LAİKLİK Mİ, ARA Kİ BULASIN!

LAİKLİK Mİ, ARA Kİ BULASIN!

Yazar, İletişim ve Strateji uzmanı Dr. Naim Babüroğlu 05 Şubat 2026 tarihli yazısını kendi oluru üzerine internet gazetemizde yayınlıyoruz.

TÜRKİYE - 2026-02-06 00:57:07 Bu içerik 681 kez okundu.

İSVEÇ POSTASI

Laiklik mi, ara ki bulasın!

Naim Babüroğlu

Kemalizm altı ilkeye dayanır.

Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Lâiklik, Devrimcilik ve Devletçilik.

★★★

Devlet hayatına yön veren, Bütünleyici İlkeler de vardır:

Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik ve Beraberlik, Yurtta Barış Dünyada Barış, Çağdaşlaşma, Bilimsel ve Akılcılık, İnsan ve İnsanlık Sevgisi.

★★★

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İkinci Büyük Kongresi, 15-20 Ekim 1927’de toplanır.

Bu kongrede, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Halkçılık partinin temel ilkeleri olarak kabul edilir.

1928’de, 1924 Anayasası’nda yer alan laikliğe aykırı, “Devletin dini İslam’dır” ifadesi çıkarılır.

1932 CHP Kongresi’nde, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik eklenir.

Ve “Altı Ok” oluşur.

★★★

5 Şubat 1937’de Altı İlke (Altı Ok), Anayasa maddesi haline getirilir.

Ve “Altı Ok”, devletin de temel ilkeleri olur.

★★★

“Altı Ok”, sadece yakaya asılan bir sembol değil...

Türk Devrimi’nin çağdaşlaşma programıdır.

Ezilen ulusların tümüne örnek oluşturan, bir kalkınma modelidir.

“Altı Ok”un temelinde, tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik anlayışı vardır.

★★★

Altı İlke, birbirini tamamlayan bir zincirin halkalarıdır.

Biri ya da birkaçı yok sayılırsa, birbirinden kopuk değerlendirilirse, “Kemalizm’den söz edilemez.

Mesela, Milliyetçilik ilkesini göz ardı ederseniz, “Altı Ok”u yok edersiniz.

★★★

Eski Türk geleneklerinde din, çıkar amaçlı kullanılmamış, siyaset dışında tutulmuştu.

Hiçbir eski Türk devletinde; din ve mezhep devlet siyasetine yön vermemişti.

Eski Türklerin yaşamlarında laik bir düzen vardı.

★★★

Oysa...

İslam inancında peygamber; öğüt verici, devlet kurucu ve yasa koyucuydu.

Din ve devlet işleri birbirinden ayrılmamıştı.

★★★

Osmanlı Devleti’nde Padişah ve ona yakın dar çevre, ayrıcalıklı konumlarını sürdürmek için, dini vatana ihanet aracı olarak da kullandılar.

Ümmeti oluşturan ve eşit haklara sahip halk, hızla “tebaa” haline getirildi, yönetime katılan değil, yönetilen bir kitle oldu.

Yöneten “çoban”, yönetilen “kul” oldu.

★★★

Halkın yönetime katılması, uzun bir dönemden sonra ilk kez, Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleşti.

“Ümmet” millet, “kul” değerli birey oldu.

★★★

Laiklik ilkesi, elbette birden ortaya çıkmadı...

İstiklal Savaşı’yla başlayan, ardından devrimlerle süren uygulamalar sürecinde oluşturuldu.

Saltanat, hilafet, medrese ve tarikatlara karşı mücadelede olgunlaştı.

★★★

Saltanata karşı Cumhuriyet, hilafete karşı diyanet, medreseye karşı çağdaş okullar, tarikatlara karşı halk örgütlenmeleri kuruldu.

Bu çağ atlamayı, ancak Mustafa Kemal yapabilirdi.

Ve başardı.

★★★

Ve hâlâ bazıları, Atatürk devrimlerinin dine karşı olduğunu söyleyip dururlar.

Çünkü, cehalet bilinçli bir tercih...

Türk devrimi, dine karşı değil, dinle ilgisi bulunmayan kokuşmuş, çürümüş kurumlara karşı yapıldı.

Makalenin devamını okumak için linki tıklayınız:

Laiklik mi, ara ki bulasın! - Naim Babüroğlu - Sözcü

Sende Yorumla...
DİĞER HABERLER