İSVEÇ POSTASI
Umut Eğitim ve Sağlık Vakfı’nın yemekli, eğlenceli gecesini bir konuşmayla açan vakıf başkanı Mehmet Erkan Giray; “Vakfımızın 14. Kuruluş gecesine hoş geldiniz. Bundan 14 yıl önce 2001 yılının 10 Kasım’ında 77 kurucu üyeyle kurduğumuz vakfımız, o günden bugüne kadar dimdik ayaktadır. Vakıf olarak çok güzel işler yaptık. Ayakta olmamızın iki sebebi vardır: Birincisi; Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarımızla özverili bir biçimde saygı çerçevesi içerisinde işlerimizi yürütmemizdir. Yaptığımız yardımları için herşeyi en ince ayrıntısına kadar, titiz davranarak, inceleyerek, araştırarak yapıyoruz. Gerek yönetimdeki gerekse üyemiz olan arkadaşlara huzurunuzda tek tek teşekkür ediyorum.
İkincisi; Bizlere her zaman destek veren sizlersiniz. Eğer sizler olmamış olsaydınız bu on dört yıl içerisinde ayakta duramadığımız gibi hiçbir gelirimizde olmazdı. Dolaysıyla da başarılı bir biçimde yardımlarımızı yapamazdık. Daimi sponsorlarımız var, sağolsunlar” diyerek çalışmaları hakkında kısa bilgiler verdi.

Vakıf Başkanı Mehmet Erkan Giray

Gecenin müzisyeni Muharrem Çakmak'tı















Yemek müzikli bir ortamda neşeyle gecenin geç saatlerine kadar sürdü.
Umut Sağlık ve Eğitim Vakfı Başkan Mehmet Erkan Giray ile kısa bir söyleşi yapma olanağımız oldu. Sizlerle paylaşıyoruz.
Vakıf kurulalı on dört yıl oldu. Çalışmalarını başarıyla sürdürüyor. Söz de on dört yıldır vakfın başkanlığını yürütüyorsunuz. Bu bağlamda duygularınızı alabilir myim?
M. Erkan Giray - Umut Eğitim ve Sağlık Vakfı’nı bir arkadaşımızın yardım görüşmesi üzerine kurduk. Arkadaşımız sadece bir kişi için ve bir defa olmak üzere yardımda bulunacaktı. Ben kendisine bir teklifte bulundum. Yanında arkadaşlarıda vardı. Bizim buradaki çocuklarımızın ve Türkiye’deki çocuklarımızın eğitime ihtiyaçları var. Sağlık sorunlarıyla da alakalı sorunlarımız var. İsterseniz bu konuda bir vakıf kuralım dedim. Bir hafta sonra tekrar toplandık ve onlarda bu fikri uygun buldular ve 2001 yılının 10 Kasım’nda vakfı kurduk. Biz bilhassa 10 Kasım’ı özellikle seçtik. Çünkü Atatürk’ün büyük dahi bir kişi olduğunu biliyoruz. O’nun aramızdan ayrılışı ve böyle büyük bir günün doğuşu olsun dedik. O günü özellikle seçtik. O günden bugüne kadar da Türkiye’de birçok yardım isteği olan kuruluşlara, okullara, sağlık merkezlerine yardımda bulunduk. Bu arada Türk Eğitim Vakfı bizimle bir protokol imzaladı. Bu vakfı kanalıyla Türkiye’de bu yıl on tane çocuk okutmaktayız. Ayrıca burada da Pazar günleri ABF Huset’te çocuklarımızın derslerine yardım saatlerimiz var. Türkiye’den bize ulaşan yardım isteklerini titizlikle inceleyerek yardım yapmaya gayret ediyoruz. Bugün buraya gelen dostlara da bir kez daha teşekkür ediyorum.
Erkan Bey, sizin Stockholm’da ‘Türkevi’ kurma çalışmalarınız var. Bu konuda görüşlerinizi alabilir miyiz?
M.E. Giray - Türkevi gerçekte İsveç’te yaşayan Türklerin biraraya gelerek, tek bir noktada birleşebileceği dolaysıyla olması gerekli olan bir kuruluş olması lazım. Biz bunu vakıf kurulduğu zaman ilerki vadede yapabileceğimiz işlerin içerisinde bir Türk Kültürevi ve Türk okulunun kurulmasıni hep düşündük. 2009 yılında Türk Kültürevi Derneğimizi kurduk. Fakat kurmadan iki yıl önce vakıftaki arkadaşlarımla birlikte Türk Federasyonlarını, dernekleri, kuruluşları hepsini dolaştık. Bu bağlamda hem vakfımızı tanıttık hem de Türk Kültürevi’ni nasıl kurabiliriz diye görüşmeler yaptık. Tüzük çalışmaları yaptık ki, üç dört ay sürdü. ABF’te Genel Kurulu’muzu yapıp, yönetimimizi seçecektik fakat tam bu sırada başta İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu olmak üzere Kulu Gelişim Vakfı ve bazı dernekler ayrıldılar. İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu’ndan bir mektup aldık ve diyorlar ki, ‘Biz burada en büyük Federasyonuz ve böyle bir kuruluşun çatısının altına giremeyiz’ görüşünü savunuyorlar. Ben o mektubu saklıyorum. Belki bir gün lazım olur. Türk Kültürevi çatısı altında Türk Gençlik Federasyonu, İsveç Türk Federasyonu, Umut Vakfı ve Türk Tiyatro Derneği var. Ayrıca beş tane de tüzel kişi bulunuyor. Üye aidatları, bağışlar yoluyla elimizde 500 bin krona yakın hesapta bir paramız var.
İsveç’teki vatandaşlarımız Türk Kültürevi’ne nasıl bakıyorlar. Bu konuda gözlemleriniz nedir?
M.E. Giray – Bu salonda da dostlarımız, arkadaşlarımız var. Başka insanlarla da konuşuyorum. Hemen hepsi Türk Kültürevi’nin kurulmasından yanalar. Şimdiye kadar kurulamamasını büyük eksiklik olarak görüyorlar. Örneğin burada bir yemekli eğlence düzenliyoruz seneye hangi salonda düzenleyeceğimizi bilemiyoruz. Halbuki Türk Kültürevi’nin uygun salonu, misafirhanesi ve ders odaları olur. Bizler de buralardan türlü biçimlerde yararlanabiliriz. Türk Kültürevi gerçekten bir ihtiyaçtır. Bir gün o da olur, diye düşünüyorum.
İsveç’teki Türk toplumuna bu bağlamda ne söylemek istersiniz, ne yapmaları gerekiyor?
M. E. Giray – Ben tüm Türk toplumuna gelin bizimle birlikte olun, Türk Kültürevi’ni kuralım, diyorum. İnsanlarımız, işadamlarımız her ay göre durumlarına belli bir bağış da bulunurlarsa, kendilerine fazla bir yük getirmez. Fakat bizler için önemli bir kaynak olur. Bina alımını gerçekleştiririz, düzenlemesini yapar ve halkımızın kullanımına sunarız. Maalesef şöyle bir şey var ki, ben 42 yıl devlet memurluğu da yaptım ve vatandaşlarımızla birebir karşı karşıya da geldim. Buradan da biliyorum ki, maalesef bizim insanımız bazı durumlarda karşılığında herhangi bir çıkar görmediği takdirde gönlünden gelerek bağışta bulunmuyor. Ben, herkese birlik olalım, birlikte olalım ve herhangi bir düşünce etrafında değil ama farklı farklı düşünceler efrafında da bir araya gelebiliriz diyorum. Yeter ki, arzu edelim.
