İSVEÇ POSTASI
Tarihte çok uzun yıllar tarafsızlığıyla tanınan İsveç’in 28 Şubat 1986 yılında sokakta öldürülen ve bir türlü kâtili bulunamayan ya da kâtilin arka planındaki gücünü tespit edemeyen İsveç Hükümetleri, Başbakan Olof Palme'den sonra çizgi değiştirerek özellikle son yirmi yıldır emperyalizmin emrine girerek ABD ve NATO’ya teslim oldu. Tarihsel Rusya düşmanlığının abartılı bir biçimde hergün basının ve sosyal medyanın dilinden düşmediği gibi, siyasi partilerde çanak tutuyor.
Bu nedenle Sosyal Demokrat İşçi Partisi Başkanı Magdalena Andersson’un TV4’e verdiği demeç hiç de şarırtıcı değil.
Fransa Mart ayı başlarında daha fazla nükleer silah edindiğini ve İsveç de dahil olmak üzere seçilmiş birkaç NATO ülkesiyle nükleer silah işbirliği konusunda "derinlemesine bir diyalog" başlatmak istediğini duyurmuştu.
Bu öneriyi İsveç kabul etti, ancak Magdalena Andersson bu aşamada katılmamanın daha iyi olacağını düşünüyor. Anderssson televizyon kanalına; ”Bunu neden seçtiklerini kendimize sorduk. Buna şüpheyle yaklaşıyoruz” diyor.
Nükleer silah iş birliği, ABD'nin nükleer şemsiyesi olmadan, Avrupa ülkelerinden Rusya'ya karşı stratejik bir caydırıcılık olarak tasarlanmıştır. Ancak Sosyal Demokratların lideri, Avrupa'nın nükleer silahlarının zaten caydırıcı olduğunu söylüyor.
TV4'e konuşan Andersson; "Avrupa'da nükleer silahlarımız var, bu da Rusya için açık bir caydırıcılık. Zaten öyle. Bugün bile Avrupa'nın nükleer silahları var, böylece Rusya'yı paramparça edebiliriz. Ama asıl tartışılması gereken bir konu da şu: Eğer Fransızlar nükleer silahlarını sadece Fransa'ya değil, başka ülkelere de sunmak istiyorlarsa, neden bu NATO çerçevesinde gerçekleşmiyor?" diyor.
