Anma, M. Kemal Atatürk, silah arkadaşları, bu ülkey bize kazandıranlar ve cumhuriyet kol kanat gerenlar, bu uğurda canlarını verenler adına saygı duruşu ve Ulusal Marşımızın hep bir ağızdan söylenmesiyle başladı.
“10 kasımlar bizim için yas günleri değil. Atamızı her yönüyle anlamaya, anlatmaya ve yaptıklarını ve yapmak istediklerini ileriye yönelik kavrama günleri olacaktır. Bize böyle güzel bir vatan armağan ettiği için kendisine minnettarız. Işıklar içerisinde yat, ruhun şad olsun. Bizleri yok etmedikçe senin eserin sonsuza dek yaşayacaktır” diyerek sözlerine başlaya İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Mustafa Sönmez; “Atatürk’ü anlamak ve yaptıklarını iyi kavrayabilmek için onun doğduğu yüzyılı, şehri ve çevresini çok iyi analiz etmek gerekir. Bu yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nun bir mum gibi eridiği ve İstanbul’daki üç fötr şapkalı elçinin saraya egemen olduğu yıllardır. Atatürk yetiştirilme terbiyesi olarak doğru, dürüst, haksızlıklara karşı çıkan, boyun eğmeyen ve sorumlulukları çerçevesinde liderlik pozisyonu belirgin olan bir çocuktur. Doğup büyüdüğü şehir olan Selanik’in sosyal yapısına bakıldığı zaman hem bir ticaret hem de kültür şehridir. Aynı zamanda etnik yapısı nedeniyle çok kültürlüdür. Uygar bir görünüme sahiptir.
Bu nedenle tarihçilerin, sosyal kültür araştırmacılarının, sosyal bilimcilerin Atatürk’ün yaşamını ciddi ve bilimsel yöntemlerle araştırıp ortaya çıkarmaları gerekiyor. Çünkü gün ışığına çıkmamış, aydınlatılmamış pek çok konu var. Atatürk’ün ailesinin hem baba hem de anne tarafının bilimsel araştırmalarla aydınlatılması gerekir. Bunun hala yapılamamış olması çok büyük bir eksikliktir” ifadelerini kullanarak, “Atatürk’ün bilinçlenmesinde Askeri Lise, Harp Okulu ve Harp Akademisi yıllarını büyük önemi vardır. Askerlik yaşamına başlamasıyla pek çok olayla karşılaşmıştır. Bunlardan dehası, dürüstlüğü ve olayları kavrama yeteneğiyle genc subaylar arasında hayranlık ve saygı uyandırırken, yaşlı subayların düşmanlığını kazanmıştır. Saraya gönderilen şişirilmiş raporlara hed karşı çıkmıştır. Suriye’de bulunduğu sırada böyle bir rapora karşı çıkarak itiraz edince, yaşlı subay, ‘Sen henüz cahilsin, Sultan Efendimizin ne istediğini anlamıyorsun’diye kendisini savunmaya çalışınca, ‘Ben cahil olabilirim ama, Pahdişahımız cahil olmamalıdır ve sizin gibilerin ne olduklarını anlayabilmelidir’ yanıtını verir.
Yine Suriye’de Dürzi köylerine haksız yere yapılan baskınlarda elde edilen ganimetler subaylar arasında dağıtılır ama M. Kemal almaz. Birlikte olduğu arkadaşı Müfit teredütte kalınca, ‘Sen bugünün adamı mı olmak istiyorsun, yoksa yarının adamı mı?’ Müfit, ‘Elbette ki, yarının adamı.’ ‘Öyleyse, sen de benim gibi bu parayı kabul etmeyeceksin’ der. İşte M. Kemal bu sözleriyle düşüncesini de ortaya koymuştur. Yarının yani geleceğin adamı olmak” sözleriyle sürdürdüğü konuşmasını onun askeri alandaki çalışkanlığı ve yaptığı işleri anlattı.
