İSVEÇ POSTASI / Efsane Afşar Sayınqala
Her insan hayatında kahramanlar arar. Benimde çocukluğum öyle geçti . Kahramanlar aradım. Onlara taptım. Ama o kahramanların genelde hep erkekti. Yazarlar, savaşçılar, ve çoğu zaman abartılmış kişilikler. Bir Gün Cengiz Han adını duydum. Okudukça taptım. Hayran oldum. Ancak bütün yazılar, kitaplar tekçe Çingiz Han ve oğullarını anlatıyordu. Taki bir gün bir tümce ilgimi çekti. Bir kurultayda hanlar hanı Cingiz han onu bekleyen topluluğa “ ben sizin hanınızım. Ancak benimde bir hanım var “Eşi Börte’yi gösteriyor. Hikayenin peşine düştüm. Yıllarca okudum, araştırdım. Ancak yazı bir yerde beni bekledi. Bugün o yazının özetini sizlerle paylaşacağım. (Yazı kendi uzun bir makaledir). Bu araştırmada yalnız Börte değil. Onun kızları da yer alıyor. Gelin birlikte Börte ve onun kızı Alqa’yla tanış olalım. 2-ci ve 3-cü yazılarımda öteki kızlarla devam edeceğim.
“Börte’den Alaqa’ya: Bozkırın Yönetici Kadınları”
Onları yalnızca hanların eşleri ve kızları olarak okumak, tarihin önemli bir bölümünü eksik okumaktır.
Tarih kitaplarında Cengiz Han’ın adı geçtiğinde gözümüz hemen erkeklere çevrilir.
Cengiz Han.
Ögedey.
Çağatay.
Toluy.
Sonra onların oğulları, torunları ve orduları…
Peki ya kadınlar?
Börte?
Alaqa Beki?
Çiçegen?
Onları çoğu zaman bir erkeğin yanındaki akrabalık sıfatıyla tanıyoruz: eşi, kızı, annesi…
Oysa kaynakların arasına biraz daha dikkatli baktığımızda başka bir tablo çıkıyor karşımıza.
Karşımıza çıkan yalnızca erkek hükümdarların aileleri değil, yönetim mekanizmalarının içinde yer alan kadınlar var.
Ve belki de en çarpıcı tarafı şu:
Bunlar masal kahramanları değil.
Yaklaşık sekiz yüz yıl önce yaşamış, gerçek insanlar.
Adları çağdaş veya döneme yakın kaynaklarda geçen, siyasî kararların, hanedan mücadelelerinin, toprakların, kaynakların ve orduların bulunduğu gerçek bir dünyanın gerçek kadınları.
Bugün Börte’den Alaqa Beki’ye doğru bakmak istiyorum.
Çünkü ikisi bize kadın iktidarının iki farklı yüzünü gösteriyor.
Börte:
Hanın yanındaki kadın değil, hanedan siyasetinin merkezindeki bir kadındır.
Börte’yi yalnızca “Cengiz Han’ın eşi” olarak anlatmak büyük bir eksiklik.
Elbette Börte’nin siyasî konumunun temelinde Temüjin’le (Cingiz Han) evliliği vardı. Ancak onu önemli kılan yalnızca kiminle evlendiği değildi.
Börte, Temüjin’in henüz imparatorluğun hükümdarı olmadığı dönemden itibaren onun siyasî hayatının içindeydi.
Moğolların Gizli Tarihi bize onun önemli siyasî konularda söz söyleyebildiğini gösterir.
Özellikle Temüjin ile Jamukha arasındaki ilişkilerin bozulduğu dönemde Börte’nin tavsiyesi önemlidir.
Bu küçük bir ayrıntı değildir.
Çünkü burada kadın, siyasetin dışında duran bir “hane kadını” olarak değil, hanın siyasî çevresinin içinde konuşan bir aktör olarak karşımıza çıkar.
Börte’nin gücünü çağdaş anlamda bir “başbakanlık” ya da “ortak hükümdarlık” gibi tanımlamak doğru olmaz.
Ancak başka bir şey daha yapmamalıyız:
Onun etkisini de yalnızca “Cengiz Han’ın karısıydı” diyerek yok saymamalıyız.
