İSVEÇ POSTASI
Pirus Zaferi
Naim Babüroğlu
Kazandı...
Mahkeme salonlarında başlayan yolculuk, genel başkanlık koltuğunda sona erdi.
Yıllar önce seçimle bıraktığı partiye, mahkeme kararıyla döndü.
Mühür teslim edildi.
Yetkiler devredildi.
Ve Kemal Kılıçdaroğlu yeniden CHP Genel Başkanı olarak görevine başladı.
★★★
Ortada bir zafer vardı, ama…
Alkışlar sustuktan sonradır, tarihin en ibretlik sorusu…
Gerçekten kim kazandı?..
★★★
MÖ 279...
Pirus, Epir (Arnavutluk ve Yunanistan arasındaki bölge) kralıdır.
Roma ordularını, İtalya’nın güneydoğusunda Asculum’da yener.
Meydan onundur.
Zafer onundur.
Ama, savaş meydanında yatan askerlerin çoğu da onundur.
Ölen komutanlar onundur.
Tükenen güç onundur.
Kaybedilen gelecek de onundur.
Ve tarihe geçen şu sözü söyler:
“Romalılara karşı bir zafer daha kazanırsam, tamamen mahvolacağım.”
★★★
İtalya’nın güneyine hâkim olmayı hayal eden Pirus, sonunda yarımadanın güneyini de Romalılara bırakmak zorunda kaldı.
Kalan az sayıda askeriyle, Epir’e geri döndü.
MÖ 272’de bir sokak kavgasında bir kadının kafasına attığı taşla öldü.
★★★
O günden sonra, kazanıldığı halde sonu yıkım olan zafere bir isim verildi:
Pirus Zaferi...
★★★
Friedrich Nietzsche şöyle der:
“İnsan savaşırken canavarlaşmamaya dikkat etmelidir. Çünkü uçuruma uzun süre bakarsanız, uçurum da size bakar.”
Siyasette de böyledir.
Rakibinizi yenmek için çıktığınız yol, bazen sizi kendinizden uzaklaştırır.
Kazandığınız koltuk uğruna, korumak istediğiniz tüm değerleri kaybedebilirsiniz.
★★★
Bugün CHP’nin önünde duran fotoğraf, tam da budur.
Evet...
Genel başkanlık kazanılmıştır, ama…
Ne pahasına?..
103 yıllık parti dağılmıştır, bölünmüştür, gücünü yitirmiştir...
Parti içinde güven sorunu ortaya çıkmıştır.
Birlik duygusu zedelenmiştir.
★★★
Jean-Jacques Rousseau der ki:
“Hırs, büyüdükçe sahibini küçültür.”
Hırs gözü kör eder, kulağı da sağır eder.
Ve tarih bunun örnekleriyle doludur.
★★★
Siyasette kazanılan her makam, bir zafer değildir...
Bazen Pirus madalyasıdır.
Ve o madalya, insanın peşini mezarda bile bırakmaz.
Öldükten sonra da insanın boynunda asılı kalır.
★★★
Hegel şöyle der:
“Tarihten alınacak en büyük ders, insanların tarihten ders almamasıdır.”
Belki de siyasetin en büyük trajedisi, işte budur.
Ve her kuşak, daha önce yapılmış hataları yeni isimlerle tekrarlar.
★★★
Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir parti değildir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir.
Bir seçim bürosu değildir.
Bir kariyer planlama merkezi hiç değildir.
Bu parti, Sakarya’nın tozudur.
Dumlupınar’ın dumanıdır.
Lozan’ın imzasıdır.
Cumhuriyet’in ilk nefesidir.
Kasasında, Atatürk’ün emanet ettiği miras vardır.
Duvarlarında, Millî Mücadele ruhu vardır.
“Altı Ok”unda, Cumhuriyet’in değerleri, erdemleri vardır.
Ve en önemlisi...
Milyonlarca insanın umutlarını yeşerten bir hikayesi vardır.
★★★
Atatürk, genç Cumhuriyet’i anlatırken şöyle demişti:
“Cumhuriyeti biz kurduk; onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz.”
Bu söz, yalnızca bir tavsiye değil, kutsal bir emanete sahip çıkmayı anlatır.
Emanete ihanet etmemeyi söyler.
Emaneti gelecek kuşaklara aktarmayı vasiyet eder.
Tartışmaların, ayrılıkların ve kişisel hesapların içinde yıpratmayı değil...
Makalenin devamını okumak için linki tıklayınız:
