bırakmayışını simgeleyen sembol anıtı tüm duygularımızı altüst etti.
Dumlupınar Şehitliğinde yaralı babası Çetmili Kara Ali Çavuş’u kucağında taşıyan sancaktar oğlu onbaşı Mehmet’in sembol anıtını da hüzünlü gözlerimizle selamladık. Kara Ali Çavuş, Dumlupınar’da ve oğlu onbaşı sancaktar Mehmet İzmir’e girerken şehit düşmüştür. Babası kendisi 8 yaşındayken bırakmış cepheden cephe koşmuş ve 19 yaşında baba oğul Dumlupınar’da karşılaşmışlardır.
Bu vatan emperyalistlere ve uşağı Yunanlılara karşı verilen “Kurtuluş Savaşı”mızın sayısız kahramanları tarafından gece gündüz demeden verdikleri onurlu mücadelesinin sonunda kazanılmış, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatan parçamızdır. Asla günümüzün emperyalistlerine ve uşaklarına peşkeş çekilemez.
Başta eşssiz komutan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Tam Bağımsızlık için canlarını veren şehit ve gazilerimizi sonsuz sevgi ve saygıyla anıyorum. Ruhları şâd olsun, huzur içinde uyusunlar...
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!
Askerimizin büyük çoğunluğunun giydiği çarık
Afyon ZaferAnıtı'nın önünde emekli Almanca öğretmeni Mustafa Özenir öğretmenimizle ve arka planda Afyon Kalesi
Fotoğraflar: Mustafa Sönmez