Sözcüklerin Vicdanı İsyan Ediyor

Sözcüklerin Vicdanı İsyan Ediyor

Türkçeye büyük emek veren ve bu alanda ortaya koyduğu yapıtlarıyla adından sıkça söz ettiren Emin Özdemir, Cumartesi günü Ankara Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde “Dil ve Yurttaşlık Bilinci” üzerine bir konuşma yaptı.

EĞİTİM - 2013-05-13 23:39:14 Bu içerik 2425 kez okundu.

ANKARA – Değerli dilcimiz Emin Özdemir ilerleyen yaşına karşın hâlâ Türkçemizi savunmaya devam ediyor. Türkçenin Cumhuriyete gelinceye kadar geçen süreç içerisinde gerek Selçuklular  gerekse Osmanlılar döneminde ön plana alınmamasından dolayı Farsça ve Arapçanın etkisinde kaldığını, bugün ise, Fransızca ve İlgilizcenin istilasına uğradığını vurgulayarak en büyük darbeyi 12 Eylül askeri darbesinden sonra yediğini ifade etti: “Türkçemiz hem yozlaştı hem de yozlaştırıldı. Bizi birbirimize bağlayan tek güç dilimizdir. Hiç sözcüklerin vicdanı isyan eder mi? Eğer insanların vicdanı kirlenirse, sözcüklerin vicdanı da isyan eder” görüşünü savundu.

 

Dilin hem ülke hem de ulus açısından hiçbir biçimde yadsınamayacak derecede önemli olduğunu dolaysıyla insanları birbirine bağlayan en güçlü bir bağ olduğunu belirterek; “Duygumuzu, düşüncelerimizi anlatabilmek için, bir dilin bizi birbirimize bağlayabilmesi için o dilin yatağının yabancı ögelerle doldurulmaması gerekir. Geçmiş dönemlerde aydınlarımız konuşmalarında Türkçe sözcükler kullanmaktan bile sakınmışlardır. Mesela ‘güneş’ sözcüğünü bile kullanamamışlardır.  ‘Güneş’ yerine ‘şems’ demişlerdir. Sanki ‘şems’ ‘güneş’ten daha aydınlıkmış gibi... O dönemde Osmanlıca Türkçenin yatağını öyle bir doldurmaya başladı ki, bir insan kendi dilinde bile düşünemez hale geldi. İşte bu nedenle o dönemde bilim adamları yoktur. Bu kısırlığın altında yatan neden dildir. Bu dönem Atatürk’ün Dil Devrimi’ne değin sürmüştür” dedi.
 

Cumhuriyet döneminde bu durumun değiştiğini ve ulusun kendi özünü ortaya koymak için dile büyük önem verildiğine dikkat çekerek; “Atatürk’ün büyük liderliği burada da ortaya çıkıyor. Çünkü Atatürk, bir insanın düşünce gücü gelişmedikçe, hiçbir sistemin amacına uymayacağını çok iyi biliyordu. Bunun içindir ki iki ana konuyu ön plana çıkardı. Dil ve tarih. Yani Ömer Asım Aksoy’un değimiyle dil savaşımızın başkumandanı da Atatürk’tür.” görüşünü dile getirdi.
 

Emin Özdemir bugün gelinen noktanın dilimiz için hiç de iç açıcı olmadığını dünkü Farsça ve Arapçanın yerini Batı dillerinden giren sözcükler aldığını söyledi. Konuşmasına devamla; ” “Bugün ne yazık ki, deyim yerindeyse, Türkçe değil, Türkilizce konuşuyoruz. Bugün insanlar sevincini anlatmak için ‘süper’, hayranlıklarını anlatmak içinse ‘vav’ diyorlar.  ‘Check-up’ yaptırmak için ‘international hospital’lere, ‘weekend’ geçirmek için de ‘the hotel’lere gidiyorlar. İçki içmiyorlar da ‘drink’ alıyorlar. Kritik, ajitasyon, asimilasyon gibi sözcükler  ‘seçkinciliğin belirtisi’ oldu. Bu şekilde konuşmamızda televizyon kanallarının da etkisi büyük” diyerek eleştirilerini sıraladı. Bugün dilde ortaya çıkan yanlışları anlatabilmek için “Sözcüklerin Vicdanı” diye bir kitap yazdırdığını da dile getirerek; “Hiç sözcüklerin vicdanı isyan eder mi? Eğer insanların vicdanı kirlenirse, sözcüklerin vicdanı da isyan eder” ifadesini kullandı.
 

Bugünkü iktidarın okullara Arapça dersleri koyarak dili başka bir biçimde olumsuz etkilemeye çalıştığı ve bunun yanlışlıklarına değindi. Konuşmasının sonunda sorulan soruları yanıtladı. Konuşmasının bitmesinden sonrada kitaplarını imzaladı.


2013-05-13
Mustafa Sönmez / İsveç Postası

Sende Yorumla...
DİĞER HABERLER