30 AĞUSTOS’U REDDEDENLER

Tarihçi yazar, İletişim ve Strateji uzmanı Dr. Naim Babüroğlu 05 Eylül 2026 tarihli yazısını kendi oluru üzerine internet gazetemizde yayınlıyoruz.

TÜRKİYE - 2026-09-06 11:03:39

İSVEÇ POSTASI

30 Ağustos’u reddedenler!

Naim Babüroğlu

30 Ağustos...

Sadece bir bayram değil.

Bir zaferin yıl dönümü değil.

İşgale karşı direnişin, bağımsızlık iradesinin, milli egemenliğin en önemli dönüm noktalarından biridir.

★★★

26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kesin zaferle sonuçlandı.

Mudanya Ateşkes Antlaşması, ardından Lozan...

Ve Cumhuriyet...

Yani, bağımsız Türkiye’ye giden yolu 30 Ağustos açtı.

★★★

30 Ağustos 1922’den 104 yıl sonra, bugün...

Bazı siyasi partiler ve örgütler, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlamadılar.

DEM Parti...

EMEP...

HÜDA PAR...

KESK...

DİSK...

★★★

30 Ağustos zaferinde, sizi rahatsız eden konu nedir?

İşgalin sona ermesi mi?

Bağımsızlığın kazanılması mı?

Emperyalizme karşı verilen mücadele mi?

Yoksa, Cumhuriyet’e giden yolun açılması mı?

★★★

Sevr Antlaşması...

10 Ağustos 1920’de imzalandı.

Osmanlı Devleti’ni tarih sahnesinden silen bu antlaşmayla Anadolu parçalanıyordu.

İzmir ve çevresi Yunanistan’a bırakılıyordu.

Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kuruluyordu.

Kürtler için özerklik ve ardından bağımsızlığın önü açılıyordu.

Boğazlar, uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılıyordu.

Türkiye işgal ediliyor ve Türkler, Anadolu’dan sürülüyordu.

★★★

30 Ağustos kazandı.

Sevr, çöpe atıldı.

Sevr uygulansaydı, bugün siyasi parti kurabilecek miydiniz?

Sendikanız olacak mıydı?

Mecliste milletvekili maaşı alacak mıydınız?

Özgür siyaset ve örgütlenme hakkınızı, işgal devletler mi verecekti?

★★★

Biliyorsunuz değil mi?

30 Ağustos olmasaydı, ne vatan kalırdı ne de makam...

Nefes aldığınız bu vatanı, kabul etmediğiniz 30 Ağustos verdi.

Hayalleri yerle bir olduğu için işgalciler, 30 Ağustos’tan nefret eder.

Peki, 30 Ağustos’a sırt çeviren siz...

İşgalciler yenildiği için mi çok üzgünsünüz?

Cumhuriyet, “kapanması gereken bir parantez mi?” sizin için...

★★★

30 Ağustos, sadece bir askerî başarı değil...

Bağımsızlık zaferidir.

Türk milletinin kanıdır, alın teridir...

Bir milletin esareti reddedişidir.

Emperyalizme karşı ayağa kalkışıdır.

★★★

Emperyalizmin yanında yer almak mıdır, devrimcilik?

Türk Devrimi’nin bağımsızlık zaferini görmezden gelmek midir, devrimcilik?

Elbette değil...

Dünyanın en kutsal, en haklı, en meşru savaşlarından biri olan İstiklal Savaşı’nı reddeden devrimcilik, gericiliğin zirvesidir.

Ayrılıkçılığın ve bölücülüğün zirve noktasıdır.

★★★

Saltanat kaldırıldı.

Cumhuriyet ilan edildi.

Halifelik kaldırıldı.

Eğitim birleştirildi.

Hukuk sistemi laik ve çağdaş esaslara göre yeniden düzenlendi.

Medeni Kanun kabul edildi.

Kadınların siyasal ve toplumsal yaşama katılması sağlandı.

Akıl ve bilim, devlet ve toplum hayatının temel referansı haline getirildi.

Bütün bunların temelinde ne vardı?

Bağımsızlık ve milli egemenlik.

Ve bunun başlangıç noktası, 30 Ağustos’tu.

Ve siz, 30 Ağustos’u reddediyorsunuz...

★★★

Bugün bir kadın, sendika başkanı olabiliyorsa...

Bir kadın, siyasi partide yönetici olabiliyorsa...

Bir kadın; bakan, başbakan, milletvekili, belediye başkanı, akademisyen, gazeteci, bürokrat olabiliyorsa...

30 Ağustos sayesindedir.

Ve siz, aslında kadın haklarını reddediyorsunuz...

Başkanı kadın olan bir sendika olarak...

Cepheye kağnısıyla cephane taşıyan, askerin yarasını saran özverili, kahraman Türk kadınına en büyük nankörlüğü yapıyorsunuz...

Makalenin devamını okumak için linki tıklayınız:

30 Ağustos’u reddedenler! - Naim Babüroğlu - Sözcü

Günün Diğer Haberleri