İSVEÇ POSTASI
Tarihimizde “İlk Kurşun” denildiği zaman usumuza hemen gazeteci Hasan Tahsin gelir. O’nun 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'e çıkartma yapan seçkin askerlerden oluşan Yunan Efzon Alayı askerlerine Kordonboyu'nda sıktığı kurşun gelir. Dörtyol’da Fransızlara ve onların Fransız askeri elbiselerini giydirerek silahlandırdığı Ermeni çetelerine karşı 19 Aralık 1918 kışında Karakese halkından Kara Mehmet Çavuş tarafından atılmıştır.
Bu olayın öyküsünü emekli öğretmen Mustafa Erdem’den dinleyelim:
“Osmanlı döneminde Fransızlar Dörtyolu işgal ettiler. Bu işgal sonrası burada yaşayan Ermeniler Fransızlarla birlik oldular. Fransızlar, Ermeni gençlerine askeri elbiseler giydirerek silahlandırdılar. Halka zulm etmeye, baskılar uygulamaya başladılar. Ancak o güne kadar Ermeniler ile Türkler arasında hiç bir sıkıntı, kavga yok. Yöre halkı birbirlerinin üzüntülerini paylaşır, sevinçlerine, düğünlerine katılırlar. Komşuluk ilişkileri iyidir, yemeklerini bile paylaşırlar. Fakat bu durumu Fransız işgali tersine çevirir.

Fransız ve özellikle de Ermeni baskı ve zulümleri insanlarda isyan ruhunu ateşliyor. Özerli’den Kara Mehmet Çavuş ve kardeşini yakalarlar. Kardeşini öldürürler. Mehmet Çavuş’a da işkece yaparlar, yaralarlar ama, bir fırsatını bulan Mehmet Çavuş Karakese köyüne kaçarak kurtulur. Köyün muhtarı dedem Küçük Musa’nın yanına gelir. Dedem de köyün ileri gelenlerini toplar ve bu durum karşısında ne yapabiliriz diyerek birlikte karar almaya çalışırlar.
Toplantıdan şu sonuç çıkar: ‘Bugün komşulara yapılan zulümler, yarın bize de yapılır’ denilerek, Fransızlara karşı birleşelim ve bir saldırı düzenleyelim kararı alınır. Böylece eli silah tutan herkes – canları yandıkları için – Mehmet Çavuş önde 30 ya da 40 kişilik Karakeseli grup arkasında ellerine silah, kazma, kürek, bel, sopa türünden ne geçtiyse yanlarına alarak Dörtyol’dan Özerli’ye geçen yolda pusu kuruyorlar.
Fransızlar geceleri devriye geziyorlar, devriye değişimi yapıyorlar. Devriye değişimine giden ve çoğunluğunu Ermeni gençlerinin oluşturduğu 17 kişilik bir askeri grubuna saldırıyorlar. Bu saldırıda 15 asker ölüyor ve iki kaçıyor. Birisi daha sonra ölüyor, diğeri Özerli çayına düşüyor. Fransızlar devriye değişimi grubunun dönmediğini fark edince aramaya çıkıyorlar. Özerli Çayındaki yaralıyı buluyorlar. O da olup biteni anlatıyor. Bir müddet sonrada ölüyor.
Bu olay üzerine Fransızlar Karakese’ye güçlü bir biçimde baskın yapıyorlar. Bir top atışıyla muhtar Küçük Musa’nın konağını vuruyorlar ve sonrada konağa baskın düzenliyorlar. Köylülerde olayı takip ettikleri için silahlarıyla Amanos Dağı’na kaçıyorlar. Fransızlar, köyde yakaladıkları erkekleri öldürüyorlar. Fakat, kadınlar ve çocuklara dokunmuyorlar. Kadınların çoğunluğu Küçük Musa’nın ahırına gizleniyorlar ama, buraya da baskın yapıyorlar. Ahırın kapısını kırarak içeri giriyorlar. Kadınlar korku halinde büzülüyorlar. Tam gidecekleri sırada bir kadının entarisi kımıldıyor. Asker süngüsüyle eteği kaldırıyor ve bir erkek çocuk gözüküyor. Asker tüfeğiyle çocuğa vuruyor ve gözünü kör ediyor.
Türk milisleri
Fransızlar, Amanos Dağı’na doğru yöneliyorlar. Yukarıda amcam İbrahim’e ait bahçede bir havuz vardı. O havuza temiz su geliyor. Köyden iki kişi orada abdest alıp namaz kılmak için orada bulunuyorlar. Fransızlar bunları yakalayarak diri diri kafalarını kesiyorlar. Kafaları kazıklara geçirip bir gün Dörtyol'da gezdiriyorlar. Yerlere atıp top oynuyorlar. Bir Payas’a, bir gün İskenderun’a böylece baskınlar düzenliyorlar, vahşet uyguluyorlar. Tabii, Karakese’ye ve muhtarın konağına baskın yapıyorlar. Yakaladıkları Kara Ali lakaplı bir kişinin de kafasını kesiyorlar. Daha önce söylemeyi unuttum. Havuzun başında kafalarını kestikleri kişini adı Derviş ve soyadı kanunu çıkınca muhtarın önerisiyle ‘Albayrak’ soyadını alıyorlar. Diğeri de gözü kör edilen çocuğun babası Mehmet o da ‘Tekgöz’ soyadını alıyor.
Bu olaylardan sonra Karakeseliler dağa kaçarak orada saklanıyorlar. Bu durum iki yıl sürüyor. Bu olaya da halk arasında kaç kaç deniyor. Maraş olaylarından sonra yavaş yavaş Osmaniye, Erzin, Dörtyol derken adım adım kurtularak sürüyor. Dolaysıyla düşmana atılan ilk kurşun Dörtyol’dan Özerli’ye gelen yol üzerinde 15 Aralık 1918 tarihinde atılmış oluyor.”
Bir hayırseverin girişimiyle Karakese’ye İlk Kurşun Müzesi kuruluyor. Burada gelen ziyaretçilere çay, kahve ve yemekler hizmeti veriliyor. Müzede o yıllarda kullanılan tüfekler, kılıçlar, tarım araçları, radyolar, daktilolar, eski paralar ve adları geçen kişilerin resimleri ve yazışmalar bulunuyor.


İlk Kurşun Müzesi

