İSVEÇ POSTASI
Donald Trump'ın ikinci döneminde, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki demokrasi düzeyi 1965'teki seviyelere geriledi. Göteborg Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü ve uluslararası demokrasi araştırma enstitüsü V-Dem'in direktörü Staffan I Lindberg’ "Verilerimize göre, bu ABD tarihinde demokrasideki en büyük düşüş" diyor.
ABD, önceki raporda 24. sıradayken, bu yılki (2025'i kapsayan) raporda, ölçüme dahil edilen toplam 179 ülke arasında 51. sıraya geriledi. Ve bu çok hızlı oldu. Raporun liberal demokrasi endeksi (LDI) olarak adlandırılan ölçüm yöntemine göre, ABD 0,57 puana sahip. Bir önceki yıl, 2024'te, ABD'nin puanı 0,75'ti.
Rapora göre, bu düşüş Macaristan'da Viktor Orbán döneminde dört yıl, Erdoğan'ın Türkiye'sinde ve Modi'nin Hindistan'ında ise on yıl sürdü. Staffan Lindberg, bunun son derece dramatik ve kötüye giden bir değişim olduğunu söylüyor.
Rapor, 2025 yılında ABD'de demokrasinin nasıl darbe aldığına dair uzun bir örnek listesi sunuyor. Hukukun üstünlüğü zayıflatılmış, insan hakları ortadan kaldırılmış ve dini özgürlük azaltılmıştır. Araştırmaya göre, ülkede ifade özgürlüğü II. Dünya Savaşı'ndan bu yana en düşük seviyesine ulaşmıştır.
V-Dem'in direktörü Staffan I Lindberg
Lindberg, en endişe verici şeyin, Kongre'den ve bağımsız kurumlardan başkanın eline gücün aktarılması ve yoğunlaşması olduğunu söylüyor. ABD Adalet Bakanlığı'nı örnek gösteriyor. Uzun zamandır başkandan bağımsız olma geleneğine sahip ve hukukun uygulanmasını sağlaması gerekiyor. Şimdi ise Trump'ın kolunun ve iradesinin bir uzantısı haline geldi, siyasi rakiplerine saldırmaya çalışıyor.
ABD, 50 yıl sonra ilk kez liberal demokrasi değil, seçim demokrasisi olarak sınıflandırılıyor. Bu, ülkede özgür seçimlerin yapıldığı, ancak işleyen bir hukuk devleti ve temel insan hakları gibi unsurların kısmen eksik olduğu anlamına geliyor.
ABD'de yapılacak ara seçimler, ülkenin gelecekte nasıl sınıflandırılacağı konusunda kesinlikle belirleyici olacak. Ve işaretler pek parlak görünmüyor. Sadece Trump değil, yönetimdeki birçok kişi de "kaybedersek, bu hile demektir" görüşünü savunuyor. Lindberg’e göre, o zaman seçime saygı duymadığınızı söylüyorsunuz anlamına geliyor.
