MUSTAFA SÖNMEZ/İSVEÇ POSTASI
EY ÜLKEMİN AYDINLARI, DEMOKRATLARI VE SAĞ DUYULU İNSANLARI, ülkemiz yıllardır anlamsız bir kardeş kavgasının içerisine çekilmiş, kardeşin kardeşi öldürdüğü ülke konumuna düşürülmüştür. Ülkemde kin, düşmanlık, tahamülsüzlük yaratılarak insanlar birbirlerine düşman edilmişlerdir. Bizler bu anlamsız kavganın içerisinde birbirimizi yok etmeye çalışırken, birileri ülkemin kaynaklarını kendi çıkarları için ele geçirmiş, ülkemizi, bizleri kan emici vampirler gibi kanımızı emmekte ve bu kandan beslenmektedirler.
Çağımız, demokratik yönetimler, demokrasiler çağıdır. Demokrasiler toplumda şeffaflık yaratma rejimleridir. Demokratik toplumlar açık toplumlardır. Demokrasiler insan hak ve özgürlükleri, eşit, paylaşımcı düşünceler üzerine kurulmuşlardır. Demokrasiler eşitlikten yana insan değerinin ön plana alındığı ideal olma, ideali yakalama rejimleridir. Demokrasilerde oligarşiye, diktaya, diktatörlüklere yer yoktur. Bu tür düşüncelere kapalıdır. Demokrasi adına hiç kimse tek adamlık sendromuna kapılamaz. Tek adamlık demokrasisi oynayamaz.
EY benim sağ duyulu insanlarım...
Gelin, vakit geç olmadan güzel ülkemiz ve insanlarımız adına ayağa kalkalım ve bu gidişe bir dur diyelim. Çünkü biz halkız ve bu güzel ülkenin insanlarıyız. Bu ülke hepimizin, bizim...
Gelin, birbirimize farklı gözlerle bakmayalım. Farklılıklarımız bizim zenginliklerimiz olsun. Mozik güzelliğinde hep birarada, birlikte yaşayalım. Göz yaşlarımız farklı farklı akmasın. Ninnilerimiz, türkülerimiz, ağıtlarımız farklı değil ki acılarımız, sevinçlerimiz, gülüşlerimiz farklı olsun...
Gelin, şairimiz dediği gibi “acıyı bal” eylemeyelim. Acıyı da, sevinci de hep birlikte paylaşalım. Acı da, sevinç de paylaşıldıkça değer kazanır, güzelleşir, bizi biz yapar... Sahile vuran bir mülteci küçük çocuğunun görüntüleri nasıl ki yüreklerimiz dağlamışsa, bizde farklı farklı acılar, düşünceler yaratmışsa, bunu kendi ülkemizin insanları, çocukları için de duyalım. Onların bu duruma düşmemeleri için hep birlikte ayağa kalkalım. Silah ve silahlı yollar hiçbir zaman çözüm değildir. Silahların gölgesinde çözümler ortaya çıkmaz, demokrasiler gelişemez. Halkımız, insanımız karanlıklardan, cehaletten kurtulamaz. Ülkemize hep karanlıklar egemen olur.
Gelin, ülkemiz üzerinde, topraklarında bir karanlıklar imparatorluğu yaratmak istemiyorsak, bunun önüne geçelim. Düşmanlıklara, şiddete, kavgaya bir son verelim. Bir diktatör heveslisine dur diyelim. Anayasa sınırlarına dönmesine zorlayalım.
Guetemala halkı Cumhurbaşkanının yolsuzluktan yargılanması için dokunulmazlığının kaldırılmasına nasıl katkı koymuşsa ve dokunulmazlığı kaldırılmışsa, bunu biz de yapalım. Şeffaf demokrasiyi birikte kuralım, geliştirelim. Yeter ki sen, “gayrık yeter” de...
Türkiye’de basın üzerindeki baskıları bir kez daha kınıyor ve susma diyorum...
Ertuğrul Özkök’ün bugünkü Hürriyet gazetesi’ndeki köşe yazısını okumanızı dileğiyle saygılar sunuyorum.
Utan ey büyük adam
Ey büyük adam,
Sen...
Ortadoğu'yu dünyanın en gaddar toprağı haline getiren sen...
***
Ülkesini babasının çiftliği sanan diktatör... Sen...
***
Güya ona karşı savaşıyorum diye kendi kininin davasını sürdüren güya Müslüman kardeş, Sen...
Yazının devamı için tıkla
http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ertugrul-ozkok_10/utan-ey-buyuk-adam_29974660
