SEN DE Mİ BRÜTÜS?

SEN DE Mİ BRÜTÜS?

Yazar, İletişim ve Strateji uzmanı Dr. Naim Babüroğlu 08 Haziran 2026 tarihli yazısını kendi oluru üzerine internet gazetemizde yayınlıyoruz.

TÜRKİYE - 2026-06-09 12:52:48 Bu içerik 279 kez okundu.

İSVEÇ POSTASI

Sen de mi Brütüs?

Naim Babüroğlu

106 yıl önce...

Birinci Dünya Savaşı biterken...

27 Ekim 1918...

Ateşkes görüşmeleri başlar.

Osmanlı adına Bahriye Nazırı Rauf Orbay, karşısında İngiliz Akdeniz Donanması Komutanı Amiral Calthorpe.

Antlaşma metninde, Osmanlı’nın sonunu getirecek hükümler vardır.

Heyet, İstanbul’a telgrafı çeker:

“Bu metni kabul etme imkânımız yok... İzin verin İstanbul’a dönelim.”

★★★

29 Ekim 1918...

İstanbul’dan, Padişah Vahdettin’den heyete gönderilen cevap:

“Koşullar ne kadar ağır olursa olsun, bir an önce ateşkes anlaşmasını imzalayın...”

★★★

Ve...

Osmanlı heyeti, antlaşmayı Yunanistan’ın Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda, Agamemnon adlı İngiliz savaş gemisinde imzalar.

Rauf Bey ve İngiliz Amiral Calthorpe çok mutludur.

O kadar mutlular ki, imza şerefine şampanya kadehlerini kaldırırlar.

620 yıllık Osmanlı Devleti’ni tarihten silen antlaşma şerefine...

★★★

Rauf Orbay, İstanbul’a döndüğünde, ülkenin ve saltanatın geleceğinin, imzalanan ateşkesle güvenceye alındığını belirtir.

Sonuçtan çok gururlu olduğunu söyler.

Mondros Ateşkes Antlaşması, Türk kamuoyuna büyük bir başarı olarak tanıtılır.

Osmanlı Meclisi, antlaşmayı oybirliğiyle onaylar.

PTT, antlaşma için anma pulları çıkarır.

★★★

Antlaşmanın imzalanmasından sadece 14 gün sonra...

13 Kasım 1918 sabahı, saat 8.00...

Fatih Sultan Mehmet’in emaneti, Osmanlı’nın başkenti İstanbul fiilen işgal edilir.

Oysa sadece 14 gün önce, bu işgale neden olacak antlaşma şerefine Rauf Orbay kadeh kaldırmıştı.

Orbay, ömrü boyunca bu ezikliği yaşayacaktı.

Kahraman olmakla, hain olmak arasındaki eşikte dönüp dolaşacaktı...

★★★

Gel zaman, git zaman...

1950’den itibaren “Atatürk Devrimi”ne karşı saldırılar başlar.

“Karşı Devrim” süreci gittikçe hızını artırır.

Ve bugünlere geliriz...

★★★

22 Mayıs 1950...

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), hiçbir gerginlik çıkarmadan siyasi iktidarı Demokrat Parti’ye (DP) devreder.

Büyük bir diplomatik ve siyasi olgunluk örneğidir.

★★★

27 Ocak 1954...

CHP’nin içini boşalttığı Köy Enstitüleri kapatılır.

Atatürk’ün özlem duyduğu o aydınlık meşale, tam yanmadan söndürülür.

★★★

12 Nisan 1960...

CHP’nin giderek güçlenmesi, Başbakan Menderes’i çok rahatsız eder.

CHP’yi Türkiye’nin içine sürüklendiği siyasal, toplumsal ve ekonomik krizden sorumlu tutar.

★★★

18 Nisan 1960...

Menderes, iktidarı kaybedeceğini anlar.

TBMM’de, “Tahkikat Komisyonu” kurulur.

Komisyon, hem savcı hem yargıç yetkileriyle donatılır.

Yani, hem suçlayacak hem hüküm verebilecekti.

Verilen kararların temyiz hakkı da yoktu.

Böylece, hem basın susturulacak hem de CHP kapatılacaktı.

★★★

Gel zaman, git zaman...

12 Eylül 2010...

Anayasa’da 26 maddelik değişiklik referandumu...

Esas değişiklik, Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile ilgilidir.

Referandum sürecinde, “Yetmez ama evet” rüzgârı estirilir.

İkinci Cumhuriyetçiler, eski sol yeni liberaller, sözde aydınlar, FETÖ’cüler, PKK ve Atatürk’le problemi olanlar başroldedir.

Tüm oyların ‘Evet’ çıktığı sandıklarda, ölü seçmenlerin oy kullandığı iddiaları da ortaya atılır.

İşte bu koşullarda, “Evet” kazanmıştır.

★★★

16 Nisan 2017 Anayasa Referandumu...

18 maddelik değişiklikle, “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçiş kabul edilir.

Parlamenter sistem değişir.

Tek yetkili makam Cumhurbaşkanı olur.

Aslında, “rejim” değişmiştir.

Makalenin devamını okumak için linki tıklayınız:

Sen de mi Brütüs? - Naim Babüroğlu - Sözcü

Sende Yorumla...
DİĞER HABERLER