Sönmez konuşmasına devamla, “Şu noktanın altını çizmek istiyorum. M. Kemal Osmanlı İmparatorluğu’nun sonun geldiğini ilk gören Osmanlı subayıdır. Balkanlardaki bir başarısından sonra yapılan kutlamada şerefine kadeh kaldırılır ve başarısı övülür. M. Kemal ‘ama’ diyerek şunu söyler, ‘Şunu unutmayın, zamanı gelince Osmanlı değil, Türk ordusu, Türk milletinin bağımsızlığını kurtaracaktır.’ Ayrıca aynı toplantıda Türk ordusunun ülkeyi yalnızca düşmandan değil, aynı zamanda yobazlıktan ve düşünce üzerindeki baskılardan da kurtardığı zaman görevini yapmış olacağını anlatır. Değerli arkadaşlar görülüyor ki, M. Kemal olacakları daha olmadan, yaşanmadan kavrayabilen bir yeteneğe, bir zekaya sahiptir. Gelibolu’da askerine ‘Ben size savaşmayı değil, ölmeye emrediyorum’ demesi boşa söylenmiş bir söz değildir. Bu söz yansımasını Sivas Kongresi’nde bulmuş, ‘Ya istiklal, ya ölüm’ sloganına dönüşmüştür.
M.Kemal Türk’ün kurtuluşunu yeni bir devletle olanaklı olacağını görmüştü. I.Dünya Savaşı bu düşüncesini güçlendirdi. Bu devlet baskıdan uzak, çağdaş bir yapıda olacaktı. M. Kemal, ‘Hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanağı milli hakimiyettir. Korku üzerine hakimiyet bina edilemez. Toplara dayanan hakimiyet payidar olmaz. Böyle bir hakimiyet ya diktatörlüklerde ya da ancak ihtilal zamanında geçici bir süre için lazım olur.’
M. Kemal içinde bulunduğu çağın özelliklerini de göz önünde bulundurarak Ekim 1919 da bağımsızlık kavramından ne anladığını şöyle açıklıyor; ‘Tam bağımsızlık demek, kuşkusuz siyasal, maliye, ekonomi, adalet, askerlikten kültüre kadar her alanda tam bağımsızlık demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluk demektir.’ Herşey ayan beyan ortada bir ülkede siyasi bağımsızlık olabilir, bayrağı dalgalanabilir ama o ülkede yeraltı kaynakları, yolları, limanları, sanayi kuruluşları, iletişim araçları başkalarının elindeyse, o ülkeye tam bağımsız denilebilir mi?”
İsveç – ADD Başkanı Mustafa Sönmez Cumhuriyet döneminde eğitimden ekonomiye kadar Atatürk’ün yapmak istediklerinin küçük bir özetini ortaya koydu. Atatürk’ün ölümünden sonra yetişen kuşaklara gerçekçi bir yöntemle anlatılmadığını, yüzeysel olarak değerlendirildiğini ve bu nedenle de Atatürk’ün önyargılara, karalamalara ve iftiralara maruz kaldığını anlattı. Konuşmasını Ankara’ya 1921 yılında Fransa Hükümeti adına M. Kemal’le uzlaşma yapmak ve savaştan vazgeçirmek üzere gönderilen temsilci Fraklin Bouillion’un Atatürk’e söylediği, ‘Bizimle uzlaşmaya bakın. Çünkü kağnı, kamyonu yenemez’ demişti. Fakat aynı Fraklin, Kurtuluş Savaşı başarıya ulaştığı 9 Eylül 1922’den sonra birkaç gün içinde İzmir’e gelerek M. Kemal ile görüşür ve, ‘Olacak iş değil!.. Kağnı kamyonu yendi’ der.
Sönmez, “Şimdi düşünelim, kağnının kamyonu yenen gücü neydi? Ne demişti ulu önder M. Kemal 13 Kasım akşamı işgal güçlerinin gemileri İstanbul Boğazı’na girerken, ‘Geldikleri gibi giderler.’ İşte, kağnının kamyonu yenmesinin sırrı ‘İnanç ve azim’ de yattığını görmemiz gerekiyor” diyerek konuşmasını tamamladı.
Salonda bulunanlar Atatürk ile ilgili görüşlerini açıkladılar...
BUGÜN, PAZARTESİ AKŞAMI (10.11.2014) SAAT 19.30 DA SERGEL MEYDANI’NDA TGB BİR ANMA GERÇEKLEŞTİRECEKTİR. BAYRAĞINI AL VE BU ANMAYA KATIL!...
İsveç Postası
Saygı duruşu
İsveç - ADD Başkanı Mustafa Sönmez
Gençler ilgiyle dinlediler
Mustafa Başdağ
Yücel Taşkın
Betül Ay
Akın Karadağ
Anmaya katılanlardan bir grup