DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN: DENİZ GEZMİŞ, HÜSEYİN İNAN, YUSUF ASLAN

Türkiye'de sol hareketin en önemli isimleri arasında yer alan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, 6 Mayıs 1972'de idam edildiler. Gezmiş, İnan ve Aslan'ın idam cezalarının infazı, Türkiye'nin idam tarihinde de önemli bir yer tutuyor. TBMM’de 3’e 3 sloganlarıyla idam kararını onayladı. Bu slogan Başbakan Adnan Mederes ve iki bakanın idam edilmelerine bir göndermeydi.

DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN: DENİZ GEZMİŞ, HÜSEYİN İNAN, YUSUF ASLAN
DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN: DENİZ GEZMİŞ, HÜSEYİN İNAN, YUSUF ASLAN Admin
Bu içerik 567 kez okundu.

İSVEÇ POSTASI

1968’te ayaklanan üniversite gençliği hem ülke hem de kendi sorunlarına (üniversite reformu) çözümler istiyorlardı. TİP (Türkiye İşçi Partisi) meclise girmiş ve ülke sorunlarının açıkça tartışılmasına çaba harcıyordu. Mecliste kavgasız gün geçmiyordu. TİP’in de yardımıyla gençler birtakım gösterilere hazırdı. Türkiye’de siyasette 1965’ten itibaren çalkantılı dönem ve ABD karşıtlığı hızla yayılıyordu.

Üniversite gençliğinde ”Tam Bağımsız Türkiye” düşüncesi egemen olmaya başlamıştı. Bu koşullarda 12 Mart 1971 Muhtırası (darbesi) geldi. Bu darbeyle devrimci, tam bağımsızlıkçı, ABD emperyalizmi karşıtı gençlik yok edilmeye çalışıldı. Devrimci yüreklere korku salmak için Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972 yılında idam edildiler.

Deniz Gezmiş’in ölüm hakkında düşündükleri*:

”Bir devrimcinin ölümü bile, gündelik olağan eyleminden, olağan mücadelesinden soyutlanamaz. Bir de kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim boynuma. Bunu çok istiyorurn. Cellat falan sokmayacağım yanıma. İğrenç bir şey. Ve dönüp orada beni asan heriflere, asılmamı seyreden heriflere, diyeceğim ki:

Burada ölen yalnızca bedenimdir; ki zaten ölümlüydü, ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz. Düşüncem yaşayacak, diyeceğim.

Sonra avukatlarıma döneceğim. Sizler de, bizler için gelecek kuşaklara. Tanıklık edin,”diyeceğim. Bir devrimci ölüme böyle gider işte. Bayram yerine gider gibi. Ve şunu da söyleyeceğim: Herhangi bir trafik kazasında ölmekten falan da güzeldir bu bizim ölümümüz. Hele böyle olursa.

O sahneyi çok iyi somutladım. Asılma günü gelip çatınca, o sevdiğim giysilerimi giyeceğim. Postallarımı, parkamı. Beyaz ölüm gömleğimi giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. Kesin direneceğim ve giymeyeceğim. Öyle her zamanki gibi, eyleme gidiş tavrımla gideceğim darağacına…

İmam falan gelirse dua mua etmek için, siktir edeceğim. Ve soracaklar bana. O zaman vasiyetim şu olacak: “Cesedim yakılsın,” diyeceğim. Cesedim yakılsın, küllerim de belirsiz bir yere savrulsun. Böylece hem benim isteğimin dışında imam, mezar, dua gibi şeyler olmayacak, hem de asıl, düşüncenin önemli olduğunu kanıtlamış olacağım. 

Aslolan düşüncedir. Önemli olan düşüncedir. Bağımsızlık mücadelesi nasıl olsa sürecek. Bitmeyecek. Ölüm karşısında bütün bu yürekliliği, sana dünya görüşün veriyor. Marksist-Leninist oluşun. Kazancakis'in o romanını bilirsin: “Günaha Son Çağrı”. O kitabın son bölümünde bu duyguyu ne güzel anlatır Kazancakis. Mücadeleyi bırakmamanın o büyük sevincini ne güzel anlatır. İşte o sevinci duyuyorsun. Devrim, öyle bir sarıyor ki insanı, seni bir yerde insanlıktan çıkarıp, insanüstü bir yaratık durumuna getiriyor. Bu da var…”

Deniz Gezmiş’in idam edilmeden önce babasına verilmek üzere yazdığı mektup:

Baba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.

Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…

Oğlun Deniz Gezmiş
Merkez Cezaevi

İlerleyen yıllarda ise o dönem idama onay veren siyasetçiler duydukları pişmanlıkları dile getirdiler. Adalet Partisi kökenli siyasetçilerden Nahit Menteşe, "Asker mutlaka idamlarını istiyordu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları konusunda yanlış yaptık" dedi.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de yıllar sonra, "O günün şartları öyle icap ettiriyordu" diye konuştu. O dönem 25 yaşında olan Gezmiş ve Aslan ile 23 yaşındaki İnan, 6 Mayıs 1972 tarihinde sabaha karşı idam edildi.

Gezmiş, Aslan ve İnan, idam edildikleri gün her yıl farklı etkinliklerle anılıyor. Türkiye'de de sosyal medyada Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için mesajlar paylaşılıyor. Siyasetçiler ve sivil toplum örgütleri temsilcileri de Gezmiş, İnan ve Aslan'ın idam edilmesine ilişkin açıklamalar yapıyor.

(*) Erdal Öz, Deniz Gezmiş Anlatıyor, Cem Yayınevi, İstanbul, 1976

#Deniz Gezmiş #hüseyin İnan #Yusuf aslan #Darağacında üç fidan #İdam #6 Mayıs 1972
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN