İSVEÇ’TE EĞİTİMDE BAŞARILI DEĞİLİZ

İSVEÇ’TE EĞİTİMDE BAŞARILI DEĞİLİZ

Cuma akşamı ABF Huset’te ‘İsveç’e Kitlesel Göçün 50. Yılını Anma Komitesi’ tarafından düzenlenen “50 yılda Eğitim durumumuz. Göçün İlk Yılları ve Günümüz. Gelecekte Nasıl Olmalı” adlı seminerde İsveç’teki Türk Çocuklarının eğitim durumu ele alındı.

EĞİTİM - 2015-11-21 17:12:35 Bu içerik 3454 kez okundu.

MUSTAFA SÖNMEZ / İSVEÇ POSTASI


Türklerin kitlesel olarak İsveç’e gelmeleri 60’lı yılların ortaları kabul ediliyor. Bu gelişlerden üç beş yıl sonra eş ve çocuklarını yanlarına alıyorlar. 70’li yıllardan itibaren çocukların eğitim olayı gündeme giriyor. Aile birleşimleri yoluyla bir anda İsveç’e gelen üç beş bin çocuk karşısında İsveçli eğitim kurumları ilk yıllarda bocalamaya başlıyorlar. 1976 yılında mecliste kabul edilen yasalarla göçmen çocukları için yeni dönemler başlıyor.

Semineri bir konuşmayla açan Haydar Akan, kısaca 50 yıllık durumu değerlendirdi ve “Eğitimde başarılı olduğumuz söylenemez” dedi. Sözü seminerin konuşmacısı Yaşar Pektaş’a bıraktı.


                                                                                      Haydar Akan



Semineri bu konuda küçük  bir rapor hazırlayan öğretmen Yaşar Pektaş devam ettirdi. Yaşar Pektaş, eğitimin durumunu ilk yıllardan ele alarak aşama aşama anlattı. Konuya ilişkin geniş açıklamalarda bulundu. Genellikle ailelerin sorumluluklarını ve eğitime bakış açılarını eleştirdi. Türk grubunun çocuğunun eğitime en az yatırım yapan bir grup olduğunu söyledi. Eğitim kalitesinin yükseltilmesinde ailenin kültürel durumun oynadığı rolü değerlendirdi. Genellikle Türk ailelerin kültürel olarak belli bir gelişmişlik içerinde olmadıklarını belirtti.


                                                                                  Öğretmen Yaşar Pektaş

İsveç’teki birçok bölge okullarında “Tek Dilli Sınıflar” adı altında anadilinde eğitim verilmeye ve bu eğitimin içerisinde “İsveççe Saatleri” yer alıyor. Bu durum daha sonra “İki Dilli, Sınıflar” adı altında 90’lı yıllara kadar sürdürülüyor.



Bugün temel eğitim sistemi içerisinde haftada bir saatlik “Anadil Dersleri” olarak devam ediyor. Bu ders saatlerine karma bir öğrenci grubu damgasını vuruyor. Bu durumdan anadil öğretmenleri memnun değiller. Anaokul öğrencisiyle 5. Sınıf öğrencisi, 6. Sınıf ile 9. Sınıf öğrencisine aynı anda ders veriliyor. Bu da anadilin öğretilmesinde, geliştirilmesinde büyük sakıncalar ortaya koyuyor.


                                     Anadil eğitimi günümüzde tüyleri yolunmuş Denizli Horoz'una benzetildi

Düzenlenen seminerde çocukların anadillerini öğrenmeleri ve eğitime üniversite düzeyinde devam etmelerinde ailelerin yük sorumlulukları bulunduğu vurgulandı. Genellikle Türk ailelerin ekonomik sıkıntı içerisinde olmamalarına rağmen eğitimde belli bir düzeyin yakalanamadığı dile getirildi.


                                                       Emekli öğretmen Bilsel Battal, "eğitim bir kültür meselesidir"

Seminerden sonra hem sorular soran hem de birtakım açıklamalar yapan katılmcıların ortak noktaları “Kültürel az gelişmişlik” üzerinde yoğunlaştı. Çocukların, gençlerin kültürel olarak gelişmelerinde çeşitli alanlarda yapılacak kültürel çalışmaların önemi dile getirilirken aynı zamanda eğitimin hem sınıfsal hem de kültürel bir olgu olduğunun altı çizildi.


                                    Müzisyen Kudret Dilik, "Çocuklarımızın kültürel çalışmalara gereksinimleri var"

Seminere katılımın düşük olması ve her seferinde bilhassa belli insanların gelmesi ister istemez Stockholm’da yaiayan insanlarımız nerede sorusunu usumuza getiriyor. Federasyonlar ve sivil toplum örgütlerinden insanların olmaması ise, başlı başına içerisinde bulunduğumuz bölünmüşlüğün, vurdum duymazlığın bir göstergesi olarak önümüzde duruyor.


                                                   Türk çocuklarına ilk öğretmenlik yapan Marianne Komar

Buradaki toplumu Türkiye’ye karşı sözde temsil ettiğini sanan kimileri bu tür toplantılardan kendisini soyutlamayı bir marifet sayıyor ve  beni, seni, temsil ettiğini sanıyor.


                                                     Seminer sonrası geriye kalanlardan bir grup

Bu seminerin herşeye rağmen eğitim durumuzu irdelemesi ve gerçekleri gözler önüne sermesi açısından önemli bir çalışma olarak görmek gerekir. Bu bağlamda “İsveç’e Kitlesel Göçün 50. Yılını Anma Komitesi”ne teşekkür ediyoruz.

Sende Yorumla...
DİĞER HABERLER