YOKLUKTAN BÜYÜK ZAFERE

Tarihçi yazar, İletişim ve Strateji uzmanı Dr. Naim Babüroğlu 30 Ağustos 2026 tarihli yazısını kendi oluru üzerine internet gazetemizde yayınlıyoruz.

TÜRKİYE - 2026-08-31 08:59:05

İSVEÇ POSTASI

Yokluktan büyük zafere

Naim Babüroğlu

30 Ağustos Zaferi olmasaydı, Cumhuriyet olmayacaktı. Bu vatan, işgalcilerin pençesinde kalacaktı Ezan okunmayacak, bayrak dalgalanmayacaktı. Son bağımsız Türk devleti de, tarihe karışacaktı.

ORDU YORGUNDU

On yıl süren savaşlar, milleti tükenme noktasına getirmişti.

13 Eylül 1921’de Sakarya Meydan Muharebesi’nde, Türk ordusu büyük bir zafer kazanmıştı.

Ancak bu zafer, ağır kayıplar ve büyük yokluklar pahasına elde edilmişti.

Ordu yorgundu, donanımı ise son derece yetersizdi.

★★★

Yabancı uzmanların raporlarında, Türk ordusunun “Çıplak denilecek kadar kötü giydirildiği” belirtiliyordu.

Her 100 askerden, ancak 10-15’ine askeri elbise verilebiliyordu.

Diğerleri, köyden geldikleri yırtık elbiseyle savaşa giriyorlardı.

Bu koşullarda, Türk ordusunun saldırı yapabileceğine ihtimal veren yoktu.

Ancak ordunun başında, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa vardır.

Savaşın ustası...

★★★

HACİANESTİ’NİN NEŞESİ

Yunan işgal ordusu komutanlığına General Hacianesti atanır.

5 Haziran 1922’de, İzmir’e gelerek göreve başlar.

Cephedeki birliklerini denetler.

Reuters muhabiri sorar:

“Mustafa Kemal’i gördünüz mü?”

Cevap:

“Ne? Mustafa Kemal mi? Kim bu adam? Ben böyle bir komutan tanımıyorum.”

Neşesi yerindedir...

★★★

BASKIN ETKİSİ

İngiliz uzmanlar, Yunanların savunma hatlarını çok beğenirler.

Rapor şöyleydi:

“Türkler bu mevzileri dört-beş ayda ele geçirebilirlerse, bir günde düşürdüklerini iddia edebilirler.”

★★★

Normal koşullarda, savaş prensiplerine göre taarruz edenin düşmandan üç kat üstün olması gerekiyordu.

Oysa Yunan ordusu; asker sayısı, silah, uçak ve araç yönünden Türk ordusundan üstündü.

Mustafa Kemal, düşmanın bu üstünlüğüne karşı ancak baskın, gizlilik ve aldatma ile karşı koyabilirdi.

★★★

Asıl taarruzu, Afyon güneyinden, Ahır dağlarından yaparak baskın etkisi oluşturacaktı.

Çünkü İngilizler ve Yunanlar, Ahır dağlarının aşılamayacağına inanıyorlardı.

İşte, baskın tam da bu bölgeden sağlanacaktı.

5’inci Süvari Kolordusu, Ahır dağlarını aşarak arzu edilen baskın etkisini oluşturacaktı.

KIYAMETiN KOPTUĞU GECE

28 Temmuz 1922...

Taarruz planının görüşülmesini gizlemek için, ordu birlikleri arasında Konya Akşehir’de futbol maçı düzenlenir ve haber basına verilir.

Komutanlar da bu maça katılır.

Aynı günün akşamı taarruz planı görüşülecektir.

28 Temmuz 1922 saat 21.00’de, Batı Cephesi Karargâh binasında savaş tarihinin nefes kesen toplantısı başlar.

Toplantıya; Başkomutan, Fevzi Paşa, İsmet Paşa, ordu ve kolordu komutanları katılır.

Türk Ordusu, 239 yıl sonra ilk kez işgalcileri vatan toprağından atmak için taarruz edecekti.

Düşmanın belirgin bir üstünlüğü vardı.

Türk ordusu ise, yokluklarla boğuşuyordu.

Toplantı, iç açıcı olmayan böyle bir atmosferde başlar.

★★★

Taarruz planı, ayrıntılı olarak anlatılır.

2’nci Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa plana karşı çıkar.

“100 bin kişiyi düşmandan habersiz intikal ettiremezsiniz. Baskın niteliği kaybolursa plan çöker...” dediği söylenir.

Şevki Paşa bir türlü ikna edilemez.

Ve şu ünlü sözü söyler:

“Adama vatan haini derler. Hepimizi meclisin önünde asarlar.”

★★★

Mustafa Kemal Paşa hiddetlenir:

“Korkmayın paşam. Tarihe ve millete karşı bütün sorumluluk bana aittir.”

Toplantı sabaha kadar sürer.

Savaşın ustası, savaş tarihinin en önemli risklerinden birini alıyordu.

Başarılı olmazsa, eldeki ordu da yok olabilirdi.

Makalenin devamını okumak için linki tıklayınız:

Yokluktan büyük zafere - Naim Babüroğlu - Sözcü

Günün Diğer Haberleri