“Börte’nin gücü”;
hanedan, aile, bilgi, danışmanlık, ekonomik kaynaklar ve siyasî ilişkilerin kesiştiği yerdeydi.
Ve bu çok önemli bir iktidar biçimiydi.
Ordu: Bir çadırdan çok daha fazlasıydı.
Moğol dünyasında seçkin kadınların bulunduğu ordo, basitçe “çadır” diye çevrildiğinde anlamının büyük kısmını kaybediyor.
Ordo, insanları, hizmetlileri, hayvanları, ekonomik kaynakları ve siyasî ilişkileri olan hareketli bir yönetim merkezinin parçasıydı.
Dolayısıyla yüksek statülü bir kadının kendi ordosu, onun yalnızca özel hayatının bulunduğu yer değildi.
Burada insanlar vardı.
Kaynaklar vardı.
Haberler geliyordu.
Kararlar konuşuluyordu.
İlişkiler yürütülüyordu.
Ve o yüzden Börte’nin gücünü bu bağlamda düşünmek gerekir.
Onun siyasî etkisini yalnızca “Cengiz Han’a fikir veriyordu” cümlesine indirmek de hiçte yanlış olmaz.
Ve bu konum, sonraki Moğol kadınlarının sahip olacağı daha açık yönetim biçimlerinin de anlaşılması açısından önemlidir.
Sonra Alaqa geliyor.
Ve hikâye burada değişiyor.
Börte’de gördüğümüz güç daha çok hanedan merkezindeki siyasî nüfuz biçiminde görünürken, Alaqa Beki’de artık daha somut bir şey görüyoruz:
“Bölgesel yönetim”.
Alaqa, Cengiz Han’ın kızıydı.
Ama onu ilginç yapan şey yalnızca buydu demek yetersiz.
Alaqa, Önggüt dünyasında siyasî otorite kullandı.
1221 civarında Çinli elçi Zhao Hong’un gözlemleri, onun bölgedeki siyasî konumunun dışarıdan da fark edildiğini gösteriyor. Paul Buell’in değerlendirmesine göre Zhao Hong, Alaqa’yı Önggütlerin fiilî yöneticisi olarak tanımlayan bir tablo sunuyor.
İşte burada kadın iktidarının başka bir biçimine geçiyoruz.
Börte’nin siyasî danışmanlığı ve hanedan merkezindeki konumu ile Alaqa’nın bölgesel yönetimi aynı şey değil.
Ama ikisi aynı büyük gerçeğin değişken yüzleri:
Moğol siyasetinde kadınların yönetim kapasitesi vardı.
Alaqa’nın hikâyesinde evlilik başlangıçı ve son değildi
Alaqa’nın Önggütlerle ilişkisi bir hanedan ittifakı çerçevesinde gelişti.
Önemli olan şu;
“Bir Moğol prensesi evlendirildi ve siyasî görevini tamamladı mı?.
Yok
Alaqa’nın hayatında bunun çok ötesi vardır.
Siyasî krizler yaşandı.
İktidar dengeleri değişti.
Alaqa’nın konumu yeniden şekillendi.
Ve sonunda onu bölgesel yönetimin içinde görüyoruz.
Çağdaş araştırmalar, Alaqa’nın rolünün yalnızca kocasının veya oğlunun vekilliği şeklinde açıklanmasının yetersiz olduğunu savunuyor. 2025 tarihli bir çalışma, onun naip/yönetici prenses statüsünü ve siyasî-askerî yetkilerini özellikle vurguluyor.
Bu nedenle Alaqa’yı yalnızca “Cengiz Han’ın kızı” olarak okumak yerine,
“Cengiz Han’ın hanedanından gelen ve bu hanedan meşruiyetini gerçek bir yönetim pozisyonuna dönüştüren bir kadın”
olarak düşünmek daha açıklayıcıdır.
Ve sonra o şaşırtıcı ayrıntı ortaya çıkıyor. kadın savaşçılar.
Alaqa’nın hikâyesini diğerlerinden ayıran en dikkat çekici noktalardan biri de burada.
