İSVEÇ POSTASI
23 Nisan 1920 açılan Büyük Millet Meclisi, 1. ve 2. İnönü Savaşlarının getirdiği zafer Türkün yurdunu kurtaracağını inancını pekiştirmişti. Mustafa Kemal’in İsmet İnönü’ye, ”Siz orada sadece düşmanı yenmediniz. Türkün makus talihini değiştirdiniz” sözleri bunun en güzel kanıtıdır. Sevr dayatmasına ve iç düşmanlara karşı kazalınan Sakarya Meydan Savaşı’yla Türk’ün 200 yılın üzerinde süren geri çekilişi son bularak, ilerlemesi başladı.
Sakarya utkusu kurtuluşun ayak sesleri Türk’ün ruhunu sardı ve son darbeyi vurmak ve ilerleyişinin durmaması için Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve kurtuluş komutanları, hemen kapsamlı taarruz hazırlıklarına başladılar. Bu hazırlıklar her türlü olumsuzluklara karşın tamamlanarak 26 Ağustos 1922 sabahı saat 04.30 korkunç top atışlarıyla başladı. Kısa sürede Yunan ordusu bozularak geri çekilmeye ve kaçmaya başladı. 30 Ağustos utkusu savaşın kaderini değiştirdi. Türk Ordusu düşmanı denize döktü. 9 Eylül’de Kurtuluşu’nu getiren “Büyük Taarruz”u 103. yıl önce bugün başlamıştı.
Avrupa devletleri Türklerin Anadolu’ya gelişlerini bir türlü kabullenememişler her seferinde ”Barbar” damgasını vurmuşlardır. XI. yüzyılda gerçekleşen Birinci Haçlı Seferi (1095-1102), bunun en canlı örneğidir. Anadolu’dan Türkleri atmayı amaçlıyorlardı. Daha sonra da Batılılar tarafından Doğu Sorunu (Şark Meselesi) olarak 1815 yılında Viyana Kongresi’nde ele alınarak görüşülmüş ve Osmanlı’yı Anadalu’dan atarak topraklarını paylaşım konusunda görüş birliğine varmışlardı.
Batı’nın Türk korkusu yüzyıllar boyunca sürdü. Ellerine en büyük şans Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı’nın paylaşılmasıydı. Bu amaçla hazırlanan Sevr Barış Antlaşması 10 Ağustos 1920 tarihinde kabul ettirilerek Anadolu işgal edilmeye başlandı.
Tarihin cilvesine bakın ki, bu seferde Batılıların karşısına Sarı Paşa’yı 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan Anadolu’ya çıkaradı. Sarı Paşa, işgale karşı çıkarak emperyalistlerin karşısına bir avuç Anadolu insanıyla dikildi. ”Ya İstiklâl, Ya Ölüm” sloganıyla mücadeleye başladı.
Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde alınan kararlar doğrultusunda 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisi’ni açtı. Sevr Barış Antlaşması’nı kabul etmediğini tüm dünyaya duyurdu. Üç buçuk yıl süren en zorlu ve kararlı mücadelenin sonunda yedi düveli dize getirdi. Piyonları Yunan Ordusunu denize döktü. Batılı emperyalistler, 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’nı imzalamak durumunda kaldılar.
Bağımsızlık Savaşı’mızın kurtuluşa giden yolda dönüm noktası olan ve ülkemizin kurtarılmasında en önemli topyekün saldırı olan 26 Ağustos sabahı başlayan Büyük Taarruz, 9 Eylül’de İzmir alınmasıyla sonlandırıldı. Ülke emperyalist çizmelerden kurtarıldı. Tam Bağımsız bir kimliğe ve Türkiye Cumhuriyeti adıyla yepyeni bir Türk Devleti’ne dönüştü.
Batılı Emperyalistler, ABD ile birlikte içlerine İsrail’i de katarak ”Büyük Ortadoğu Projesi” adı altında yürüttükleri proje ve Türkiye’ninde müdahil olduğu plan, ülkemizin başına büyük çoraplar öreceğe benziyor. AKP iktidarı ve destekçileri şunu çok iyi bilsinler ki, Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir. Bunun da üstesinden gelecektir.
Ünlü şairimiz Nazım Hikmet Ran bu anı “Kuvayi Milliye Destanı’nda (Kurtuluş Savaşı Destanı) mükemmel bir biçimde destanlaştırdı. Nazım Hikmet’in o ölümsüz eseri belleklerimizde silinmeden yaşıyor, yaşayacak...
KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI’DAN O BÖLÜM
26 Ağustos 1922, Saat 02.30
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
Şayak kalpaklı adam
Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Güzel, rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerin yanında,
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: “ Üç “ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
Eğildi, durdu.
Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe‘den Afyon ovasına atlayacaktı..
