İSVEÇ POSTASI
İsveç, Türk hükümetinin muhalefet gruplarına karşı takındığı davranış biçiminden dolayı Türkiye'ye yaptırım talep etmeyi planlıyor. Dışişleri Bakanı Ann Linde, bugün diğer AB ülkelerindeki mevkidaşlarından bu konuda destek arayacak. Almanya daha önce bu duruma tepki göstermişti.
Sol Parti'nin Perşembe günü önerisini hem hükümete hem de Dışişleri Komisyonu’nundaki diğer partiler iletmişti. İsveç'in bu konuda yeni bir çizgi izlemesi gerektiği konusunda partiler anlaştılar. Dışişleri Komisyonu, AB'nin Türkiye'deki olumsuz gelişmelere tepkisinin yaptırımlar da dahil olmak üzere çeşitli tedbirler için bir fırsat içermesi gerektiğine karar verdi. Bu bağlamda İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde gerekli temaslar için girişlerde bulunacak.
İsveç Televizyonu’nun internet sitesinde yer alan habere göre, Dışişleri Bakanı Ann Linde, Pazartesi günü AB Dışişleri Bakanları toplantısında Türkiye'ye yaptırımlar konusunda destek arayacak. İsveç Meclisi, AB Komitesi’nin bugün yapacağı toplantıda, Bakan Ann Linde İsveç'in yeni çizgisi hakkında bilgi verecek ve açıklamalarda bulunacak.
Sol Parti'nin dış politika sözcüsü Håkan Svenneling, “Türkiye'ye karşı önemli bir işaret. Bu, Ann Linde'nin bu bağlamda İsveç'in çıtasını yükselteceği ve diğer AB ülkelerinden destek arayacağı anlamına geldiğini” söylüyor.
SVT’ye göre, Türk hükümeti uzun zamandır HDP'yi PKK'nin terörist kolu olarak görüyor ve muhalefet partisinin geleceği artık Türk Anayasa Mahkemesi tarafından kararlaştırılacaktır, görüşünü belirtiyor.
İsveç Haber Ajansı (TT)’na göre de bir AB sözcüsü, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel'in Cuma günü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir video konferans gerçekleştireceğini söylediğini ileri sürüyor.
TT Perşembe günü ABD Dışişleri Bakanlığı'nın HDP'nin yasaklanmasının veya kapatılmasının milyonlarca Türk vatandaşının temsili oylarını kaybedeceği anlamına geldiğini söylediğini bildirdi. ABD'ye göre bu, Türkiye'de "demokrasiyi daha da zayıflatır" görüşü dillendirildi.
TT'ye göre Alman Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, bu yaklaşımın Türkiye'nin gerçekten hukukun üstünlüğüyle yönetilen bir devlet olup olmadığına dair soruları gündeme getirdiğini söylüyor.