Zhao Hong’un gözlemlerini inceleyen Paul Buell, Alaqa’nın çevresinde kadın savaşçıların bulunduğuna dair kayıt bulunduğunu aktarıyor. Bu kadınların askerî faaliyetlere katıldığı anlaşılıyor.
Bu bilgi bize iki şeyi aynı anda söylüyor.
Birincisi:
Moğol dünyasında kadınların askerî faaliyetlere katılması tamamen düşünülemez bir şey değildi.
İkincisi:
Bunu hemen romantik bir “kadın ordusu” hikâyesine çevirmemeliyiz.
Burada şunları dikkate almamız gerekiyor.
Kaç kişiydiler?
Nasıl örgütlenmişlerdi?
Sürekli bir askerî birlik miydiler?
Tam olarak hangi savaşlara katıldılar?
Bu soruların hepsinin cevabını bilmiyoruz.
Ve işte burada tarih ile efsane arasındaki sınırı korumak gerekiyor.
Ama elimizdeki kayıt bile olağanüstü:
13. yüzyılın başında bir Çinli gözlemci, Alaqa’nın siyasî çevresinde kadın savaşçıları kaydetmiştir.
Bu, görmezden gelinecek bir ayrıntı değildir.
Börte ile Alaqa arasında yaklaşık bir kuşak var
Ve belki de beni en çok düşündüren şey bu.
Börte ile Alaqa’yı birbirinden tamamen kopuk kadınlar olarak düşünmemek gerekiyor.
Börte’nin dünyasında kadın:
hanedan merkezinde söz sahibi olabilir.
Alaqa’nın dünyasında kadın:
bir bölgenin yönetiminde doğrudan rol alabilir.
Bundan sonraki kuşaklarda bu tablo daha da belirginleşecektir.
Töregene Hatun gibi kadınlar imparatorluk ölçeğinde naiplik yapacak.
Sorkaktani Beki gibi kadınlar oğullarının geleceği üzerinden hanedan siyasetinin yönünü etkileyecek.
Yani burada tek bir “güçlü kadın” hikâyesi yok.
Bir siyasî geleneğin ardıcıl olduğunu görüyoruz.
Sekiz yüz yıl önce…
Bence bu hikâyeleri bugün yeniden düşünmemizin en güzel tarafı burada.
Alaqa’nın yaşadığı dünya bize çok uzakmış gibi geliyor.
Atlar.
Keçeler.
Ordugâhlar.
Hanlar.
Kervanlar.
Çin sınırları.
Ancak takvim açısından baktığımızda yaklaşık 800 yıl önce.
İnsanlık tarihinin tamamını düşündüğümüzde bu çok uzun bir zaman değil.
Ve o kadınların isimleri hâlâ elimizde.
Börte.
Alaqa.
Onları gerçekten yaşamış insanlar olarak düşünebiliriz.
Korkuları, kararları, siyasi hesapları, aileleri, güç mücadeleleri onların gerçek yaşanmışlıklardır.
Ve en önemlisi:
Bir toplumu yönetiyorlardı.
Börte’den Alaqa’ya…
Bugün Börte’den Alaqa’ya baktığımızda aslında iki kadın portresi değil, iki farklı yönetim biçimi görüyoruz.
Börte, siyasetin merkezindeki kadın.
Alaqa, bölgesel iktidarın başındaki kadın.
Biri danışmanlık ve hanedan siyasetinin içinde.
Diğeri doğrudan yönetim ve askerî güçle ilişkili.
Ve bundan sonra karşımıza çıkacak kadınlarda bu harita daha da genişleyecek.
Çünkü belki de Moğol tarihini yeniden okumamız gerekiyor.
Cengiz Han’ın yalnızca oğullarının değil,
kızlarının da hikâyesini anlatmak gerekiyor.
Ve onları “birinin eşi”, “birinin kızı”, “birinin annesi” diye değil,
kendi adlarıyla anmak gerekiyor.
Börte.
Alaqa Beki.
Çiçegen.
Töregene.
Sorkaktani.
Ve daha niceleri…
* Araştırmanın ardı gelecek.